23 Mayıs 2026 - Cumartesi

Eğitimde Güvence Bir Lütuf Değil, Geleceğe Yatırımdır

MEF

Yazar - HÜSEYİN YETİŞ
Okuma Süresi: 3 dk.
13 okunma
HÜSEYİN YETİŞ

HÜSEYİN YETİŞ

yetis.huseyin@gmail.com - 0 (545) 3649543
Google News

 

Bir ülkenin geleceği, sınıf tahtasının önünde duran, atölyesinde tezgâhın başında bekleyen eğitimcinin motivasyonu kadardır. Bizler bugün her fırsatta genç nüfusumuzla övünüyor, mesleki eğitimin istihdamdaki hayati rolünden bahsediyoruz. Ancak bu eğitimi sırtlayan, memleketin dört bir yanındaki hayat boyu öğrenme merkezlerinde, halk eğitimlerinde ve okullarda fedakârca ter döken usta öğreticilerimiz ile ücretli öğretmenlerimizin durumunu ne yazık ki görmezden geliyoruz.

Meslek Eğitimciler Federasyonu’nun (MEF) geçtiğimiz günlerde Selma Coşan ve Hüseyin Yetiş ile birlikte yüksek sesle dile getirdiği haklı talep, aslında sadece bir meslek grubunun değil, topyekûn eğitim sistemimizin kanayan bir yarasına parmak basıyor: Kadro ve Mesleki Güvence.

Yılların Emeği, "Ücretli" Kelimesine Sığdırılamaz

Bugün binlerce ücretli öğretmen ve usta öğretici, asgari ücret sınırlarında, hatta bazen ders saati hesaplamaları yüzünden onun da altında kalan komik rakamlarla, hiçbir mesleki güvencesi olmadan yarınlara nesil yetiştiriyor. Yaz tatili geldiğinde sigortası kesilen, geleceğe dair plan yapamayan, "Acaba önümüzdeki dönem ders alabilecek miyim?" kaygısıyla yaşayan bir eğitimciden, mesleğine tam anlamıyla odaklanmasını beklemek ne kadar adildir?

Bu insanlar bu ülkeye dışarıdan ithal edilmedi. Yıllardır eğitim camiasının tam kalbindeler. Bilgi birikimleriyle, tecrübeleriyle, usta-çırak ilişkisiyle bu ülkenin sanayisine, üretimine ve sanata ara eleman değil, "aranan eleman" yetiştiriyorlar.

Eğitimde süreklilik esastır. Sürekliliğin olmadığı yerde aidiyet, aidiyetin olmadığı yerde ise tam anlamıyla başarı yakalanamaz.

Talepler Net: İyileştirme, Özlük Hakları ve Kadro

Eğitim sistemimizin omurgasını oluşturan bu emekçilerin talepleri lüks ya da ulaşılamaz değil. Federasyonun da altını çizdiği üzere:

  • Çalışma Şartlarının İyileştirilmesi: İnsani ve mesleğe yakışır koşulların sunulması.

  • Özlük Haklarının Güçlendirilmesi: Kıdem tazminatı, kesintisiz sigorta ve emeklilik haklarının güvenceye alınması.

  • Kalıcı Kadro: Yıllardır bu sisteme emek veren deneyimli kadronun kalıcı istihdam modeliyle ödüllendirilmesi.

Gençlerimizi emanet ettiğimiz, "geleceğimizin teminatı" dediğimiz çocukları eğiten insanları güvencesiz bırakmak, aslında o çocukların geleceğini de riske atmaktır.

Yetkililere Çağrı: Bu Sese Kulak Verin

Milli Eğitim Bakanlığı başta olmak üzere tüm yetkili kurumların, Meslek Eğitimciler Federasyonu’nun ve binlerce eğitim emekçisinin bu haklı çığlığına kulak tıkama lüksü yoktur. Mesleki ve teknik eğitimi memleket meselesi olarak görüyorsak, önce o eğitimi veren "usta"ların haklarını teslim etmek zorundayız.

Eğitimde adaleti sağlamadan, üretimde ve kalkınmada adaleti sağlayamayız. Ücretli öğretmenlerimizin ve usta öğreticilerimizin hak ettikleri kadrolara kavuşması lütuf değil, gecikmiş bir haktır. Gerekli yasal düzenlemelerin bir an önce hayata geçirilmesi dileğiyle...

#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Tüm Yazıları