KÖŞENİ KAPTIRMADAN YAŞAMAK
hayat

HÜSEYİN YETİŞ
yetis.huseyin@gmail.com - 0 (545) 3649543Hayat gerçekten de bir köşe kapmaca…
İnsan bazen bunun bir oyun olduğunu sanıyor; kuralları belli, süresi kısa ve sonunda herkes gülecek gibi. Oysa gerçek hayatta köşeni kaptırdığında oyundan çıkmıyorsun, tam aksine hayatın tam ortasında yapayalnız kalabiliyorsun.
Güçlü olduğunda etrafın kalabalık, sesin gür, sofran dolu olur. Ama yolunu bir şaşırdığında, bir düştüğünde, bir yanıldığında anlıyorsun ki kalabalık dediğin şey aslında bir gölgeden ibaretmiş. İnsan en çok düştüğünde tanır çevresini. Dost bildiklerinin susuşunu, sevgili sandıklarının uzaklaşmasını o zaman görür.
Toplum olarak başarıya alkış tutmayı çok seviyoruz ama başarısızlığa omuz vermeyi pek bilmiyoruz. Oysa insanı insan yapan şey, zirvedeyken yanında olmak değil; dibe vurduğunda el uzatabilmektir. Ne yazık ki çoğu zaman uzanmıyor o el… Ve insanın huzuru kaçtığında, içindeki sessizlik en büyük gürültüye dönüşüyor.
Bir yanılgı da şu: Herkes güçlü kalmak zorundaymış gibi davranıyoruz. Oysa yanılmak insanın doğasında var. Yanıp kül olmak da, terk edilmek de, yalnız kalmak da bu hayatın içinde. Asıl mesele bunları yaşadığında ayakta kalabilmek ve kendine yabancılaşmamaktır. Çünkü insanı gerçekten deli eden şey yalnızlık değil, anlaşılmamaktır.
Hayatın en acı gerçeği belki de şudur: Dostluklar çoğu zaman şartlıdır. Menfaat bittiğinde muhabbet de biter. İşte bu yüzden insanın önce kendi iç huzuruna sahip çıkması gerekir. Köşeni korumak bazen mevkiyi, bazen parayı değil; karakterini, duruşunu ve vicdanını korumaktır.
Köşeni kaptırmamak demek hiç düşmemek değildir.
Asıl mesele düştüğünde yeniden kalkabilecek iradeyi bulmaktır. Çünkü gerçek dost bazen dışarıda değil, insanın kendi iç sesindedir. O ses sustuğunda insan kaybolur; o ses konuştuğunda ise yolunu yeniden bulur.
Sonuçta hayat bir köşe kapmaca evet…
Ama en güvenli köşe; insanın kendi onuru, vicdanı ve iç huzurudur. Onu kaptırmadığın sürece, dünya seni ne kadar yanıltırsa yanıltsın, yine de ayakta kalırsın.