**Tesadüf mü, Tevafuk mu?
CEM PAKOĞLU YAZIYOR

CEM PAKOĞLU
yetis.huseyin@gmail.com - 05453649543
Bazen hayat, en karanlık anlarımızda bile bize bir işaret gönderir.
Bir söz, bir bakış, belki de hiç ummadığımız bir telefon...
Kırıldığımız, incindiğimiz anlarda bile aslında bir şeyler bizi toparlamaya çalışır.
Belki biz fark etmeyiz ama tevafuk dediğimiz o görünmez el, hep iş başındadır.
Bir gün biri çıkar karşına;
hiçbir şey istemez senden, sadece dinler.
Yargılamaz, geçmişini kurcalamaz,
bugünkü hâlini kabul eder.
İşte o an anlarsın: hayat, seni hâlâ unutmamış.
Bütün o yorgunlukların, yalnızlıkların arasında hâlâ bir umut filizlenebiliyorsa,
demek ki hâlâ nefes alacak nedenler var.
İnsan zamanla şunu öğreniyor:
Bazı gidişler kayıp değildir,
bazı bitişler de ceza değil, ödüldür.
Çünkü her şeyin sonu aslında bir başlangıçtır.
Tevafuk tam da budur işte —
hayatın, seni olması gereken yere nazikçe taşıma biçimi.
Ve bir sabah uyanırsın,
güneş yine doğmuştur.
Aynı şehir, aynı sokak ama içindeki ses farklıdır.
Artık kimseye kırgın değilsindir,
çünkü öğrenmişsindir:
Her yaşanan, seni bugünkü haline getiren birer dokunuştur.
Tesadüf gibi görünen her şeyin ardında
belki de sana özel bir plan vardır.
Yeter ki kalbin açık olsun,
yeter ki şükretmeyi unutma.
Hayat bazen susar, bazen konuşur.
Ama her defasında fısıldar:
“Benim için endişelenme,
her şey tam da olması gerektiği gibi ilerliyor.”