23 Ocak 2026 - Cuma
Kürtler ve Türk Bayrağına Hakaret Meselesi
bayrakk
Yazar - HÜSEYİN YETİŞ
Okuma Süresi: 2 dk.
50 okunma

HÜSEYİN YETİŞ
yetis.huseyin@gmail.com - 0 (545) 3649543Bu ülkede iki kelime yan yana gelince tansiyon hemen yükseliyor: Kürtler ve Türk Bayrağı. Oysa mesele, sanıldığı gibi bir halk meselesi değil; açık ve net söyleyelim, ahlak, hukuk ve provokasyon meselesidir.
Türk Bayrağı bu topraklarda yaşayan herkesin ortak sembolüdür. Kürt’ün de, Türk’ün de, Arap’ın da, Çerkes’in de… Şehitlerin kanıyla yoğrulmuş bir değere hakaret, hangi gerekçeyle olursa olsun kabul edilemez. Buna göz yummak da, sessiz kalmak da suça ortak olmaktır.
Ama işin bir de şu yüzü var:
Bayrağa hakaret eden birkaç provokatörü alıp milyonlarca Kürt vatandaşın üzerine boca etmek, işte asıl tehlike budur. Çünkü bu ülkenin Kürtleri, bu bayrağın altında askerlik yaptı, şehit verdi, vergi verdi, ekmeğini kazandı. Bayrağa hakaret edenler Kürt halkını temsil etmez; sadece kirli bir oyunun figüranıdır.
Buradan açıkça söylüyorum:
Bayrağa uzanan el kimden gelirse gelsin kırılmalıdır. Ama bir halkı topyekûn suçlamak, yangına benzin dökmekten başka bir işe yaramaz. Provokasyon tam da bunu ister: Toplumu bölmek, birbirine düşürmek, ortak geleceği zehirlemek.
Devlete düşen görev nettir:
Hakareti yapanı bul, yargıla, cezalandır. Ama adaleti kimliğe göre değil, fiile göre uygula.
Topluma düşen görev de nettir:
Öfkeyi değil aklı büyütmek. Suçluyla halkı ayırabilmek.
Unutmayalım…
Bu bayrak sadece bir kumaş parçası değildir; ama bu ülke de sadece tek bir kimlikten ibaret değildir. Bayrağı korumak, halkları karşı karşıya getirmekle değil; hukuku, adaleti ve ortak vicdanı ayakta tutmakla olur.
Bugün ihtiyacımız olan şey bağırmak değil, ayırt edebilmek.
Provokatörle vatandaşı, düşmanlıkla eleştiriyi, hakaretle özgürlüğü…
Aksi halde kaybeden bayrak da olur, kardeşlik de.
Yorumlar (0)
Tüm Yazıları