25 Eylül 2026 - Cuma

Çukurova’dan Dünyaya: Altın Koza Gerçeği

BAKIŞ AÇISI ..

Yazar - HÜSEYİN YETİŞ
Okuma Süresi: 4 dk.
66 okunma
HÜSEYİN YETİŞ

HÜSEYİN YETİŞ

yetis.huseyin@gmail.com - 0 (545) 3649543
Google News

Adana Büyükşehir Belediyesi Tiyatro Salonu’nda gerçekleştirilen 33. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali basın toplantısını bir basın mensubu ve bu kentin bir evladı olarak yerinde takip ettim. Salon tıklım tıklım, basının ilgisi en üst düzeydeydi. Kürsüde Adana Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Güngör Geçer, festivalin emektarlarından değerli sanatçı Menderes Samancılar, Nebil Özgentürk, İsmail Timuçin, Esin Küçüktepepınar, Mahmut Göğebakan ve Hüseyin Orhan vardı. Karşılarında ise Çukurova Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Kurtul Çakın, TSYD Adana Şube Başkanı Engin Kamber ve kentin yükünü omuzlayan meslektaşlarım...
Toplantıyı dinlerken bir yanda gazeteci kimliğimle notlarımı alıyor, diğer yanda ömrünü spora, karate dojosundaki o disipline adamış bir antrenörün gözüyle meseleyi süzüyordum. Spor ve sanat, birbirine çok benzer. Her ikisi de disiplin, ter, adanmışlık ve en önemlisi "omurga" ister. Kolay zamanların değil, zor şartların direncidir ikisi de. Nitekim Yürütme Kurulu Üyesi İsmail Timuçin’in paylaştığı rakam tam da bu direncin resmiydi: Dünyada ve ülkemizde yaşanan tüm ekonomik krizlere rağmen sinemada olağanüstü bir hareketlilik var ve bu yıl tüm dallarda tam 1148 eser festivale başvurmuş. İşte bu, sanata ve kentin hafızasına sahip çıkmanın en somut göstergesidir.
Bu yıl festival sadece sinema konuşmuyor; Çukurova’nın toprağına, suyuna, geleceğine sahip çıkıyor. Festivalin bu yılki mottosu "çevre duyarlılığı" ve hayatımızı sinsice kuşatan "mikroplastik kirliliği" üzerine kurulmuş. Sinema, bakıp da göremediğimizi gösteren bir aynadır. Denizlerimize, toprağımıza karışan plastik atıklarla mücadelenin Adana’dan bir çığlık olarak yükselmesini çok ama çok kıymetli buluyorum. Üstelik festivalde sinemayla buluşturulacak her bir çocuk için bir fidan dikilecek olması, ciğerlerimizi yakan orman yangınlarının ardından bu kente verilecek en güzel nefes, en anlamlı mesajdır. 24 üniversiteden gelecek 200 öğrencinin bu şehirde ağırlanacak olması da cabası.
Ancak toplantıda içimin yağını eriten, bu toprakların yetiştirdiği usta oyuncu Menderes Samancılar’ın ve Nebil Özgentürk’ün duruşu oldu. Dünyanın gözü önünde, hemen yanı başımızda Filistin’de yaşanan o vahşi zulme, katliama Müslüman ülkelerin seyirci kalmasını kürsüden açıkça kınadılar. Hakiki sanatçı, sadece kameranın arkasında değil, insanlık dramının karşısında da eğilmeyen, sözünü sakınmayan insandır. Festivalde bu zulmü anlatan "NAZA" belgeselinin gösterilecek olması, Altın Koza’nın sadece bir şenlik değil, bir insanlık manifestosu olduğunun da kanıtıdır.
Hüseyin Orhan’ın da belirttiği gibi, 1969’dan bu yana bu festivalin dimdik ayakta kalmasının yegane sebebi Adana halkıdır. Yaşar Kemal’lerin, Orhan Kemal’lerin, Yılmaz Güney’lerin, Muzaffer İzgü’lerin ve elbette o içli sesleriyle bu halkın dertlerine tercüman olan Müslüm Gürses’lerin, Ferdi Tayfur’ların yetiştiği bu topraklar, kültürel bir mozaiktir. Mahmut Göğebakan’ın anlattığı, festivali sinema salonlarının dışına çıkarıp Adana'nın ilçelerine ve 2023 depremlerinden etkilenen diğer şehirlere taşıma vizyonu, işte bu halkçı ruhun eseridir.
Sözün özü: İkiyüzlülüğün, çıkarcılığın ve yalan dolanın kol gezdiği modern dünyada; sanata, çevreye, insana ve mazlumun sesine sahip çıkan bir Altın Koza var karşımızda. Çukurova’nın sıcağında, dürüstlüğün ve onurun safında durarak bu festivali büyüten, emeği geçen herkese selam olsun. Biz de hem kalemi dik tutan gazetemizle hem de dojo disiplinimizle bu kentin değerlerini savunmaya, maskeleri düşürmeye ve doğruları yazmaya devam edeceğiz!
#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Tüm Yazıları