Zor Günlerin Sessizliği
yetiş

HÜSEYİN YETİŞ
yetis.huseyin@gmail.com - 0 (545) 3649543
İnsan, hayatının en ağır sınavlarını yaşarken bir gerçeği acı şekilde öğreniyor: Kalabalıklar çok, omuz veren az…
Eşim Halime Fidan Yetiş, günlerdir Adana Şehir Hastanesi’nde dil kanseri teşhisiyle tedavi görüyor. Hastane koridorlarında geçen her gün, sadece bir hastalıkla değil; aynı zamanda yalnızlıkla, sessizlikle ve vefasızlıkla da mücadele ediyoruz.
Zor günler, insanın çevresini yeniden tanıdığı günlerdir. Kim dost, kim sadece iyi günde yanındaymış; işte o zaman ortaya çıkar. Yıllarca aynı sofrayı paylaştıklarımız, aynı yolda yürüdüklerimiz, aynı davalarda omuz omuza durduklarımız bugün yalnızca sosyal medyada bir “geçmiş olsun” yorumu ile vicdanlarını rahatlatıyor. Bir tuşa basıp dua emojisi koymak kolay… Ama kapıyı çalıp “Bir ihtiyacınız var mı?” demek zor.
Maddi destekten söz etmiyorum sadece. Elbette hastalık, beraberinde büyük masraflar getiriyor. Ama bazen bir telefon, bazen bir ziyaret, bazen “Ben buradayım” demek; paradan çok daha kıymetli. Ne yazık ki bu da yok. Herkes izleyici… Acıyı uzaktan seyreden, başına gelmediği sürece hissetmeyen bir kalabalık var karşımızda.
En acısı da şu: Zor günlerinde yanında olan emektar insanlar, iş yardıma gelince unutuluyor. İyilik, fedakârlık, vefa; hepsi hatıralarda kalıyor. İnsan, kendi sınavı gelince yalnız bırakılıyor. Bugün Halime’nin hastane odasında yaşanan sessizlik, aslında toplumun sessizliğidir.
Bu bir sitem yazısıdır ama aynı zamanda bir hatırlatmadır. Hastalık kapıyı çaldığında kimse “Beni ilgilendirmez” deme lüksüne sahip değildir. Çünkü hayat adildir; bugün izleyen, yarın sınanan olabilir.
Unutmayalım:
Zor günler geçer…
Ama zor günde gösterilen vefa ya da vefasızlık, insanın kalbinde kalır.