14 Eylül 2026 - Pazartesi
Edebiyatta Meydanda Omurgalı Duruş: İzzet Vezir’in Çığlığına Yanıttır
HÜSEYİN YETİŞ- BAKIŞ AÇISI
Yazar - HÜSEYİN YETİŞ
Okuma Süresi: 4 dk.
44 okunma

HÜSEYİN YETİŞ
yetis.huseyin@gmail.com - 0 (545) 3649543Toplumsal mücadeleler, baskı dönemleri ve haksızlığa karşı direnme süreçleri sadece siyasilerin değil; kalemi elinde tutan gazetecilerin, şairlerin, yazarların ve gerçek aydınların sınav meydanıdır.
Geçtiğimiz günlerde sevgili dostum, kalemdaşım İzzet Vezir’in paylaştığı o sitem dolu ama bir o kadar da haysiyetli açıklamasını okurken bir kez daha düşündüm: Gerçek dostluk ve sanat yoldaşlığı nerede başlar, nerede biter?
İzzet Vezir çok net ve çıplak bir hakikati haykırıyor. Diyor ki:
“Nasıl ki lirik şiirlerle sevdalanıyorsak, toplumsal adaletsizliklere, ekonomik çöküşlere, haksızlıklara karşı da satirik (yergi) şiirlerimizle ses çıkaracağız. Ama gördüm ki baskılardan, kapanma risklerinden korkanlar haklı paylaşımın yanından bile geçememişler…”
Ve ekliyor: “Korkunun ecele faydası yok!”
Peki bizler ne yapmalıyız? Hüseyin Yetiş olarak biz neredeyiz?
Öncelikle şunu açıkça ifade edeyim: Sessizliğin bir iltica, korkunun bir yaşam tarzı haline getirildiği bu zamanlarda, dostunun ve hakikatin yanında duramayan kalem kurusun!
SEVGİ VE SAYGI DEĞER DAYIM VE ABİM
Senin o “Sadece bende buradayım olgusuyla hareket eden hoşikçi yaklaşımlardan yorulduk” feryadın, Anadolu basınının ve bu ülkede namusuyla kalem oynatan herkesin ortak yarasıdır. Sosyal medyada sadece alkış toplamak, suya sabuna dokunmadan “beğeni” avcılığı yapmak gazetecilik de değildir, şairlik de!
Bizler yıllardır bu sahalarda, matbaa mürekkebinin kokusuyla, alın terimizle, basının üzerindeki sansür ve kısıtlama baskılarına rağmen direniyoruz. Gazetelerimizin kapısına kilit vurulmak istendiğinde, dijital mecralarımız engellendiğinde ya da sesimiz kesilmeye çalışıldığında geriye çekilmedik ki bugün çekilelim!
Ne Yapabiliriz?
Kenetlenmekten ve Ses Olmaktan Başka Yolumuz Yok:
Sistem baskı kurdukça geri çekilenlerin, “Bize de dokunurlar” korkusuyla başını kuma gömenlerin yarın kapısı çalındığında bağıracak kimseleri kalmayacak. Bizler, haksızlığa uğrayan her kalemin, sansürlenen her sayfanın sesi ve kalkanı olmak zorundayız.
Duruşumuzu İlan Etmek:
Sayfalarımız kısıtlanabilir, hesaplarımız kapanma riski yaşayabilir, ilanlarımız kesilebilir… Ama başımız eğilmez! İzzet Vezir’in duruşu yalnız değildir. Yayın organlarımızla, gazetelerimizle ve kalemimizle toplumsal duyarlılığı olan her yazarın, her şairin arkasında değil, tam yanı başındayız.
Korku Duvarlarını Edebiyatla ve Basınla Aşmak:
Sanat sadece pembe rüyaları anlatma aracı değildir. Memleketin derdiyle dertlenmeyen, yoksulun, ezilenin, adaletsizliğin yanında durmayan edebiyat sadece kelime israfıdır. Bizler satirik şiirin de, keskin haberciliğin de, yergini de arkasında duracağız.
Son Sözüm İzzet Vezir’e ve Yoldan Çekilenlere:
Gölgesinden korkup geri çekilen dostlara "Eyvallah" deyip geçmek belki olgunluktur ama kalemin namusunu korumak bir zorunluluktur.
ÇOK DEĞERLİ DAYIM VE ABİM
Senin “Bu anlayışın dışında olmak isteyenler sayfalarımdan ayrılabilir” restin, eğilip bükülmeyen bir aydın duruşudur. Bu yolda yalnız değilsin. Hakikati söylemekten korkmayan, memleket meselelerine gözünü kapatmayan tüm dostlarınla ve bizlerle bu yol yürünmeye devam edecek.
Korkunun ecele faydası yoksa, cesaretin de yolumuzu aydınlatacak bir ışığı var!
Yolun yolumuzdur, kalemine ve yüreğine sağlık.
Yorumlar (0)
Tüm Yazıları