25 Eylül 2026 - Cuma
Birlikten Doğan Marka, Çukurova’dan Yükselen Bereket
BAKIŞ AÇISI
Yazar - HÜSEYİN YETİŞ
Okuma Süresi: 4 dk.
91 okunma

HÜSEYİN YETİŞ
yetis.huseyin@gmail.com - 0 (545) 3649543Adana’mızın adını dünyaya duyuran, mutfağımızın o eşsiz zenginliğini gururla sergileyen devasa bir marka yolculuğunun tam 10. yılındayız. 10. Uluslararası Adana Lezzet Festivali’nin İstanbul Ortaköy Feriye’deki basın lansmanını yakından takip ederken, bu kentin her bir değerini omuzlayan bir gazeteci ve spor adamı olarak içim gururla doldu. Adana Valimiz Sayın Mustafa Yavuz ve kıymetli eşi Süreyya Yavuz Hanımefendi’nin ev sahipliğinde düzenlenen bu muazzam buluşma, Çukurova’nın o asil ruhunu İstanbul’un kalbine taşıdı.
Toplantıda sırasıyla Adana Ticaret Borsası Başkanı Şahin Bilgiç, Sarıçam Belediye Başkanı Bilal Uludağ ve Adana Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Güngör Geçer kürsüye çıkarak bu ortak gururu paylaştılar. Ardından mikrofonu alan Valimiz Sayın Mustafa Yavuz’un şu sözleri, aslında Adana’yı Adana yapan o kadim felsefenin açık bir ilanıydı: "Adana’nın sofrasında lezzet vardır, emek vardır, bereket vardır ve dostluklar üzerine kurulan sohbetler vardır. En önemlisi de Adana’nın sofrasında paylaşmak ve dayanışma vardır. Bu yüzden Adana’da bizler için yemek yalnızca yemek değildir. Aslında bir hikayedir, bir hatıradır."
Ne kadar doğru bir tespit... Biz, hayatı bir menfaat tezgahı sanıp fırıldak gibi dönenlerin, ikiyüzlülerin, dostluğa paha biçenlerin dünyasına inat; soframızı hesapsızca açan, ekmeğimizi samimiyetle paylaşan bir kültürden geliyoruz. Bu yüzden bizim soframızda riyaya yer yoktur. O sofradaki her lokmada, Seyhan ve Ceyhan nehirlerinin suladığı bereketli Çukurova toprakları, Toroslar'ın esintisi ve en önemlisi fedakar çiftçimizin, ustalarımızın alın teri vardır. [
Valimiz Sayın Mustafa Yavuz, festivalin o ilk mütevazı günlerini anlatırken, üç beş kafadarın "Acaba olur mu?" diyerek hobi gibi başladığı o yolculuğun bugün Merkez Park’ta, Türkiye’nin en büyük festival alanında, ülkenin en devasa lezzet organizasyonuna dönüştüğünü vurguladı. İşte bu başarı, bir sporcu disiplini gibi adanmışlığın, birlik olmanın ve pes etmemenin zaferidir. Üstelik Adana’nın bilinmeyen yüzü olan 160 kilometrelik Akdeniz kıyısının ve deniz ürünlerinin de önümüzdeki süreçte festivalin bir parçası haline getirileceği müjdesi, bu markanın kabına sığmadığının en net kanıtıdır.
Gelelim rakamların anlattığı o muazzam gerçeğe... Adana, tam 12 farklı festivale ev sahipliği yapan bir kültür başkenti. Sadece bu lezzet festivalinde önceki yıl 800 bini aşkın ziyaretçiyi ağırladık. Şehrin ekonomisine sağlanan 3,7 milyar liralık o devasa ekonomik değer, bu işin sadece bir eğlence değil, Adana esnafının, kadın kooperatiflerinin, odalarımızın ve belediyelerimizin omuz omuza vererek kazandığı topyekün bir ekonomik zafer olduğunu gösteriyor. Valimizin de dediği gibi: Birlikten kuvvet doğar.
Lansmanın sonunda Sayın Valimizin mangalın başına geçip o dillere destan Adana kebabını ve ciğerini misafirlere kendi elleriyle ikram etmesi ise bu kentin samimiyetinin, misafirperverliğinin en güzel resmiydi.
Sözün özü: İkiyüzlülüğün, sahteliğin ve maskelerin arkasına saklanan yalancıların kol gezdiği bu çağda; Adana’nın Merkez Parkı’nda dostluğun, emeğin, paylaşmanın ve dürüstlüğün sofrası kuruluyor. 9-10-11 Ekim 2026 tarihlerinde "Acısıyla Tatlısıyla 10. Yıl, On’ca Lezzet" temasıyla kurulacak o dev sofraya tüm lezzet severleri bekliyoruz. Gelin, bu yalan düzene inat, dürüstlüğün ve bereketin hikayesini hep birlikte yazalım
Yorumlar (0)
Tüm Yazıları