05 Ekim 2026 - Pazartesi
Altın Koza Kimin?
Halktan ve Kendi Aydınından Kopartılan Bir Kent Mirasının Anatomisi
Yazar - HÜSEYİN YETİŞ
Okuma Süresi: 5 dk.
54 okunma

HÜSEYİN YETİŞ
yetis.huseyin@gmail.com - 0 (545) 3649543Halktan ve Kendi Aydınından Kopartılan Bir Kent Mirasının Anatomisi
Adana’da her eylül sonu geldiğinde Çukurova’nın o bildik bereketli toprağını, pamuğunu ve sinemaya ruhunu üflemiş Yılmaz Güney gibi değerlerini anarız. 1969 yılından bu yana bu toprakların alın teriyle, halkın coşku ve emeğiyle var olan Adana Altın Koza Film Festivali, hiçbir siyasi grubun, ideolojik odağın ya da geçici bir şahsın tekelinde olamayacak kadar köklü bir kent mirasıdır.
Ancak ne yazık ki son yıllarda festivalin organizasyon yapısı tamamen yerel yönetimin (Adana Büyükşehir Belediyesi) tekeline sıkışmış durumda. Bu durum, dönemsel siyasi tartışmaları körüklemekle kalmıyor; festivali her geçen gün öz sahibinden, yani Adanalıdan biraz daha uzaklaştırıyor. Sokakta kime dokunsanız aynı haklı ve öfkeli serzenişi duyuyorsunuz: “Bu festival Adanalının mı, yoksa sadece bir siyasi grubun şov alanı mı?”
Sevgi Korteji Nerede, Halk ve Yerel Sanatçı Neden Yok?
Bir festivali "kent festivali" yapan şey, AVM salonlarındaki steril gösterimler ya da elit davetlilerin yürüdüğü kırmızı halılar değildir. Eskiden Adana caddelerinde antika arabaların üzerinde halkı selamlayan sanatçıların, o şehri adeta bir bayram yerine çeviren Sevgi Korteji’nin yokluğu, festivalin halktan nasıl koparıldığının en net vesikasıdır.
Şehrin sokaklarında halkın nefesi yoksa, o festival sadece dar bir çevrenin "kültürel tatmin" mekanına dönüşür. İşin daha acı tarafı, Adana’nın kendi bağrından çıkan yerel sanatçılar, tiyatrocular ve emektarlar bu mutfağın tamamen dışında tutuluyor. Dışarıdan gelen konuklara serilen kırmızı halılar, bu kentin tozunu yutan yerel değerlere çok görülüyor.
Adana’nın Değerleri, Aydınları Neden Dışlanıyor?
Sorulması gereken en sert ve en can alıcı soru şudur: Bu kentle, Çukurova kültürüyle bütünleşmiş, ömrünü bu topraklara adamış Abdullah Can gibi, Ali Turaç gibi Adana’nın öz evlatları, bu şehrin aydınları, yazarları ve gerçek kanaat önderleri neden bu festivalde hak ettikleri yeri bulamıyor? Neden bu isimler ısrarla davet edilmiyor, yok sayılıyor?
Eğer bir festival kendi şehrinin yaşayan hafızasını, kendi aydınını ve halkın içinden çıkan isimleri kucaklamıyorsa, kentin dokusuna yabancılaşmış demektir. Adana’nın değerlerini dışarıda bırakıp, sadece belirli bir siyasi kliğin referansıyla hareket eden dar bir kadroyla festival yönetmeye kalkarsanız, organizasyonun adındaki "Koza" sadece içi boşaltılmış bir kabuktan ibaret kalır.
Vali ve Diğer Siyasiler Neden Protokol Dışına İtiliyor?
Festivalin sadece bir belediye etkinliği gibi kurgulanması, devlet erkanı ile yerel yönetim arasındaki uçurumu da derinleştiriyor. Adana Valisi başta olmak üzere, kentin diğer siyasi aktörlerinin, farklı görüşten milletvekillerinin ve dinamiklerinin bu organizasyonda geri plana itilmesi, hatta kapsayıcı bir dille davet edilmemesi kabul edilemez.
Her ne kadar kapanış gecelerinde sembolik protokol katılımları (Vali Yardımcısı düzeyinde) gerçekleşse de, festivalin ardındaki o büyük "kent mutabakatı" tamamen yok edilmiş durumda. Altın Koza; valisiyle, belediyesiyle, iktidarıyla, muhalefetiyle ve en önemlisi sivil toplum kuruluşlarıyla tüm Adana’yı tek bir salonda birleştirebildiği gün gerçek kimliğine kavuşabilir. Sanatı ideolojik bir bariyer haline getirip, devleti ve şehrin diğer bileşenlerini dışlamak festivali büyütmez, aksine yalnızlaştırır.
Netice: Bürokratik Sterillik mi, Adana Ruhu mu?
Bugün geriye dönüp baktığımızda karşımızda sanatsal açıdan ödüllerin dağıtıldığı, ancak enerjisi düşürülmüş, Adana’nın o asi, sıcak ve Akdenizli coşkusundan arındırılmış bürokratik bir yapı görüyoruz. Altın Koza’yı yerel yönetimin siyasi hegemonyasından kurtarıp, kentin tüm dinamiklerini kapsayan özerk ve bağımsız bir yapıya kavuşturmak artık zorunluluktur.
Abdullah Can’ların, Ali Turaç’ların davet edilmediği, halkın kortejsiz bırakıldığı, yerel basının ve sanatçının kapı dışı edildiği bir Altın Koza, Adanalının festivali değildir. Koza’yı yeniden Çukurova’nın bereketli topraklarına, gerçek sahiplerinin ellerine teslim etme zamanı gelmiştir ve geçmektedir.
Yorumlar (0)
Tüm Yazıları