15 TEMMUZ’UN YIL DÖNÜMÜNDE ANLAMLI ÇAĞRI:

Türk İmar-Sen Adana Şubesi Eski Başkanı, Makine Mühendisi Zakir Akbilmez, 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü vesilesiyle yayımladığı mesajda, geçmişte yaşanan hukuksuzlukları, baskıları ve ülkücü kamu görevlilerinin dik duruşunu gözler önüne serdi.

Yaşam Yayın: 16 Temmuz 2026 - Perşembe - Güncelleme: 16.07.2026 00:27:00
Editör - HÜSEYİN YETİŞ
Okuma Süresi: 5 dk.
51 okunma
Google News
FETÖ terör örgütünün kamusal alanda ve devletimizin kılcal damarlarında gerçekleştirdiği hainlikler, aradan geçen yıllara rağmen hafızalardaki tazeliğini koruyor. Türk İmar-Sen Adana Şubesi Eski Başkanı, Makine Mühendisi Zakir Akbilmez, 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü vesilesiyle yayımladığı mesajda, geçmişte yaşanan hukuksuzlukları, baskıları ve ülkücü kamu görevlilerinin dik duruşunu gözler önüne seren çarpıcı açıklamalarda bulundu.
"En Önemli Kavramımız Vatanın ve Devletin Bekasıdır"
Mesajına aziz şehitlerimizi rahmet, minnet ve dualarla yad ederek başlayan Akbilmez, ülkücü hareketin kırmızı çizgilerini şu sözlerle ifade etti:
"Ben bir ülkücüyüm ve bildiğim en önemli kavram; ay yıldızlı al bayrağımız, vatanımız, milletimiz ve devletimizin bekasıdır. Bu mukaddes değerler için canımızı vermekten bir an bile çekmeyiz."
Sınav Şaibeleri ve Kamudaki Kadrolaşma
FETÖ’nün devlet içerisindeki sistematik örgütlenme modeline dikkat çeken Akbilmez, örgütün liyakati nasıl katbettiğini şu sözlerle anlattı:
"Bu hain yapı, yıllarca üniversite, KPSS, polislik, adliye, hakim-savcılık ve kaymakamlık gibi kritik sınavlara şaibeler karıştırarak kendi üyelerine alan açmış, aziz vatanımıza hainler yetiştirmiştir. Bu hainler, kurumlarımızda kısa, orta ve uzun vadede makam sahibi yapılmıştır. Vatanın öz evlatları ise ötekileştirilmiş; liyakatli devlet memurları baskı, mobbing ve hukuksuz sürgünlerle ya emekliliğe zorlanmış ya da pasifize edilmiştir."
"Adliye Koridorlarında Yaşanan Hukuksuzluklara Şahit Olduk"
Yıllarca sendika başkanlığı yaptığı dönemdeki canlı örnekleri paylaşan Zakir Akbilmez, yargı sisteminin nasıl felç edilmek istendiğini şu çarpıcı örnekle açıkladı:
"Adana’da görev yaptığım dönemde iki idare mahkemesi vardı. Aynı konuda 1. İdare Mahkemesi hakkaniyetli karar verirken, 2. İdare Mahkemesi hukuktan tamamen uzak kararlara imza atıyordu. Bölge İdare Mahkemesi sürecinde bu hukuksuzluklar düzeltilse de, insanların mağduriyetleri yıllar sürdü. Aile birliği kalmayan, sürgün ve baskılarla zulme uğrayan devletine bağlı insanlarımıza büyük zararlar verdiler. Kamusal alandaki sendikal ayrımcılığı kendi atadıkları idareciler eliyle en üst seviyeye çıkardılar."
"Ülkücü Memurların Mücadelesi Akademik Tez Konusudur"
Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’nin terör örgütüne karşı yaptığı her tarihi açıklamadan sonra kamudaki ülkücü memurlara yönelik saldırıların arttığını belirten Akbilmez, buna rağmen boyun eğmediklerini vurguladı:
"Biz ülkücü devlet memurları olarak hiçbir zaman bu hainlere boyun eğmedik. Ülkücülerin devlet içindeki bu onurlu mücadelesi, üniversitelerde araştırma ve akademik tez konusu olacak niteliktedir."
"Balkonuna Bayrak Asmaya Korkup, 15 Temmuz Sonrası Ödüllendirilenleri Gördük"
Geçmişte şahit olduğu çarpıcı bir anısını da paylaşan Akbilmez, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Lojmanda oturduğum dönemde her milli bayramda balkonuma şerefle ay yıldızlı al bayrağımızı asardım. Aynı blokta oturan ve FETÖ derneklerinde, vakıflarında boy boy fotoğraflar veren dönemin İl Müdürü ise bayrak asmazdı. Kendisine sorduğumda 'Biz korkuyoruz' cevabını aldım. Ben de 'Bayrağı asmaya cesareti olmayanın vatan sevgisi yoktur, yazıklar olsun' diyerek tepkimi gösterdim. Ne acıdır ki, bu şahıs 15 Temmuz sonrasında başka bir ile yine İl Müdürü olarak tayin edildi. Maalesef bu süreçte hainlerle irtibatı ve iltisakı olanların adeta ödüllendirildiğine de şahit olduk."
"Devlet-i Ebed Müddet" İradesiyle Çelikten Bir Zırhız
Devletin bekasının her şeyin üzerinde olduğunu belirterek güvenlik güçlerinin her daim yanında olduklarını ifade eden Akbilmez, açıklamasını şu güçlü mesajla tamamladı:
"Çok şükür ki bizler, 'Devlet-i Ebed Müddet' diyerek devletimizin, seçilmiş hükümetimizin ve demokrasimizin yanında çelikten bir zırh gibi durduk, durmaya da devam edeceğiz. Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında, 'Büyük Türkiye' ülküsüyle durmaksızın çalışacağız. Bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız! Ne mutlu Türküm diyene!"
Ek Fotoğraflar
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.