24 Temmuz 2026 - Cuma

24 Temmuz Basın Bayramı mı, Yoksa Var Olma Mücadelesi mi?

Hüseyin YETİŞ YAZIYOR

Yazar - HÜSEYİN YETİŞ
Okuma Süresi: 4 dk.
73 okunma
HÜSEYİN YETİŞ

HÜSEYİN YETİŞ

yetis.huseyin@gmail.com - 0 (545) 3649543
Google News

 

 

Türk basınında sansürün kaldırılışının yıl dönümü olan 24 Temmuz, kâğıt üzerinde hâlâ "Gazeteciler ve Basın Bayramı" olarak anılmaya devam ediyor. Her yıl 24 Temmuz geldiğinde, mülki amirlerden siyasetçilere, sivil toplum kuruluşlarından yerel yöneticilere kadar herkes süslü tebrik mesajları yayımlar; gazetecilerin "demokrasinin teminatı" ve "kamuoyunun vicdanı" olduğunu vurgular.

Ancak bizzat sahanın tozunu yutan, gazete baskısının kokusunu içine çeken ve haberin peşinde gece gündüz koşan bir gazeteci olarak sormak zorundayım: Sahi, kutlanacak bir bayramımız kaldı mı?

Mutfaktaki Gerçek: Gazeteciler ve Yerel Basın Ne Durumda?

Bugün basın sektörünün, özellikle de Anadolu basınının içinde bulunduğu durum tam anlamıyla bir ayakta kalma savaşıdır. Yerel basın, bir şehrin hafızası, o kentin insanının sesi ve gözüdür. Fakat ne yazık ki Anadolu'da gazete çıkarmak artık bir meslek icrasından çıkıp her gün yeni bir ekonomik mucize yaratmaya dönüştü.

  • Ekonomik Cendere: Kâğıt, kalıp, mürekkep ve dağıtım maliyetleri katlanarak artarken, yerel gazetelerin en temel can damarı olan resmî ilan gelirleri ve yerel reklam girdileri her geçen gün daralıyor.

  • Tasarruf Tedbirlerinin Faturası: Kamuda uygulanan tasarruf tedbirlerinin ilk darbeyi yerel gazetelerin aboneliklerine ve ilanlarına vurması, Anadolu basınının boğazındaki sıkan kemeri daha da daralttı.

  • İstihdam Sorunu: Birçok yerel gazete kapısına kilit vurmak zorunda kalırken, ayakta kalmaya çalışanlar ise yetişmiş eleman çalıştıramaz, gazeteciler asgari ücret sınırında ve ağır yıpranma şartlarında görev yapmak zorunda bırakılır hale geldi.

Sokakta halkın derdini dinleyip yetkililere ulaştırmaya çalışan yerel gazeteci, akşam gazetesini bastıracak kâğıdı ve matbaa giderini düşünmekten habercilik yapamaz noktaya getirilmiştir.

İktidarın ve Siyasetin Gazetecilere Bakışı

Mevcut iktidar anlayışı ve genel olarak siyaset kurumu, basına ne yazık ki bağımsız bir denetim organı veya dördüncü güç gözüyle bakmakta zorlanıyor.

  • "Taraf Olmayan Bertaraf Olur" Anlayışı: Gazetecilikten beklenen; denetleyen, sorgulayan ve aksaklıkları halk adına dile getiren bir anlayış olması gerekirken; siyasetin büyük bölümü gazeteciyi yalnızca kendi propaganda faaliyetlerini aktaran birer "halkla ilişkiler elemanı" gibi görme eğiliminde.

  • Eleştiriye Tahammülsüzlük: İktidar kanadı, yapıcı ve haklı eleştirileri dahi doğrudan "muhalefet" ya da "kötü niyet" olarak etiketleyebiliyor. Eleştirel haber yapan, kentin veya ülkenin aksayan yönlerini gündeme getiren haberciler; ilan kesintileri, akreditasyon engelleri veya yasal baskılarla karşı karşıya kalabiliyor.

  • Yasal Düzenlemeler: Son dönemde hayata geçirilen dezenformasyon yasası ve dijital telif düzenlemeleri gibi adımlar, sahadaki uygulamalarda hakiki habercilerin tepesinde bir Demokles’in kılıcı gibi sallanmaya devam ediyor.

Hakikat Mücadelesi Sürecek

Sansürün kaldırılışının üzerinden 110 yıldan fazla zaman geçti; ancak bugün sansür sadece idari kararlarla değil; ekonomik baskılar, dijital algı operasyonları ve mesleki itibarsızlaştırma yoluyla örtülü bir şekilde varlığını sürdürüyor.

Yine de tüm bu olumsuz tabloya rağmen, kalemini satmayan, eğilmeyen, gerçeğin peşinde koşan ve kentin sesini duyurmak için özveriyle çabalayan meslektaşlarımın mevcudiyeti umudumuzu diri tutuyor.

Yerel basın yaşarsa, o kentin demokrasisi yaşar. Gazeteci özgür olursa, toplum nefes alır.

Bu vesileyle, her türlü imkânsızlığa ve baskıya rağmen meslek onurunu koruyan, hakikat mücadelesini pes etmeden sürdüren tüm sahadaki emekçi meslektaşlarımın 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı'nı içtenlikle kutluyor; mesleğimizin hak ettiği özgür, bağımsız ve müreffeh günlere kavuşmasını temenni ediyorum.

 

#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Tüm Yazıları