25 Mayıs 2026 - Pazartesi

8 Metrekareden Federasyon Zirvesine: Karatede Ahde Vefa ve Yol Arkadaş

KARATE'DE AHTE VEFA YOLCULUĞU

Yazar - HÜSEYİN YETİŞ
Okuma Süresi: 5 dk.
111 okunma
HÜSEYİN YETİŞ

HÜSEYİN YETİŞ

yetis.huseyin@gmail.com - 0 (545) 3649543
Google News

 

Hayat, bazen küçücük bir alana sığdırılan kocaman hayallerle başlar. İnanç varsa, azim varsa, imkânsızlıklar sadece birer teferruattan ibaret kalır. Benim dövüş sanatlarıyla, karatenin o asil disipliniyle tanışmam da tam olarak böyle bir adanmışlık hikayesidir.

Yıllar önce, Hatay’ın Hassa ilçesine bağlı Aktepe’de, kıymetli Abdullah Gök hocam bir karate okulu açmıştı. Okul dediğime bakmayın; sadece 8 metrekarelik, içinde hiçbir spor malzemesinin bulunmadığı, imkânların neredeyse sıfır olduğu küçücük bir odaydı burası. Ama o daracık alan, bizim için bir spor salonundan çok daha fazlası, bir karakter okuluydu. Lise öğrenimim boyunca, tam 3 yıl boyunca o salona her gün aynı heyecanla girdim. Beyaz kemerle adım attığım o mukaddes minderde, lise son sınıfa geldiğimde artık kahverengi kemer seviyesine ulaşmış, karatenin felsefesini ruhuma kazımıştım.

Hayat şartları, araya giren yıllar derken tam 7 yıl boyunca karateden uzak kalmak zorunda kaldım. İçimdeki o ateş hiç sönmedi ama minderden uzak geçen her gün, bir yanı eksik yaşamak gibiydi. Ta ki yolum İstanbul Avcılar’a düşene kadar...

İstanbul’da, Türk karatesinin değerli isimlerinden Davut Sefa hocamla yollarımız kesişti. Sanki o 7 yıllık ara hiç yaşanmamış gibi, içimdeki karate aşkı yeniden alevlendi. 4 yıl boyunca Murat Sefa ve Davut Sefa hocalarımla omuz omuza, büyük bir özveriyle çalıştım. İşte o dönem, hayatımın en güzel yol arkadaşlıklarının, en sağlam dostluklarının temelinin atıldığı dönem oldu.

Cevat Tuncel, Şinasi Ersuz, Eyüp Tuncel, Cengiz Sanin ve bugün camianın yükünü sırtlayan Hocam ve abim Ali Demirbaş, hocam ve abim   Kamil Uci  , çok değerli abim ve hocam başkanım Ercüment Taşdemir gibi çok kıymetli isimlerle aynı havayı soluduk, aynı idealler uğruna ter döktük. O yıllarda İsmet Turna, Recep Oral, Ali Bildircin, Mustafa Beydilli, Mustafa Toksöz, Maşallah Aykut, Yusuf Coşkun ve Cumali Sarıdoğan, Ömer Patır, Mustafa Sıray  gibi kıymetli isimlerin varlığı bizlere her zaman güç verdi, yolumuzu aydınlattı. Türk karatesine adını altın harflerle yazdıran efsane başkanımız Esat Delihasan’ı ve üzerimde çok büyük emeği olan, derin bir saygı ve özlemle yâd ettiğim rahmetli hocam Mehmet Özlü’yü de bu vesileyle rahmetle ve minnetle anıyorum. Mekanları cennet olsun. O günlerde minderde paylaştığımız bir yudum su, ettiğimiz her sohbet, Türk karatesinin geleceğine dair kurduğumuz her hayal bugün birer birer gerçeğe dönüştü.

Gelinen süreçte kader birliği yaptığımız dostlarımızın, hocalarımızın ulaştığı nokta göğsümü kabartıyor. Yol arkadaşımız Ercüment Taşdemir’in Karate Federasyonu Başkanı olarak camiaya liderlik etmesi, Kamil Uci ve Murat Sefa gibi değerli isimlerin Türk sporuna ve karate camiasına yön veren pozisyonlarda bulunması, geçmişte çekilen hiçbir çilenin boşa gitmediğinin en büyük kanıtıdır.

Bu büyük yürüyüşün Adana ayağında ise omuz omuza verdiğimiz, Adana karatesini sırtlayan çok değerli isimler var. Tahir Türkaslan, Emre Yılmaz, Behçet Altıok, Elif İnce, Metin Yavuz ve Gürsel Demir gibi kıymetli hocalarımızla ve dostlarımızla bugün Adana’da karatenin asil ruhunu, felsefesini ve disiplinini yeni nesillere aktarmak için aynı inançla ter döküyoruz. Aynı zamanda Burak Gülmez ve Cenap Türkeri gibi isimler de Adana’daki bu çalışmalarımıza büyük bir heyecan, dinamizm ve güç katıyor. Onların bu spora kattığı değer, Adana'mızın spordaki başarı çıtasını her geçen gün daha da yukarı taşıyor.

Aktepe’deki 8 metrekarelik o imkânsızlıklar odasından başlayıp İstanbul'un dev çınarlarına ve Adana'nın bereketli topraklarına uzanan bu hikaye, aslında büyük bir "ahde vefa" hikayesidir. Şartlar ne olursa olsun pes etmeyenlerin, geçmişini unutmayanların ve en önemlisi, yol arkadaşını yarı yolda bırakmayanların hikayesidir.

Bizler karateden sadece yumruk atmayı, tekme vurmayı öğrenmedik; saygıyı, sadakati ve vefayı öğrendik. Geçmişten bugüne üzerimde emeği olan tüm hocalarıma, İstanbul'dan Adana'ya bu asil yolda kader birliği yaptığım, adını andığım ve anamadığım tüm yol arkadaşlarıma selam olsun. Dün olduğu gibi bugün de aynı disiplin ve inançla, karatenin asil ruhunu gelecek nesillere aktarmaya devam edeceğiz.

Çünkü biz biliyoruz ki; kökü derinde olan çınarlar, fırtınalara her zaman meydan okur.

Şimdi tam anlamıyla eksiksiz ve güçlü bir Adana-İstanbul-Hatay vefa köprüsü kurulmuş oldu.

#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Tüm Yazıları