BİZE NE OLUYOR?
SARI FIRTINA GÖKMEN OĞUR YAZIYOR

GÖKMEN OĞUR
gokmenogur@gmail.com - 05458181803Efsane Çukur dizisinde unutulmaz bir sahne vardır; Yamaç öfkeyle haykırır: "Oğlum birbirinizi yiyorsunuz, niye sormuyorsunuz birbirinize lan, sen mi yaptın, sen mi yaptın? Başımıza bir şey geliyor, ne oluyor diye!"
İşte Adana’nın son 25 senesine şahitlik etmiş, yolu sahadan geçmiş; Adana sevdalısı siyasi, bürokrat, iş insanı ve sokak savaşçısı birçok isimle yolun başında tanışıp yol arkadaşlığı etmiş yerel gazetecilerin başında gelirim. Elhamdülillah; içinde doktorlardan mühendislere, avukatlardan hakimlere, öğretmenlerden köy ağalarına, bürokratlardan iş insanlarına ve kanaat önderlerine kadar binlerce kişiden oluşan, Adana'da iki köy ve iki mahalle kurucularından olan geniş bir sülalenin mensubuyum. Donanımlı, liyakat sahibi, alanında uzman; çeşitli derneklerde kurucu başkan vekilliği yürütmüş, gazetesi, internet sitesi ve YouTube kanalı olan bir medya sahibiyim.
Buna rağmen Adana’da sokakla, sahada hiçbir ilgisi olmayan, bizden çok sonraları piyasaya girmiş isimler köşe başlarını tutmuşlar. Kimler bunları neden, nasıl, hangi özelliğinden dolayı bu konumlara getirmiş, orası ayrı bir muamma. Ama her sıkıştığınızda bizi ararken, en zor günlerinizde işe koşarken, bu adamları bizimle aynı kefeye koymaya çalışmanız trajikomiktir. Biz, kefede kendimizi denk olarak, abi, kardeş, dost olarak gördüğümüzden kimseyi sizle aynı kefeye koymadık; siz de bizi hep yanlış okudunuz.
Sizde masa gücü varsa, sonuçta bizde de saha gücü var.
Farkımız şudur: Masalar geçicidir, sahalar kalıcıdır. Bir 3 ayda boy atıp çınarı geçen sarmaşıkları çok gördük; ilk rüzgarda ayağımızın altına serilip gittiler. Ama bunu bildiğiniz halde, sinsi hesaplarla hâlâ bizim emanetlerimize bir iki sarmaşık çakmaya çalışıyorsunuz; sanki çivi çakıyor! Biz karşılık verip çakacakken de hemen birileri devreye girip bizden sükunet istiyor. Sonrasında Adana’yı tanımayan, sahayı tanımayan, doğruyu yanlıştan ayırt edemeyen üst yönetimler, haklının değil aklı sıra güçlü sandığının yanında yer alarak arkadaşlarımıza ayar vermeye çalışıyor. Bizleri yakinen tanıyan üst yönetimler ise sadece seyirci kalıyor.
İşte Çukur’da Yamaç soruyor ya: Bize ne oluyor?
Bizi engelleyen kim? Bu sarmaşıklara yol veren kim? Bizim size yetiştiğimiz hızda, sizin bize yetişememenize mani olan ne? Donanımımız mı eksik, liyakatimiz mi, yoksa "tamamen duygusal" oluşumuz mu?
Yoksa her sıkıştığınızda çağrılmadan koştuğumuzdan, en ufak eksiklerinizi bile davulla 7 köye duyuranlara inat, büyük kusurlarınızı bile gece gibi örtmemizden mi? Arkanızda cemaat, vakıf, mezhep olmadığından, sadece Adana’da Adanalı olduğumuzdan mı? Yani bizim "çocuk" olduğumuzu sandığınızdan mı?
O zaman bilin ki artık bizim çocuk değiliz.
Çünkü biz bizim olanlar için varız. Siz ise sizin olanları kullanıp işiniz bitince gömüyorsunuz. O yüzden bu artık bir düzen savaşıdır. Mazlumların sahibiyiz. Elinizde davul yok ama on binlere ulaşan kalemimiz var. Artık gece değiliz; aydınlığız!
Bizimleykseniz değerini bilin, değilseniz haddinizi bilin. Memleketin kim dut ağacıysa, o sallansın.
Vesselam.