28 Mayıs 2026 - Perşembe
BÜLTEN VAR, DESTEK YOK: YEREL BASIN KİMİN İÇİN DİRENİYOR?
HÜSEYİN YETİŞ YAZIYOR..
Yazar - HÜSEYİN YETİŞ
Okuma Süresi: 5 dk.
53 okunma

HÜSEYİN YETİŞ
yetis.huseyin@gmail.com - 0 (545) 3649543Anadolu’nun sesini, ilçenin soluğunu, mahallenin derdini dünyaya duyuran yerel basın, tarihinin en karanlık, en sancılı dönemlerinden birini yaşıyor. Sektörün içinden yükselen o acı feryat aslında her şeyi özetliyor: "Sadece e-mail gönderiyorlar, hiçbir destek yok!"
Evet, bugün yerel gazeteler adeta birer "bülten askısı" gibi görülmek isteniyor. Kamu kurumları, yerel yönetimler, odalar ve dernekler kendi PR (halkla ilişkiler) çalışmalarını, açılışlarını, başarı hikayelerini sayfa sayfa, upuzun metinlerle e-posta kutularımıza yağıyor. İş haber yapmaya, kendi reklamlarını yerel halka ulaştırmaya geldiğinde e-postanın "gönder" butonuna basmak çok kolay. Peki ya o gazetenin dönen çarkları? O web sitesinin sunucu giderleri? O haberin peşinde koşan muhabirin alın teri? Orada koskoca bir sessizlik hakim.
Üstelik Kurban Bayramını kutluyoruz... Herkes tatil planları yaparken, kurbanlık telaşına düşerken yerel basın mensupları bu bayrama boynu bükük, kara kara düşünerek giriyor. Bayram demek, çalışanların maaşları, bayram ikramiyeleri ve ekstra giderler demek. Resmi kurumların uzun bayram tatili boyunca resmi ilan gelirlerinin tamamen kesilmesi demek. Birçok kurum bayram tebrik bültenlerini peş peşe e-posta ile gönderirken, iş o tebriklerin altına bir reklam desteği koymaya geldiğinde yine cepler kapalı, bütçeler kilitli. Gazeteci, bayramda da sahada; bayram namazından kesim alanlarına, bayramlaşma törenlerinden nöbetçi eczane listelerine kadar halkın bilgi alması için koşturacak. Ama kendi evine, çoluğuna çocuğuna bayramı nasıl yaşatacağını soran yok. Yerel basın bu Kurban Bayramı'na adeta bir varoluş mücadelesi vererek, can çekişerek giriyor.
Girdi maliyetleri zaten dağları aşmış durumda. Döviz endeksli kağıt fiyatları, kalıp maliyetleri, mürekkep giderleri yerinde durmuyor. Akaryakıta gelen her zam, gazetenin dağıtım ağına vurulan bir darbe demek. Personel maliyetleri, sigorta primleri, büro giderleri ve sürekli artan elektrik faturaları zaten zar zor ayakta duran yerel işletmeleri nefessiz bırakıyor. Basın İlan Kurumu’nun resmi ilan tarifelerindeki güncellemeler, bu devasa maliyet enflasyonunun karşısında ne yazık ki sadece pansuman tedbiri olarak kalıyor.
Peki, yerel yönetimler ve şehrin dinamikleri ne yapıyor? Çoğu zaman görmezden geliyor. Yerel basını sadece seçim dönemlerinde veya bayramlarda bedava tebrik yayınlatacak bir mecra sananlar büyük bir yanılgı içinde. Unutulmamalıdır ki; yerel basının sustuğu bir şehirde demokrasi topallar, halkın sesi kısılır, yolsuzluklar ve aksaklıklar karanlıkta kalır.
Ne yapmak lazım?
Çözüm yolları aslında net ve acildir:
Bülten Milliyetçiliğine ve "Bedava" Bayram Tebriklerine Son Verilmeli: Kamu kurumları ve belediyeler, sadece e-posta göndererek sorumluluktan kaçamazlar. Şehrin gazetesine içerik ve bayram tebriği gönderen her kurum, o gazetenin yaşaması için yerel reklam ve abonelik desteği sağlamayı bir görev bilmelidir.
Abone ve Reklam Seferberliği: Yerel esnaf, sanayi odaları ve sivil toplum kuruluşları, kendi şehirlerinin markalarına ve gazetelerine sahip çıkmalıdır. Ulusal medyanın devasa bütçelerine akıtılan reklamların küçük bir kısmı yerel basına can suyu olabilir.
Dijital Dönüşüm Teşvikleri: İnternet gazeteciliğine geçiş süreçlerinde yerel basına teknolojik altyapı, sunucu maliyetleri ve yazılım destekleri hibe veya fonlarla sağlanmalıdır.
Vergi ve SGK Kolaylıkları: Anadolu basını istihdam sağlamaya çalışırken, ağır vergi yükleri ve SGK primleri altında ezilmektedir. Yerel basın işletmelerine özel bir muafiyet ya da indirim baremi getirilmesi şarttır.
Eğer bugün yerel basına omuz vermez, sadece kendi bültenlerimizin yayınlanmasını bekleyip sırtımızı dönersek; yarın sesimizi duyurmak istediğimizde çalacak bir kapı bulamayacağız. Yerel basını yaşatmak, bu şehrin hafızasını, kültürünü ve geleceğini yaşatmaktır. Gelin, e-posta göndermekten daha fazlasını yapalım; bu bayram arefesinde bu sese kulak verelim, bu çınarı hep birlikte ayakta tutalım.
Yorumlar (0)
Tüm Yazıları