14 Eylül 2026 - Pazartesi
YARALI DEVİN UYANIŞI: ADANA NASIL AYAĞA KALKAR?
BAKIŞ AÇISI
Yazar - HÜSEYİN YETİŞ
Okuma Süresi: 5 dk.
53 okunma

HÜSEYİN YETİŞ
yetis.huseyin@gmail.com - 0 (545) 3649543Geçmişin Pamuk Krallığı, sanayinin ilk kalesi, bereketli Çukurova’nın mağrur şehri Adana... Bugün ne yazık ki sanayisini çevre illere kaptırmış, gelişmişlik sıralamasında gerilemiş ve D-400 karayoluyla iki farklı dünyaya bölünmüş yaralı bir dev görünümünde. Peki, bu soru zihnimizi yakmaya devam ediyor: Çukurova’nın bu kadim kalbi, kendi küllerinden yeniden doğup eski görkemli günlerine dönebilir mi? Adanalı ne yapmalı, yaralı dev nasıl ayağa kalkabilir?
Sizlere içtenlikle ve kararlılıkla ifade ediyorum: Evet, bu mümkündür! Adana’nın potansiyeli yok olmadı; sadece doğru strateji, ortak akıl ve memleket sevdasıyla harmanlanmış bir uyanışı bekliyor.
1. Sanayide Kabuk Değişimi: Klasikten Teknolojiye ve Yeşil Enerjiye
Doksanlı yıllarda çöken tekstil ve geleneksel imalat sanayisinin yasını tutmayı bırakmak zorundayız. Eski fabrikaların sessiz hangarlarına ağıt yakmak yerine, Adana’yı yeni nesil üretimin merkezi yapmalıyız. Ceyhan Enerji İhtisas Bölgesi, kimya sanayisi, tarıma dayalı ihtisas organize sanayi bölgeleri ve teknoloji odaklı yatırımlar, kentin kaybettiği ekonomik gücü geri getirecek en büyük kozumuzdur. Adana, sanayi mirasını katma değerli üretimle taçlandırmak zorundadır.
2. Tarım ve Gıdanın Küresel Üssü Olmak
"Toprağı eksen adam biter" denilen Çukurova’nın bereketi hala yerindedir. Klasik tarımdan modern, teknoloji destekli, seracılık ve ihracat odaklı agroteknolojiye geçiş şarttır. Adana, sadece Türkiye’yi değil, bölgeyi besleyecek ve gıda sanayisinde dünya çapında söz sahibi olacak potansiyele sahiptir.
3. D-400’ün İki Yakasını Birleştirmek: Sosyal Kalkınma ve Gençlik Hamlesi
Kuzeydeki refah ile güneydeki umutsuz gettolar arasındaki makas kapanmadıkça Adana tam anlamıyla ayağa kalkamaz. Adanalı hemşehri olarak ilk yapacağımız iş, güney mahallelerimizdeki yetenekli evlatlarımıza sahip çıkmaktır. Gençlerimizi suç ve getto kültürünün gölgesinden çekip alacak spor kulüpleri, mesleki eğitim merkezleri, tatamiler ve sanat atölyeleri kurmalıyız. Sporun birleştirici ve disipline edici gücünü (tıpkı efsanevi Yenilmez Armada ruhunda olduğu gibi) mahallelerimize yeniden yaymalıyız.
4. Kültür ve Sanat İmajını Geri Kazanmak
Adana’yı 3. sayfa haberleri ve karikatürize getto dizileri üzerinden tanımlayan sığ algıyı yıpmak bizim elimizdedir. Orhan Kemal’in emeği, Yaşar Kemal’in Çukurova anlatısı, Yılmaz Güney’in sinema tutkusu bu kentin genlerindedir. Altın Koza Film Festivali’ni uluslararası bir marka haline getirmek, Tepebağ’dan Taşköprü’ye kentin tarihi dokusunu turizme kazandırmak, Adana’yı yeniden sanatın başkenti yapacaktır.
5. Güçlü Bir Adana Lobisi ve Siyaset Üstü Birlik
Şakirpaşa Havalimanı ve tarihi 5 Ocak Stadyumu gibi sembolik ve stratejik kalelerimizi kaybederken gördük ki; parça parça olduğumuzda kaybediyoruz. Adana’nın mülki idarecileri, yerel yönetimleri, odaları, sivil toplum kuruluşları, spor kulüpleri ve basını "Adana Ortak Paydası"nda buluşmalıdır. Güçlü bir Adana lobisi kurarak kentimizin hakkını her platformda savunmalıyız.
Yaralı Devin Yol Haritası
Stratejik Alan
Mevcut Durum
Ayağa Kalkış Adımı
Sanayi & Lojistik
Tekstil çöküşü, sermaye kaybı
Ceyhan Enerji Bölgesi, Kimya ve Teknoloji OSB yatırımları
Tarım
Geleneksel üretim
Tarıma dayalı ihtisas OSB, agroteknoloji ve gıda ihracatı
Sosyal Doku
D-400 ile ayrışma, gettolaşma
Güney mahallelerde gençlik, eğitim, mahalle spor kulüpleri hamlesi
Kültür & Turizm
3. sayfa haberleri algısı
Altın Koza, Tepebağ restorasyonu, Çukurova edebiyat ve sinema rotaları
Kent Lobisi
Parçalı yapı, sembol kaybı
Siyaset üstü Adana Birlik Konseyi ve kent hakkı savunuculuğu
Son Söz:
Adana, sıcağında emek, toprağında bereket, insanında mertlik barındıran gururlu bir şehirdir. Yaralı dev, dizlerinin üstüne çökmüş olabilir ama pes etmemiştir. Kendi öz evlatlarının inancı, girişimcilerimizin cesareti ve memleket sevdalılarının ortak mücadelesiyle Adana, eski görkemli günlerinden çok daha güçlü bir şekilde ayağa kalkacaktır.
Yeter ki bu toprağın gücüne ve insanımızın potansiyeline inanalım!
Yorumlar (0)
Tüm Yazıları