KAZAN KAPAĞINI FIRLATTI: ADANA’DA KILIÇLAR ÇEKİLDİ!
Haber / Köşe Yazısı - Şükrü AĞBAŞ YETİŞ HABERCİ GAZETESİ İSTİHBARAT MÜDÜRÜ

ŞÜKRÜ AĞBAŞ
yetis.huseyin@gmail.com - 05453649543
ANKARA-ADANA HATTINDA AKIL TUTULMASI: YÜREĞİR’DE KİM KİME KARŞI?
Adana siyasetinde fırtına dinmiyor, aksine kopan her fırtına kökleri biraz daha sarsıyor. Yüreğir Belediyesi ekseninde yaşananlar, sadece yerel bir krizin ötesinde; CHP’nin kurumsal hafızasının, vefa duygusunun ve kriz yönetme becerisinin masaya yatırıldığı tarihi bir eşiktir. Görevden uzaklaştırılan Yüreğir Belediye Başkanı Ali Demirçalı’nın, CHP Genel Başkan Yardımcısı Müslim Sarı ve Adana İl Başkanı Orhan Bayram’a yönelik sert çıkışı ve “Ben konuşursam ikisi de altında kalır!” resti, partinin mutfağındaki yangını artık bacadan dışarı taşırmıştır.
Peki, yıllar sonra büyük bir emekle kazanılmış bu kalede tasfiye süreçleri ve iç çekişmeler yaşanırken, Genel Merkez ve parti yönetimi bu yangını söndürmek için ne yapmalı? İşte Adana’nın vicdanından ve sahadaki gerçeklerden süzülen stratejik yol haritası:
1. Kriz Masası ve "Ortak Akıl" Mekanizması Acilen Kurulmalı
Ankara ile Adana arasındaki iletişimsizlik artık kriz boyutunu aşmış, açık bir güven bunalımına dönüşmüştür.
-
Genel Merkez, yerel örgüt ile belediye başkanı arasındaki uçurumu kapatmak için zaman kaybetmeden tarafsız bir akıl masası kurmalıdır.
-
Medya önünde yapılan o yıpratıcı ve partiyi küçülten "restleşmelere" derhal son verilmeli, parti içi disiplin ve diyalog kanalları kişisel hesaplardan arındırılarak yeniden açılmalıdır.
2. Hukuki Sürece Karşı Net ve Tek Sesli Duruş Sergilenmeli
Yüreçir’deki başkan vekilliği ve görevden uzaklaştırma süreçlerinde en büyük zafiyet, parti içi seslerin çatışmasıdır. İl örgütünün ve bazı genel merkez yöneticilerinin süreci zayıflatan, hatta Demirçalı’nın deyimiyle "işi baltalayan" talihsiz açıklamaları kabul edilemez.
-
Genel Merkez, konunun uzmanı hukukçulardan oluşan özel bir heyeti derhal Adana’ya göndermelidir.
-
Hukuki ve siyasi mecrada iki ayrı ses değil, kurumsal ve çelik gibi sağlam tek bir ses yükselmelidir.
3. Geçmişin Birleştirici Hafızası ve "Akil İsimler" Devreye Sokulmalı
Parti içerisinde hâlen ağır bir saygınlığa sahip olan eski Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu gibi deneyimli figürlerin ve partinin dengelerini gözetebilecek akil isimlerin bu süreçteköprü görevi görmesi hayati önem taşımaktadır.
-
Adana’da yaşanan bu infiali dindirmek, küskün tabanı yeniden konsolide etmek ve "hak, adalet, birliktelik" vurgusunu öne çıkarmak için Ankara’nın ağırlığını koyan kapsayıcı ziyaretler gerçekleştirilmelidir. Kılıçdaroğlu’nun ve dönemsel dengeleri iyi okuyan tecrübeli isimlerin bu krizde sergileyeceği tutum, tabanın kırılan gururunu tamir edebilir.
4. "Yalnızlaştırma" Algısı Kırılmalı, Seçilmiş İradeye Sahip Çıkılmalı
Ali Demirçalı’nın en haklı sitemi, arkasında demirden bir parti iradesi bulamayışıdır. Zor bir süreçten geçen seçilmiş bir belediye başkanını mahkemelerin ve yerel çekişmelerin ortasında yalnız bırakmak, partinin halkçı kimliğine vurulacak en büyük darbedir.
-
Parti yönetimi, kurumsal bir refleksle Demirçalı’nın ve Yüreçir iradesinin arkasında durduğunu net bir dille ilan etmelidir. Süreç sadece yerel aktörlerin ikbal hesaplarına terk edilemeyecek kadar büyüktür.
Son Söz Yerine...
Eğer Genel Merkez bu krizi "nasıl olsa unutulur" diyerek halının altına süpürmeye devam ederse; Adana’da yorulan, kırılan ve sessizce bekleyen o cefakâr taban, faturayı ilk sandıkta kesmekten çekinmeyecektir. Kendi evladına, kendi seçilmişine sahip çıkamayan bir yapının yarın halka umut olabilmesi imkânsızdır.
Kılıçlar kınından çıkmıştır; şimdi akıl, adalet ve kurumsal vicdanın devreye girme vaktidir. Aksi takdirde altından kalkılamayacak o enkaz, hepimizin omuzlarında kalacaktır.