Müslüm Baba’nın Sesi, Bayramın Neşesi ve Umuda Uzanan Ziyaretler
HÜSEYİN YETİŞ YAZIYOR..

HÜSEYİN YETİŞ
yetis.huseyin@gmail.com - 0 (545) 3649543Müslüm Baba’nın Sesi, Bayramın Neşesi ve Umuda Uzanan Ziyaretler
Hayat, inişleri ve çıkışları, hüzünleri ve sevinçleri aynı potada eriten uzun bir yolculuk. İşte bir Kurban Bayramı’nı daha geride bırakırken, heybemizde yine insana, sevgiye ve vefaya dair biriktirdiğimiz sıcacık anlar kaldı. Bu bayram benim için hem biraz buruk hem de yarınlara dair umut dolu bir yolculuğun adı oldu.
Bayramın o tatlı telaşı daha ilk günden sarmıştı evimizi. Hayat arkadaşım Halime Fidan Yetiş, evlatlarım Samet Gökmen ve Gülüstan Cemre ile aile fertlerimizi, bayramın ilk günü Konya Selçuklu’da ikamet eden bacanağım Celil Tunç ve Ayşe Tunç ablamın evladı Süleyman Tunç’un düğünü nedeniyle Konya’ya yolcu ettim. Onları dualarla uğurladıktan sonra, gönlümün bir yarısı Konya’daki o tatlı düğün telaşında, diğer yarısı ise Adana’nın manevi ikliminde kaldı.
Bayramın maneviyatını, paylaşmanın ve hatırlamanın güzelliğini en derinden hissetmek için düştüm Yüreğir yollarına. İlk durağım, hüzünle umudun harmanlandığı bir mekandı. Hasta yatağında şifa arayan, dualarımızı eksik etmediğimiz, ana yarısı canım teyzem Elif Durmuş’u ziyaret ettim. Onun o kınalı ellerine ve ak saçlarına dokunurken burnumun direği sızladı; canım teyzemde rahmetli anam Gülüstan Yetiş’in kokusunu buldum. Teyzemin şahsında ebediyete irtihal eden, rahmetli olan tüm yakın akrabalarımı, üzerimizde emeği ve hakkı olan herkesin cümle geçmişlerini rahmetle yad etmek, onlara dualar göndermek ruhuma tarifsiz bir huzur ve mutluluk verdi.
O tedirgin ama sevgi dolu bakışlar arasında, ablalarım Canan Tozkoparan ve Handan Durmuş’un metaneti, kuzenlerim Asya Elif Naz ve Soner Tozkoparan’ın varlığı aile olmanın ne demek olduğunu bir kez daha derinden hissettirdi. O zor anlarda bizleri yalnız bırakmayan aile dostumuz Cennet ablam ve Türk sporuna can veren, çok değerli hocam Karate Milli Antrenörü Emre Yılmaz’ı da dojosunda ziyaret ettim. Zor günlerin ilacı, dostların ve sevenlerin bir arada olmasıymış, bir kez daha anladım.
Bu manevi iklimle adımladığım Adana sokaklarında, bayramın bereketini Cuma namazının feyziyle taçlandırdım. Cuma namazımı o tarihi dokusuyla içimizi ısıtan Küçüksaat Yeni Cami avlusunda, omuz omuza, gönül gönüle kıldım; şehrimin huzuruna bir kez daha şahitlik ettim.
Namaz çıkışı bayramın bereketini, selamını ve vefasını taşımaya devam ettim. Önderler Motorlu Taşıtlar Kooperatifi Başkanı Muzaffer Turgut ve Dinçer Karavat başta olmak üzere, hayatımda özel bir yere sahip olan çok değerli kardeşim Ömer Musabeyli’nin, üzerimde emeği olan kıymetli abim ve öğretmenlerim Berna Sevim Tanrısınatapan, Durmuş Gümüşay, çok değerli Müdürüm Öğretmenim Tahsin Çakan, Ablam ve Öğretmenim Gözde Kaya ile abim ve Öğretmenim Ali Yüce’nin bayramlarını tebrik ettim.
Eğitim camiamızın çok değerli isimlerini de bu anlamlı günde unutmadım; Yüreğir İlçe Milli Eğitim Müdürü İzzettin Aydın, İl Milli Eğitim Şube Müdürü Selçuk Taşyürek ve Şehit Samet Saraç Halk Eğitimi Merkezi Müdürü Orhan Altun’u da arayarak bayram sevinçlerine ortak oldum, kendilerine çalışmalarında başarılar diledim.
Bayram, mesafeleri gönül köprüleriyle aşmaktı elbet. Can dostum Sarı Fırtına Gökmen Oğur, yengem Özlem Oğur, Şadi Oğur amcam, Durmuş Ali Ballı, Selahattin Kurtuluş kardeşim ve varlığıyla hayatıma her zaman güç veren değerli dayım Şükrü Ağbaş’ı da telefonla arayarak bayramlaştım; seslerindeki o samimiyet içimi ısıttı. Oğlum Samet Gökmen’in kirvesi, kıymetli abim Seyhan Belediye Başkan Yardımcısı Okay Sangün, değerli abim Uğur Büyükkantarcı, abim Zakir Akbilmez, gazeteci meslektaşlarım, karate ve eğitim camiasındaki diğer tüm dostlarımla bayramlaşmak benim için büyük bir mutluluk vesilesiydi.
Vefanın ve dostluğun sınır tanımadığı bu güzel günde aramalara, bayramlaşmalara devlet büyüklerimizi, komutanlarımızı ve şehrimize değer katan isimleri de ekleyerek devam ettim. Adana'mızda görev yaptığı dönemde derin izler bırakan çok değerli büyüğüm valimiz İlhan Atış, Adana'mızın eski valisi, şimdi ise İzmir Valisi olarak görevini başarıyla sürdüren çok kıymetli büyüğüm Dr. Süleyman Elban, yine kentimizde iz bırakan eski valilerimizden, şu an Denizli Valisi olarak görev yapan değerli büyüğüm Yavuz Selim Köşger, kıymetli Komutanım Nursi Çağlak ve Adanamız için her zaman büyük bir kazanç olan, varlığıyla onur duyduğumuz çok değerli büyüğüm Adana Valimiz Mustafa Yavuz ile görüşerek bayramlarını tebrik ettim. Kıymetli devlet adamlarımızın, komutanımızın ve büyüklerimizin bayram bereketini ve heyecanını paylaşmak benim için tarifi imkansız bir gurur vesilesi oldu.
Bu anlamlı halkaya gönül dostlarımı da eklemeyi unutmadım; KESKA Yönetim Kurulu Başkanı Jeofizik Mühendisi abim Şahin Keskin, sesine ve sanatına her zaman hayran olduğumuz TRT Sanatçısı abim Muzaffer Gök, Adanamızın yetiştirdiği o billur sesli kıymetli abim, ses sanatçısı Yetim Ali Turaç, değerli kardeşim Hayrettin Yeniçeri, Sağlık-Sen Adana Şubesi Başkanı Bekir Nennioğlu ve üzerimde çok büyük emekleri olan kıymetli karate hocalarım başta olmak üzere, hayatıma anlam katan onlarca sevenimi arayarak bayramlarını tebrik ettim.
Telefonlarım bir an olsun susmazken, sosyal medyadan gelen yüzlerce sevgi dolu tebrik mesajı ise bu bayramda yalnız olmadığımı, kocaman bir aile olduğumuzu bana bir kez daha güçlü bir şekilde hissettirdi. Hayatın koşturmacası içinde bizleri büyüten, eğiten, toplumumuza yol gösteren, omuz veren ve devletimizin o şefkatli, güven veren yüzünü bizlere hissettiren tüm bu değerleri unutmamak, bu bayramın en güzel mükâfatıydı.
Sadece yanımda olanlar değil, gurbetin o bitmek bilmeyen özlemini çeken canlarımı da unutmadım. Gurbetteki ablalarımın, abilerimin, abim Beyazıt Durmuş ve abim Merdan Yetiş başta olmak üzere tüm kardeşlerimin seslerini duymak, onlarla hasret gidermek bu bayrama ayrı bir moral, ayrı bir huzur kattı.
Ve gelelim bu güzel bayram gününün unutulmaz anına... Yüreğir’den dönüş yolunda, Seyhan'da 986 plakalı Önderler Motorlu Taşıtlar Kooperatifi’ne bağlı bir araca bindim. Direksiyon başındaki kaptanın o babacan tavırları, güler yüzü ve nezaketi beni o kadar mutlu etti, içimi öyle bir ısıttı ki anlatamam. Yolculuğumuz esnasında, babacan tavırları ile Müslüm Gürses’i hiçbir zaman unutturmayan Turgay abimle karşılaşmak ise günün en güzel sürprizlerinden biri oldu; bayram neşemizi katmerledi. Tam o esnada teypten yükselen o tanıdık, o derinden gelen ses adeta tüm yorgunluğumu aldı: Müslüm Gürses...
986 plakalı bu araçta, kaptanımızın o güzel gönlü ve Turgay abimin değerli sohbeti eşliğinde yankılanan Müslüm Baba’nın o eşsiz şarkıları, bayram trafiğinde, sıcak Adana yollarında adeta bir ilaç gibi geldi ruhuma. Şarkıların her bir notasında dertlerimi unuttum, müziğin o büyüleyici ritminde bayramın gerçek tadını buldum. O an anladım ki; müzik sadece kulaklara değil, yaralı gönüllere de bir şifadır.
Evet, belki arkamızda bıraktığımız burukluklar, uzakta olan sevdiklerimiz, hasta yatağında şifa bekleyen canlarımız, özlemini çektiğimiz kayıplarımız var. Ama biliyoruz ki, sevgi paylaşıldıkça çoğalır, dertler ise paylaşıldıkça azalır. Bu bayram bana bir kez daha dostluğun, aile bağlarının, devlet büyüklerimize ve komutanlarımıza olan vefamızın, eğitimcilerimize ve hocalarımıza duyduğumuz saygının, geçmişlerimize dualarımızın ne kadar kutsal olduğunu gösterdi.
Yüzümüzde tebessüm, dilimizde dualar, gönlümüzde Müslüm Baba’nın ezgileri ve yarınlara beslediğimiz büyük umutlarla...
Daha güzel, daha sağlıklı ve huzur dolu bayramlarda buluşmak dileğiyle.