25 Bin Antrenör Sokakta: Bu Vurdumduymazlık ne zaman sona erecek ?
Tasarruf tedbirleri bahanesi ile Halk Eğitim Merkezlerindeki görevlerine son verilen Gençlik ve Spor Bakanlığı (GSB) bünyesindeki Eğitim Yönetim Sistemi (EYS) üzerinden görevlendirilmeyi bekleyen tam 25 bin sözleşmeli antrenör, 21 aydır evine ekmek götür

HÜSEYİN YETİŞ
yetis.huseyin@gmail.com - 0 (545) 3649543
Türkiye’nin dört bir yanında milyarlarca lirik kamu kaynağıyla, yani tüyü bitmemiş yetimin hakkıyla devasa spor tesisleri inşa ediliyor. Övünmeye gelince mangalda kül bırakmayanlar, iş icraata ve bu tesislerin içinin doldurulmasına gelince derin bir sessizliğe gömülüyor. Karşımızda tam anlamıyla bir basiretsizlik, tam anlamıyla bir yönetim krizi var!
Tasarruf tedbirleri bahane edilerek Halk Eğitim Merkezlerindeki görevlerine son verilen ve Gençlik ve Spor Bakanlığı (GSB) bünyesindeki Eğitim Yönetim Sistemi (EYS) üzerinden görevlendirilmeyi bekleyen tam 25 bin sözleşmeli antrenör, tam 21 aydır evine ekmek götüremiyor. 21 ay! Dile kolay, neredeyse iki yıl! Bir insanın, bir eğitimcinin hayatından, emeğinden iki yılı çalmak bu kadar kolay mı?
Meslek Eğitimciler Federasyonu Genel Başkan Yardımcısı Mail Duyu’nun feryadı, aslında sistemin nasıl tıkandığının ve liyakatsizliğin hangi boyutlara ulaştığının açık bir kanıtıdır. Sayın Duyu’nun da altını çizdiği gibi; "Kamu tesisleri hiç kimsenin şahsi kullanım alanı değildir, babasının çiftliği hiç değildir!"
İki Bakanlık Arasında Pinpon Topuna Dönen Hayatlar!
Bugün gelinen noktada skandalın boyutu çok daha vahim bir hal almıştır. "Tasarruf" adı altında kılıf uydurulan bu süreçte, Milli Eğitim Bakanlığı ile Gençlik ve Spor Bakanlığı arasında adeta bir yetki devesi, bir sorumluluk kaçırma oyunu oynanmaktadır.
Binlerce antrenörümüz, iki kurum arasında adeta bir pinpon topu gibi oraya buraya savrulmakta, adeta ortada bırakılmaktadır. MEB kapıyı kapatıyor, GSB topu taca atıyor; olan ise evine ekmek götüremeyen antrenöre ve spordan mahrum kalan gençliğe oluyor. Devleti yönetmek, sorumluluğu birbirinin üzerine atmak değildir!
Milyarlık Yatırımlar Çürümeye mi Terk Edildi?
Sormak gerekiyor: Bu lüks, bu modern spor tesisleri sadece açılış kurdeleleri kesilip, siyasi şovlar yapılsın diye mi inşa edildi? Gençler sokak köşelerinde, kötü alışkanlıkların pençesinde spor yapacak yer ararken; eğitimi tamamlanmış, yıllarını bu işe vermiş profesyonel antrenörler neden sistemin dışına itiliyor? Tesis var, spor yapmak isteyen genç var, eğitmek için can atan antrenör var; ama ortada liyakatli bir yönetim yok!
Yıllarca SGK primleri ödenen, devletin resmi sistemlerinde ders veren bu 25 bin eğitmeni bir kalemde silip atmak, sadece o insanlara değil, bu ülkenin geleceğine yapılmış en büyük kötülüktür.
Yetkililere Açık Çağrı: Bu Soruların Cevabı Nerede?
Buradan Milli Eğitim Bakanı Sayın Yusuf Tekin’e, Gençlik ve Spor Bakanı Sayın Dr. Osman Aşkın Bak’a ve ilgili tüm bürokratlara, sağır kulakları yırtacak cinsten şu soruları sormak millet adına borcumuzdur:
-
Bu İnsanlar Ne Zaman Evine Ekmek Götürecek? 21 aydır kapıda beklettiğiniz 25 bin EYS antrenörü için masanızda somut tek bir dosya, iki bakanlığın ortak yürüttüğü tek bir koordineli çalışma var mı? Yoksa "beklesinler" mantığıyla zamana yayıp unutturmaya mı çalışıyorsunuz?
-
Ortada Bir Takvim Var mı, Yoksa Her Şey Muamma mı? Antrenörlerin göreve başlatılmasına dair resmi bir planlama neden açıklanmıyor? Kamuda şeffaflık ilkesi ayaklar altına mı alındı?
-
Kendi Yetiştirdiğiniz Değerlere Neden Sahip Çıkmıyorsunuz? Bakanlığın kendi eğitim sisteminden mezun olan, antrenörlük belgesi alan bu binlerce eğitmen üvey evlat mı? Yeni bir istihdam modeliniz var mı, yoksa günübirlik kararlarla devasa bir kitleyi mağdur etmeye devam mı edeceksiniz?
Dev Yatırımlar Atıl, Umutlar Kırık!
"Tasarruf" adı altında eğitimin, sporun ve geleceğin baltalanması kabul edilemez. Milyarlık tesislerin kapısına kilit vurup ya da yetersiz personelle atıl bırakıp, antrenörleri işsizliğe mahkûm etmek tasarruf değil, düpedüz kaynak israfı ve vizyonsuzluktur. İki bakanlığın vurdumduymazlığı yüzünden bir nesil spordan kopmaktadır.
25 bin fedakâr antrenörün ahı da, spordan mahrum bırakılan milyonlarca gencin hakkı da bu bürokratik körlüğün üzerindedir. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ve Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak başta olmak üzere, ilgili tüm yetkililer egoları ve kurumlar arası çekişmeleri bir kenara bırakıp ACİL ÇÖZÜM bulmalıdır. Gençlik koltuklarınızda oturup izleyeceğiniz bir deneme tahtası değildir. Millete ait olan tesisleri millete, hakkı olan işi de antrenörlere derhal geri verin!