28 Mayıs 2026 - Perşembe

Nerede O Eski Bayramlar? Yıkılan Baba Ocağı, Dinmeyen Memleket Hasreti

HÜSEYİN YETİŞ YAZIYOR

Yazar - HÜSEYİN YETİŞ
Okuma Süresi: 6 dk.
145 okunma
HÜSEYİN YETİŞ

HÜSEYİN YETİŞ

yetis.huseyin@gmail.com - 0 (545) 3649543
Google News

 

Zaman ne çabuk akıp gidiyor... Takvim yaprakları hızla devrilirken, önümüz yine bir Kurban Bayramı. Ama ne zaman bir bayram yaklaşsa, yüreğimin bir köşesinde o eski, çocukluk  yıllarımın bayramları, Hatay Hassa’nın o bitmek bilmeyen enerjisi ve dayanışması canlanır. Burnuma tütüyor o günler, o kokular, o samimiyet...

Benim çocukluğum Hatay’ın Hassa ilçesinde, o güzelim Aktepe’de geçti. Bizim buraların bayram hazırlığı haftalar öncesinden başlardı. Hele bayram yaklaştı mı, Hacı Bay Dayı köye koyunları getirirdi. Rahmetli babam Topçu Yetiş, hiçbir şeyi son güne bırakmazdı; bir hafta öncesinden kurbanlığımızı seçer, alır gelirdi. O kurbanlık bizim misafirimiz olurdu adeta; evin önünde sevgiyle, özenle beslerdik bayram sabahına kadar.

Evimizde ise apayrı bir telaş hakim olurdu. Rahmetli anam Gülüstan Yetiş ve kız kardeşlerim kolları sıvar, bayram temizliğine girişirlerdi. O mis gibi temizlik kokusuna, sacın üzerinde tıkır tıkır pişen, bayramın vazgeçilmezi yufka ekmeklerinin kokusu karışırdı. Arefe günü geldiğinde ise içimizi çocukça bir heyecan kaplardı; ellerimize kınalar yakılır, bayram sabahı erkenden kalkıp babamızın arkasından camiye, bayram namazına giderdik.

Aktepe’de sadece bayramlar değil, günlük hayatın her anı bir başka heyecanla yaşanırdı. Hatay Hassa'da düzenlenen Kaymakamlık Futbol Turnuvası'nda heyecan her daim dorukta olurdu. Bizim Aktepe, bu geleneksel turnuvada her yıl şampiyonluğu kimseye kaptırmaz, kupayı evine götürürdü. Şampiyonluk kupasını çok değerli büyüğüm Adana Eski Valisi Hassa Eski Kaymakamımız Cahit Kıraç'ın ellerinden almak başka bir gururdu bizler için.O efsane şampiyon takımda "Kelpeten" Mustafa Siner fırtına gibi eser, her sezon gol kralı olurdu. Kimler yoktu ki o unvanı göğüsleyen efsane kadroda... Hassa Belediye Başkanı olan abim Selahattin Çolak, abim Cafer Göçer, abilerim Arif Kızkapan, Hasan Şıkça, Muhammed ve Recep Semerci, Seyfettin Araz, Metin Yüksel ve takımın arkasındaki o muhteşem itici güç, meşhur amigomuz İzzet Şıkça... Hepsi o efsane takımın unutulmaz birer parçasıydı.Onları çok ama çok özledim.  

Hayatımıza değer katan, çocukluğumuzu ve gençliğimizi güzelleştiren o kadar çok isim var ki hafızamda... çok değerli abilerim Ali, Ekrem, Şaban Çağlak ve Nursi Çağlak abilerim; mahallemizin, sokağımızın tadı tuzu olan çok değerli komşularımız Münir Bey, Bünyamin Kılıç, Nevzat Siner, Muharrem Siner, Şükrü Göçer, Abdurrahman Göçer abilerim... Her daim saygı duyduğum Şahin Keskin abim ve vefasını unutamadığım Celal Güneş kardeşim... Yanık sesiyle türkülerimize can veren, o güzel yorumuyla yüreklerimizi ısıtan çok değerli abim, TRT Sanatçısı Muzaffer Gök... Yıllar geçmesine rağmen bir türlü göremediğim, hasretini çektiğim canım kardeşlerim... Düğünlerin vazgeçilmez isimleri Mustafa Kılınç ve Hayrettin Yeniçeri ile bana sadece sporu değil, hayatı da öğreten çok kıymetli karate öğretmenim Abdullah Gök... Hepsi bu fani dünyada bizlere unutulmaz güzellikler yaşattılar, derin izler bıraktılar.

Sonra... Sonra hayat araya girdi, yıllar acı tatlı anılarıyla geçti.

Önce direkler yıkıldı, çınarlar devrildi. Canım babam Topçu Yetiş’i 1997 yılında, başımızın tacı anam Gülüstan Yetiş’i ise 2011 yılında ebediyete uğurladık. Mekanları cennet olsun... Onların gidişiyle o eski bayramların neşesi de biraz boynu bükük kaldı. Kardeşlerim her biri yuvalarını kurup gurbete gittiler. Bugün Aktepe’ye dönüp baksam, o çocukluğumuzun geçtiği, kahkahalarla, türkülerle ve futbol maçlarındaki o tatlı rekabetle yankılanan baba ocağımızın yerinde yeller esiyor.

Bizler de gurbeti mekan bildik kendimize. Hayat bizi aldı, Adana Seyhan’a, Dumlupınar Mahallesi’ne getirdi. Burada yeni dostlar edindik, yeni çevreler kurduk, acıyı tatlıyı paylaşarak yaşamaya devam ediyoruz. Ancak ne kadar mutlu olursak olalım, ne kadar güzel sofralar kurarsak kuralım, içimizdeki o çocuk her bayram sabahı Aktepe’deki o top sahasına, o neşeli sokaklara, o eski eve dönmek istiyor.

Şimdi yine Adana’da, Dumlupınar Mahallesi’nde bir bayramı daha birlikte karşılamaya hazırlanıyoruz. Dostlarla bir aradayız, şükürler olsun ama içimizde hep o bilindik, o tanıdık burukluk... O eski günlerin tadı gerçekten bir başkaydı. Çünkü o günlerde bayramlar ve hayat, sadece takvimdeki günlerden ibaret değil; bir arada olmanın, samimiyetin, komşuluğun ve saf sevginin adıydı.

Bu bayram vesilesiyle, başta ahirete göç etmiş anne ve babamız olmak üzere tüm geçmişlerimizi rahmetle anıyor; Hassa'daki, Aktepe'deki o güzel günleri, o güzel türküleri paylaştığım tüm abilerime, kardeşlerime, gurbetteki sevdiklerime ve Adana’mdaki yeni dostlarıma huzurlu, mutlu, eski bayramların samimiyetini aratmayacak bir bayram diliyorum.

Bayramınız mübarek olsun.

#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Tüm Yazıları