RAMAZAN KÜLTÜRÜ-2
KÜLTÜR-RAMAZAN -TERAVİH-SAHUR-İFTAR

MUHARREM PALA (EĞİTİMCİ- ŞAİR VE YAZAR)
yetis.huseyin@gmail.com - 05453649543RAMAZAN KÜLTÜRÜ-2
Ramazan ayının o kendine has dokusunu tamamlayan en canlı unsurlar, kuşkusuz işitsel geleneklerimizdir. Sahurun sessizliğini bölen davul sesi, iftar vaktinin müjdecisi olan top atışı ve bu ikisi arasına yerleşmiş o eşsiz maniler; kültürel kimliğimizin ayrılmaz birer parçasıdır.
Ramazan’ın kalbi sahurda atmaya başlar. Gün doğmadan önceki o loş vakit, sadece bir yemek yeme anı değil, manevi bir hazırlığın başlangıcıdır.
Teknolojinin, alarmların ve telefonların olmadığı dönemlerde Ramazan davulcusu; mahallenin uykusunu bekleyen ve onları uyandırmakla görevli olan kişidir. Davulcu, sadece gürültü çıkaran biri değil, mahallenin nabzını tutan bir "uyandırıcıdır".
Davulun ritmine eşlik eden Ramazan manileri, bu geleneğin edebiyatıdır. Genellikle halkın dilinden döklen; bazen nüktedan, bazen de nasihat dolu dörtlüklere dayanır.
Bak geldi mübarek ay,
Sofrada eksik olmaz çay,
Davulun sesiyle uyan,
Sahura kalkmak ne kolay!
Orucun sona erdiği an olan iftar, Türk kültüründe büyük bir disiplin ve sabrın zaferi olarak kutlanır.
Saatin ve radyonun yaygın olmadığı dönemlerde iftar topu, tüm şehrin aynı anda haberdar olması için başlatılmıştır. Bugün bile modern şehirlerde, vaktin girdiğini bildiren o gümleme sesi duyulmadan çorba kaşığı kâseye uzanmaz.
Top sesinin ardından oruç genellikle su, hurma veya bir zeytin tanesiyle açılır. Bu, hem sünnete uygunluk hem de mideye verilen nazik bir "başlangıç" selamıdır.
Sahurda davul sesiyle başlayan o niyetli bekleyiş, gün boyu süren bir nefis terbiyesine dönüşür ve akşamın serinliğinde patlayan top sesiyle bir şölene evrilir. Bu döngü, toplumun her kesimini aynı ritimde buluşturur.
"Ramazan Kültürü-3" ile geçmiş ve şimdiki Ramazanları karşılaştırmalı olarak ele alacağım.
Dualarınız kabul olsun.
Muharrem PALA
Şair - Yazar