<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
                <rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" version="2.0">
                <channel>
                  <title>Bilim</title>
                  <link>http://yetishabercim.com/bilim</link>
                  <description>En güncel Bilim Haberleri. Son dakika Bilim haberlerini buradan takip edebilirsiniz.</description><item>
                                <title>800 yıl önce otopsi yapılmış</title>
                                <description><![CDATA[Bilim adamları, yaklaşık 800 yıl önce otopsi yapılmış bir insanın kalıntılarını buldu. ]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA["Archives of Medical Science" dergisinde yayımlanan çalışmaya göre, yetişkin bir erkeğe ait kafatasının üst kısmı şaşırtıcı derecede ileri tıbbi teknikler kullanılarak açılmış ve beyni incelenmek üzere çıkarılmış.Fransa'daki R. Poincare Üniversite Hastanesi'nden Dr. Philippe Charlier tarafından yapılan radyokarbon tarihleme testi, kalıntının M.S. 1200-1280 yıllarına ait olduğunu gösterdi. Charlier, otopsiyi yapanların renk vererek dolaşım sistemini incelemek için atardamarları balmumu, kırmızı cıva ve kireçten oluşan bir karışımla doldurduğuna işaret etti. Keşif, Karanlık Çağ olarak da bilinen Ortaçağ'da tıp biliminin sanılandan çok daha ileri olduğunu ortaya çıkardı. Cesedin, mumyalanması için kullanılan maddeler sayesinde çok iyi korunduğunu belirten Charlier, kızıl sakalı olan erkeğin bir tür kemik iltihabı olan osteoartritten muzdarip olduğunu söyledi.Sadece omuzdan yukarısı bulunan cesedin, bedeni gömülmek üzere yakınları tarafından alınmayan bir akıl hastası, mahkum ya da yoksula ait olduğu sanılıyor. Avrupa'da bulunan en eski kadavra olarak nitelenen kalıntı, Paris'teki Tıp Tarihi Müzesi'nde sergilenecek.]]></content:encoded>
                                <image>http://yetishabercim.com/content/uploads/haberler/20130327_772408.jpg</image>
                                <media:content url="http://yetishabercim.com/content/uploads/haberler/20130327_772408.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="http://yetishabercim.com/content/uploads/haberler/20130327_772408.jpg"/>
                                <enclosure url="http://yetishabercim.com/content/uploads/haberler/20130327_772408.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>http://yetishabercim.com/800-yil-once-otopsi-yapilmis-3695</link>
                                <pubDate>Tue, 26 Mar 2013 16:04:34 +0200</pubDate>
                              </item><item>
                                <title>TATİLDE ÇOCUKLARIN İNTERNET KULLANIM SÜRELERİNDEKİ ARTIŞ RİSKLİ”</title>
                                <description><![CDATA[]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[Yaklaşık 18 milyon öğrenci yarıyıl tatiline başladı. Yarıyıl tatiliyle birlikte çocukların internet kullanım sürelerindeki artış ve fazla internet kullanımının alışkanlık haline dönüşmesi riskine karşı Uzman Klinik Psikolog İpek Kızıloluk aileleri uyarıyor.

Özel Adana Ortadoğu Hastanesi Uzman Klinik Psikolog İpek Kızıloluk, tatilin çocuklar için rahatlatan bir süreç olabileceği gibi tolerans geliştirmeğe yatkın çocuklar için; kötü alışkanlıkların daha derinleştiği bir zaman dilimi de olabileceğinin altını çiziyor. İpek Kızıloluk, internet kullanımı, teknolojik aletler ile oynanan oyunlar, televizyon gibi tatil dönemlerinde çocuklar arasında boş zaman etkinliklerinin masum olmadığını belirterek, “Bu aktiviteler tatil esnasında öfke nöbetleri hırçınlık aşırı sıkılmışlık ruh hali gibi duygu düşünce ve hislerin beslenemediği teknolojik geçirilen zamanın dezavantajı olarak karşımıza; dikkat eksikliği, odaklanamama, dalgınlık, unutkanlık gibi olumsuz işlevsel olmayan belirtiler ile karşımıza çıkabilir. Bu nedenle ebeveynlerin tatile hazırlıksız yakalanmaması gerekir” dedi.

ETKİNLİK PLANLAMASI YAPILMALI

Çocukların, çalışmalarının ve uğraşlarının karşılığında özgürleşmek, istedikleri zaman internete girip oyun oynamak veya kuralların kısıtlamanın olmadığı bir tutum ile birlikte rahat olmak istediklerine dikkat çeken Kızıloluk, “Tatil dönemlerinde etkinlik planlamasının, görev ve sorumluluk ayrışması, yapılacaklar listesi gibi sınırsız internet kullanımının etkin olmadığı çocuğun evdeki yerini ve hayatın içindeki sorumluluklarını fark ettiği toplumsal kurallar ve günlük yaşam becerilerine yönelik davranışların pekiştirilmesi tatil bittikten sonra da bireyin motivasyon, özgüven, hazırlıklı olma ve etkin ruh halinin devam etmesine olanak sağlayacaktır” dedi.

TATİL DÖNÜŞÜ ZORLANIYORLAR

 Kızıloluk, çocuklar ve gençlerin, tatilde sınırsız bir şekilde internete girmeye alıştıktan sonra, okul dönemi geldiğinde bu alışkanlıktan kolaylıkla vazgeçmediklerinin altını çizerek,  “Kendilerini durdurmakta zorlanmakta ve okul açılsa bile tatil dönemindeki alışkanlıklarını sürdürme eğiliminde olmaktadır. Tatil döneminde internet kuralları elbette okul dönemi kadar sıkı olmamalıdır ama muhakkak internet ve oyun zamanının belirlenmesi ve uygulanması gerekir” dedi.

 Ailelerin, internet ve kendi halinde olma ruh halinin üzerinden gelebilecek risklerin farkında olmaları gerektiğini belirten Kızıloluk, “Günümüzde artık çocuklar sokakta oyun oynamak yerine bilgisayar, telefon, tablet gibi cihazlarda video izliyor, sosyal paylaşım sitelerinde vakit geçiriyor ve çok fazla dijital oyun oynuyor. İnternet kullanım yaşının her geçen gün düşmesi, mobil telefon kullanımının ve sosyal paylaşım platformlarının giderek yaygınlaşması, bu mecralar üzerinden gelebilecek olumsuzlukları ve riskleri de beraberinde getiriyor” dedi.
]]></content:encoded>
                                <image>http://yetishabercim.com/content/uploads/haberler/ipek_kiziloluk_copy_copy_copy_9efdea221de20910d2f7.jpg</image>
                                <media:content url="http://yetishabercim.com/content/uploads/haberler/ipek_kiziloluk_copy_copy_copy_9efdea221de20910d2f7.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="http://yetishabercim.com/content/uploads/haberler/ipek_kiziloluk_copy_copy_copy_9efdea221de20910d2f7.jpg"/>
                                <enclosure url="http://yetishabercim.com/content/uploads/haberler/ipek_kiziloluk_copy_copy_copy_9efdea221de20910d2f7.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>http://yetishabercim.com/tatilde-cocuklarin-internet-kullanim-surelerindeki-artis-riskli-4225</link>
                                <pubDate>Wed, 22 Jan 2020 03:09:09 +0300</pubDate>
                              </item><item>
                                <title>Geleceğin Bilim İnsanları ÇÜMERLAB ve Biyoteknoloji Merkezi’ni Ziyaret Etti</title>
                                <description><![CDATA[]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[Türkiye’nin en geniş araştırma ve eğitim altyapı olanaklarına sahip üniversitelerinden biri olan Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) doğal yaşam alanı olan kampüsüyle de öğrencilerin ilgisini çekiyor. Üniversiteye hazırlanan Yüreğir Halıcılar Anadolu Lisesi öğrencileri Çukurova Üniversitesinin en önemli merkezlerinden olan ÇÜMERLAB ve Biyoteknoloji Araştırma Uygulama Merkezi’nin olanaklarını, yapılan teknik gezi ile inceledi.

 

Yüreğir Halıcılar Anadolu Lisesi öğrencileri Biyoloji dersi kapsamında Çukurova Üniversitesine teknik gezi planladı. Biyoloji Öğretmeni Celile Türksever Erim gözetiminde öğrenciler Çukurova Üniversitesi Merkezi araştırma Laboratuvarı ve BiyoteknolojiAraştırma Uygulama Merkezi’ni ziyaret ederek akademisyenlerden bilgi aldı.

 

ÖğrencilerÇÜMERLAB’da İncelemelerde Bulundu

İlk olarak ÇÜMERLAB’a gelen öğrencileri merkez yetkilileri karşılarken öğrencilere merkez bünyesinde bulunan laboratuvarlar gezdirildi. Çukurova Üniversitesi Merkezi Araştırma Laboratuvarının (ÇÜMERLAB) kuruluş amacı hakkında bilgi veren yetkililer, üniversitelerin kamu ve sanayi kuruluşları için analiz ihtiyaçlarını karşılayacak cihazların bulunduğu bilimsel bir araştırma merkezi oluşturmak olduğunu ifade ederek ulusal ve uluslararası kriterlere uygun araştırmaları gerçekleştirmek üzere ileri teknolojide yapılandırılan ÇÜMERLAB’ın bilimsel çalışmaların kalitesini arttırmak, ülkemiz ve bölgemizin ihtiyaçları doğrultusunda üniversitedeki ve sanayi kuruluşları kapsamındaki Ar-Ge faaliyetlerini desteklemeyi, analizleri yapabilme ve araştırma projeleri üretmeyi amaçladığını söyledi. Merkez bünyesinde bulunan cihazların fizik, kimya, biyoloji, tarım, gıda, hayvancılık, çevre, malzeme,  maden, tıp, eczacılık,  diş hekimliği ve enerji gibi birçok alanda araştırmalara hizmet verebilecek kapasitede olduğunu ifade eden merkez yöneticileri öğrencilere merkezde yapılan araştırma faaliyetleri hakkında da uygulamalı bilgi verdi.

 

Biyoteknoloji Merkezi Hakkında Bilgi Aldılar

Daha sonra Çukurova Üniversitesi Biyoteknoloji Araştırma ve Uygulama Merkezi’ni ziyaret eden öğrencilere Merkez Müdür Yardımcıları Doç. Dr. Bahri Devrim Özcan ve Dr. Öğr. Üyesi Fatmagün Aydın merkez hakkında bilgi verdi. Biyoteknoloji konusunda ulusal ve uluslararası düzeyde araştırma, uygulama, eğitim ve AR-GE hizmetleri alanında kalite standartlarına sahip bir araştırma ve uygulama merkezi olarak hizmet verdiklerini ifade eden merkez yöneticileri ülkemizin ve özellikle bölgemizin önceliklerini ve gereksinimlerini göz önüne alarak biyoteknoloji konusunda araştırma ve uygulamalar yapmak, yapılmasını teşvik etmek kamu, özel sektör, kurum ve kuruluşlarının araştırıcılarına mevcut altyapıdan yararlanabilme imkânı sağlamayı misyon edindiklerini söyledi.

Tek tek öğrencilere laboratuvarlarıda gezdiren merkez yöneticileri, yapılan araştırma geliştirme faaliyetleri hakkında da öğrencilere bilgiler aktardı.

 

Teknik gezi anı fotoğrafı çekilmesiyle son buldu.

 

 

 
]]></content:encoded>
                                <image>http://yetishabercim.com/content/uploads/haberler/cumelob_copy_d3a30bb6bcffec14a149.JPG</image>
                                <media:content url="http://yetishabercim.com/content/uploads/haberler/cumelob_copy_d3a30bb6bcffec14a149.JPG" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="http://yetishabercim.com/content/uploads/haberler/cumelob_copy_d3a30bb6bcffec14a149.JPG"/>
                                <enclosure url="http://yetishabercim.com/content/uploads/haberler/cumelob_copy_d3a30bb6bcffec14a149.JPG" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>http://yetishabercim.com/gelecegin-bilim-insanlari-cumerlab-ve-biyoteknoloji-merkezini-ziyaret-etti-4370</link>
                                <pubDate>Fri, 07 Feb 2020 10:16:01 +0300</pubDate>
                              </item><item>
                                <title>“Sık sık değişen maden kanunu sorun yaratıyor”</title>
                                <description><![CDATA[Maden Mühendisleri Odası Adana Şubesi, 10. Olağan Genel Kurulu’nu gerçekleştirdi]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[– Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Maden Mühendisleri Odası Adana Şubesi’nde başkanlığa Mehmet Yılmaz seçildi.

Seyhan Otel’de gerçekleşen ve Divan Başkanlığı’nı İrfan İçaçan’ın yaptığı 10. Olağan Genel Kurula CHP Adana Milletvekilleri Müzeyyen Şevkin ve Ayhan Barut, Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar, Maden Mühendisleri Odası Genel Başkanı Ayhan Yüksel, 26. Dönem Adana Milletvekili İbrahim Özdiş, TMMOB’ye bağlı odaların Adana Şube Başkanları ve çok sayıda davetli katıldı.

İki listenin yarıştığı genel kurulda asil ve yedek yönetim kurulu ve genel merkez delegeleri de belirlendi. Seçimler sonucunda Mehmet Yılmaz’ın ekibinde Serdal Özbek, İbrahim Işık, Elif Dinçer, Ali Can Özdemir, Ahmet Aydın ve Bülent Zerengök asil yönetim kurulu üyeleri olarak belirlenirken Sercan Arın, Sercan Varak, Esra Can, Cuma Özgül, İhsan Bekdik ve Raif Bozdemir ve Ayten Miçooğulları da yedek yönetim kurulu üyeleri oldu.

MADEN KANUNUNA DİKKAT ÇEKTİ

Maden Mühendisleri Odası Adana Şube Başkanı Mehmet Yılmaz, seçimlerin ardından yaptığı konuşmada tüm protokol mensuplarına ve genel kurulu katılan davetlilere teşekkür etti Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) bugünlerde yeni bir maden kanunu hazırlıkları yapıldığını belirten Yılmaz, sık sık değişen maden kanununun madencilik sektörünü içinden çıkılmaz bir hale getirdiğini bu nedenle kanunun paydaşlarla yapılması gerektiğini söyledi.

Yeni çıkacak maden kanununda özellikle; ruhsat güvencesinin sağlanmasının önemine işaret eden Yılmaz, “Orman izinlerinde bürokrasi kolaylaştırılmalı,bedeller düşürülmelidir. Zeytincilikle ilgili yeni düzenlemeler getirilerek madencinin önü açılmalıdır. Maden Mühendislerinin maaşları oda tarifesinde olmalı, bununla ilgili düzenleme kanuna eklenmelidir. Ruhsat harçları düşürülmelidir” dedi.

“ÜLKE MADENCİLİĞİ İÇİN ÇABA GÖSTERECEĞİZ”

Yeni dönemde maden mühendislerinin istihdam sorununa eğileceklerini ifade eden Yılmaz, özellikle bünyelerinde maden mühendisi olmayan kamu kurumları ile ilgili gerekli görüşmeler ve çalışmaları yapacaklarını vurguladı. Sektörün önünü açacak uygulamaları hayata geçirmek istediklerini dile getiren Yılmaz, kadın komisyonu ve genç madenci çalışmalarının verimliliği arttırdığını belirtti.

Maden Mühendisleri Odası Adana Şubesi’nin kendi kültürünü oluşturduğunu, dün olduğu gibi bugün de mesleğin ve meslektaşlarının haklarını korurken, ülke madenciliğinin gelişmesi için de tüm çabayı göstermeye devam edeceklerini anlatan Yılmaz, gücünü örgütlü üyelerinden alan Maden Mühendisleri Odası’nın halkın ve ülkenin çıkarları doğrultusunda çalışmayı ilke edindiğini sözlerine ekledi.

GÖREV DAĞILIMI DA YAPILDI

Genel Kurulun hemen ardından görev dağılımı yapan Maden Mühendisleri Odası Adana Şubesi’nde başkanlığa yeniden Mehmet Yılmaz seçilirken 2. Başkan Serdal Özbek, Sayman İbrahim Işık, Yazman Elif Dinçer oldu. Ali Can Özdemir, Ahmet Aydın ve Bülent Zerengök de yönetim kurulu üyesi olarak belirlendi.
]]></content:encoded>
                                <image>http://yetishabercim.com/content/uploads/haberler/maden_muhendisleri_2_1_copy_8cb1c4f69b0b760eae66.jpg</image>
                                <media:content url="http://yetishabercim.com/content/uploads/haberler/maden_muhendisleri_2_1_copy_8cb1c4f69b0b760eae66.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="http://yetishabercim.com/content/uploads/haberler/maden_muhendisleri_2_1_copy_8cb1c4f69b0b760eae66.jpg"/>
                                <enclosure url="http://yetishabercim.com/content/uploads/haberler/maden_muhendisleri_2_1_copy_8cb1c4f69b0b760eae66.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>http://yetishabercim.com/sik-sik-degisen-maden-kanunu-sorun-yaratiyor-4405</link>
                                <pubDate>Sun, 09 Feb 2020 12:45:59 +0300</pubDate>
                              </item><item>
                                <title>Kafalı “Bilimden ve mesleki tecrübelerden faydalanacağız”</title>
                                <description><![CDATA[]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[TMMOB Şehir Plancıları Odası (ŞPO) Adana Şubesinin 9. Olağan kongresinde seçilen Yönetim Kurulu üyeleri aralarında görev bölümü yaptı. Şehir Plancıları Odası Adana Şube Başkanlığına Onur Kafalı seçildi.

TMMOB Şehir Plancıları Odası Adana Şubesinin 9. Olağan Genel Kurulu 01-02 Şubat tarihlerinde odanın hizmet binasında gerçekleştirildi. Genel Kurula; Şehir Plancıları Odası Adana Şubesine bağlı Mersin ve Hatay Il temsilcilerinin yani sıra oda üyeleri katıldı. Tek listeyle gidilen seçimde, genç isimlerden oluşan Yönetim Kurulu üyeleri, yeni dönem faaliyetleri için üyelerden güvenoyu aldı.

BAŞKANLIĞA ONUR KAFALI SEÇİLDİ

Genel Kurulun tamamlanmasının ardından mazbata alan yeni Yönetim Kurulu üyeleri, ilk toplantıda görev bölümü yaptı. Toplantıda; Şehir Plancıları Odası Adana Şube Başkanlığına Onur Kafalı seçildi. Görev dağılımı şöyle oluştu; İkinci Başkanlığa Uğur İnce, Şube Sekreterliğine Ayşe İzel Karagüzel, Şube Saymanlığına Ergin Yöntem, Atilla Küsbeci, Serkan Koç, ve İlker Söğüt Yönetim kurulu üyesi olarak belirlendi.

MERKEZİ VE YEREL YÖNETİMLERİN UYGULAMALARI TAKİP EDİLECEK

Görev bölümünün yapılmasının ardından gerçekleştirilen toplantıda, Şehir Plancıları Odası Adana Şubesinin sorumluluk sahasında kalan Adana-Mersin-Hatay ve Osmaniye’de Merkezi ve Yerel yönetimlerin; planlama yaklaşımları ve kararlarının hassasiyetle takip edilmesi konusunda görüş birliğine varıldı.

SINIRDAŞ KENTLERE ORTAK ÇÖZÜM ARAYIŞI İÇİN “AKDENİZ KENT PANELİ”

TMMOB Şehir Plancıları Odası (ŞPO) Adana Şube Başkanı Onur Kafalı, Bilimselliğe dayalı olarak kente, yaşam alanlarına ve mesleğe sahip çıkmaya devam edeceklerini söyledi. Odanın sorumluluk alanı içinde bulunan Adana-Mersin-Hatay ve Osmaniye’nin demografik, ekonomik, sosyo-kültürel olarak birbirinin etki alanı içerisinde bulunduğunu ifade eden Kafalı “Komşu kentlerin ortak sorunları var. Bu sorunları tespit etmek ve çözüm yolu üretmek için “Akdeniz Kent Paneli” gerçekleştireceğiz”dedi.

GENİŞ KATILIMLI PANELDE BİLİMSEL VE MESLEKİ ÇALIŞMA

ŞPO Adana Şube Başkanı Kafalı sözlerini şöyle tamamladı;

“Bu paneli Merkezi ve Yerel yönetim paydaşları, sivil toplum kuruluşları, üniversiteler, meslek odaları ve bağlı kuruluşların katılımı ile geniş tabanlı yapacağız. Panelde; bilimsel veriler ve farklı meslek gruplarının elde etmiş olduğu tecrübelerden faydalanacağız. Panel kapsamında; kent ve bölge planlaması, bölgesel eşitsizliğin giderilmesi, yerel kalkınma, ulaşım planlaması, deprem-planlama-kentleşme ilişkisi çerçevesinde, kentsel dönüşüm ve gelişim alanlarının planlanması ve yönetimi konularında sorun tespiti ve çözüm önerileri üzerinde çalışmalar yapılacak”

 
]]></content:encoded>
                                <image>http://yetishabercim.com/content/uploads/haberler/spo-yoim_copy_601f04f27a843c07f3a8.jpg</image>
                                <media:content url="http://yetishabercim.com/content/uploads/haberler/spo-yoim_copy_601f04f27a843c07f3a8.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="http://yetishabercim.com/content/uploads/haberler/spo-yoim_copy_601f04f27a843c07f3a8.jpg"/>
                                <enclosure url="http://yetishabercim.com/content/uploads/haberler/spo-yoim_copy_601f04f27a843c07f3a8.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>http://yetishabercim.com/kafali-bilimden-ve-mesleki-tecrubelerden-faydalanacagiz-4449</link>
                                <pubDate>Wed, 19 Feb 2020 04:56:30 +0300</pubDate>
                              </item><item>
                                <title>“İçmimarlık kamu güvenliği ile yakından ilgilidir”</title>
                                <description><![CDATA[İçmimarlar Odası Adana Şube Başkanlığı’na seçilen Çağkan İnan, gelişen dünya düzenine paralel olarak içmimarlık mesleğinin de büyük önem kazandığını vurguluyor]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[Gelişen dünya düzeni mekanların fonksiyonel, estetik ve doğru maliyetlerle yapılmasının gerekliliğini de ortaya koyuyor. Türkiye’de son zamanlarda yaşanan deprem felaketleri de yapılara verilmesi gereken önemi net olarak gözler önüne seriyor.

İÇMİMARLIK GELİŞİYOR

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) İçmimarlar Odası Adana Şube Başkanlığı’na seçilen Çağkan İnan, tasarıma verilen önemin mobilyadan aydınlatmaya, aksesuardan modaya kadar olan etkisinin ihtisaslaşmış içmimarlara ve tasarımcılara olan gereksinimi tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de arttırdığına dikkat çekiyor.

İçmimarlık faaliyetinin bireysel sonuç doğuran mesleki hizmetlerden olmayıp kamu güvenliği ile yakından ilgili bir görev olduğuna işaret eden İnan, ilgili yasaların bu anlamı ile meslek mensuplarının denetim görevini odalara verdiğini ve odalar tarafından gerekli denetimin yapılabilmesi için de üyeliği zorunlu kıldığını kaydediyor.

İçmimarlık mesleğinin mühendislik disiplinleri arasında ana damar olduğunu belirten Çağkan İnan, gerek yapı güvenliğinde ve yaşam alanlarında gerekse mekanların rahat ve daha yaşanabilir kılınabilmesi adına içmimarların vazgeçilmez unsurlara sahip olduğuna dikkat çekiyor.

SİLÜET VE RUH HALİ KESİŞİYOR…

Mesleğin gelişimi için büyük çaba sarfettiklerini kaydeden İnan, yerel yönetimlerle birlikte merkezi yönetimlerin karar alma süreçlerinde İçmimarlar Odası ile gireceği diyaloğun doğru kentsel ve bölgesel planlama ile birlikte ülke genelinde çağdaş bir boyutun habercisi olacağına işaret ediyor.

İçmimarların yapının iç mekanları başta olmak üzere sokak iyileştirmeleri, dış cephe görselleri, kent estetiği ile ilgili dünya çapında çalışmalara imza attığını söyleyen Çağkan İnan, mekanlardaki ve kentlerdeki silüetin kişinin ruh halini olumlu ya da olumsuz etkileyeceğini belirtiyor.

Yerel yönetimleri kentlerin gelişimi adına işbirliğine çağıran İçmimarlar Odası Adana Şube Başkanı Çağkan İnan, örneğin Adana’da pilot cadde uygulaması ile dünya genelinde dikkat çeken bir çalışmaya imza atabileceklerini vurguluyor.
YÖNETİM GÖREV BÖLÜMÜ YAPTI
İçmimarlar Odası Başkanlığı’na seçilmesinde emeği ve katkısı olanlara teşekkür eden Çağkan İnan, çalışmalarıyla ilgili bilgi verdikten sonra yönetim kurulu üyelerinin görev bölümünü de şöyle açıklıyor:
Şube Başkan Yardımcısı M.Oğuz Tosun, Şube Sekreteri Mustafa Bayık, Şube Saymanı Zühal Doğru Tok, Şube Yönetim Kurulu Üyeleri Tahir Şahin, Sevil Ertuğrul ve Erdem Barlın.
Yedek Yönetim Kurulu Üyeleri: Emrah Arabacı, Elif Tuncel, Cihan İmeci, Mert Tireng, Burçak Durmuşoğlu, Sezin Güngör ve Gökçe Eroğlu.
]]></content:encoded>
                                <image>http://yetishabercim.com/content/uploads/haberler/icmimarlarodasi_copy_fb7b18076a9b113e234d.JPG</image>
                                <media:content url="http://yetishabercim.com/content/uploads/haberler/icmimarlarodasi_copy_fb7b18076a9b113e234d.JPG" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="http://yetishabercim.com/content/uploads/haberler/icmimarlarodasi_copy_fb7b18076a9b113e234d.JPG"/>
                                <enclosure url="http://yetishabercim.com/content/uploads/haberler/icmimarlarodasi_copy_fb7b18076a9b113e234d.JPG" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>http://yetishabercim.com/icmimarlik-kamu-guvenligi-ile-yakindan-ilgilidir-4469</link>
                                <pubDate>Thu, 20 Feb 2020 10:37:19 +0300</pubDate>
                              </item><item>
                                <title>MMO ADANA ŞUBE 25.DÖNEM ŞUBE YÖNETİM KURULU GÖREV DAĞILIMI YAPILDI</title>
                                <description><![CDATA[]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[8-9 Şubat 2020 tarihlerinde yapılan TMMOB Makina Mühendisleri Odası Adana Şube 25. Dönem Olağan Genel Kurulu`nda seçilen Yönetim Kurulu, mazbatalarını aldıktan sonra 13 Şubat 2020 tarihinde yaptığı ilk toplantıda aşağıdaki görev dağılımını oy birliği ile karar altına alarak çalışmalara başlamıştır.

ŞUBE BAŞKANI ÜMİT GALİP UNCU, ŞUBE BAŞKAN VEKİLİ KEREM ŞAHİN, ŞUBE SEKRETERİ ATAOL TORUN ÖZTORUN, ŞUBE SAYMANI OZAN DENİZ TOPRAK, ÜYE- İKK TEMSİLCİSİ ÇAĞDAŞ TÜRKÖZ, ÜYE ÖZGÜR ÇELEBİ, ÜYE MEHMET SAMİM ALDIK

25.Dönem Makina Mühendisleri Odası Adana Şube Yönetim Kurulu adına yapılan açıklama şöyle:

Kuruluşumuzdan bu yana geçmiş dönemlerde TMMOB, Oda ve MMO Adana Şubemizin çalışmalarına katkı koyan herkesin emeği önünde saygıyla eğiliyor, minnet ve şükranlarımızı sunuyoruz. Bu bayrak yarışında biz de üstümüze düşen görevi yerine getirme çabası içinde olacağız. Gücünü yalnızca örgütlü üyelerinin katkısından ve üyelerinin meslek alanlarındaki çalışmaları ile Şube-Oda çalışmalarının bütünlüğünden alan MMO Adana Şubesinin, 8-9 Şubat 2020‘de yapılan Genel Kurulu’na katılıp demokratik tercihlerini gösteren, desteklerini ve güvenlerini bizden esirgemeyen üyelerimize teşekkür ediyoruz.

Yönetim Kurulu Yedek Üyeleri olarak seçilen Selda Şengül, Burcu Kırkın, Mert Can,Vahap Uğurludemir, Burak Belhan, Çağdaş Alpan ve Özgür Habib Tuştaşile 48. Dönem Oda Genel Kurulu‘na 46 Asıl ve 46 Yedek Delege olarak seçilen meslektaşlarımız çalışmalarımızı zenginleştirecektir.

KAMUNUN ÇIKARLARINI SAVUNMAYA, TOPLUMUN VİCDANI OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ

 MMO Adana Şubesi 25. Dönem Yönetim Kurulu olarak, geçmiş çalışma dönemlerinde olduğu gibi bilimden, akıldan, özgürlükten, eşitlikten yana katılımcı ve demokratik bir işleyişi bugünde sürdüreceğiz. Bilimin ve teknolojinin rehberliğinde halkımızın ve üyelerimizin çıkarları için daha etkin daha özverili başarılı çalışmaları üyelerimizin destek ve katkılarıyla sürdüreceğiz.

Mesleğimizi ve meslektaşlarımızı hak ettiği saygınlığa ve etkinliğe ulaştırmak, meslek disiplinini ve ahlakını korumak; kamunun çıkarlarının korunmasında, ülkenin teknolojik ve bilimsel kalkınmasında gerekli olan tüm girişim ve etkinliklerde bulunmak temel amaçlarımız arasında yer almaya devam edecektir.

MMO Adana Şubemizin 2020-2021 yıllarını kapsayan 25. Çalışma Döneminde üyelerimizden aldığımız gücü, deneyim, birikim ve enerjimizle birleştirerek, mesleki sorumluluklar ile toplumsal sorumluluklarımızı, meslek alanlarımızı koruma ve genişletme çabalarıyla kaynaştırıp bütünleştirerek, yolumuza devam edeceğiz. Üreterek büyüyen, paylaşarak gelişen, bağımsız, demokratik, özgür bir Türkiye‘de bir arada yaşama çabasının savunucusu olmaya devam edeceğiz.

Ülkemizde uygulanan sanayi politikaları, bilimi ve teknolojiyi dışlayarak, ucuz işgücünü sanayinin tek temel rekabet aracı haline getirmiştir. Sınai yatırımlar giderek düşmüş, istihdam açığı büyümüş, çalışanların reel gelirleri azalmıştır. Resmi söylemlerin aksine ülkemiz üretim yeteneğini kaybetmektedir.

Bu genel durum üyelerimize de aynen yansımakta, meslektaşlarımızın istihdamı da beklenen düzeyde gerçekleşmemekte, işsizliğe, düşük ücretlere, mesleki tatminsizliğe, meslek alanı dışında çalışmaya ve beyin göçüne yol açmaktadır. Birçok işletmede mühendis istihdamı azalmıştır. Reel ücretlerimiz ise giderek düşmektedir. Meslektaşlarımızın önemli bir bölümü de meslek alanları dışında çalışmaktadır. 

Ülkemizin zengin kaynaklarını ülke, kamu ve toplum lehine değerlendirecek orta ve uzun vadeli ulusal stratejiler benimsenmeli, bütçeler de bu çerçevede yatırım, sosyal devlet gereklilikleri ve toplumsal gereksinimler esas alınarak düzenlenmelidir. Ülkemiz bilim ve teknolojide yetkinleşmeli, tüm alanlarda ve tüm sektörlerde demokratik planlamayla ulusal politikalarını oluşturarak uygulamaya koymalıdır.

Üretimi, yatırımı, mühendislik uygulamalarını dışlayan bu politikalara itiraz ediyor, gelecek kuşaklara güzel bir gelecek bırakmak umudu ve inancını taşıyoruz. Geçmişten bugüne örgütlülüğümüzün kıymetli çabaları ve biriktirdikleri ülkemizin ve bizlerin karşı karşıya kaldığı sıkıntılar içinden süzülen umut ışıklarıdır. Yaşadığımız onca sıkıntı arasında, ileriye bakma ve daha çok çalışma isteği yaratan gelişmeler yol gösterici oldu. Geçmişten bugüne çalışmalarımızda teknik hizmetler,istihdam,örgütlenme, mücadele ve yönetim politikalarımızı ve çalışma anlayışını, insana, mesleğimize ve meslektaşımıza yakışır politikalarla yürüttük. Türkiye’deki üye sayısı 580 binibulan mühendis, mimar ve şehir plancısının temsilcisi olan TMMOB örgütlülüğünün içerisinde, bugün 5.000 ini geçen üye sayısıyla MMO Adana Şube yeni dönemde de üyelerinin her anlamdaki bilgi birikimlerinin ve şubemizin tüm olanaklarının en verimli ortaya çıkartılabilmesi için kolektif çalışmalar yürütecektir. ‘‘Etkin Üye Etkin Oda’’ anlayışıyla geçmişiyle barışık geleceği planlayan bir örgütlülüğü ilerletmeye devam edeceğiz.

Makina Mühendisleri Odası, yeni çalışma döneminde de, örgütünden ve üyelerinden aldığı güçle, karamsarlığa kapılmadan, tüm güçlüklere göğüs gererek, olumsuzluklara direnmesini bilecektir. Şubemizin bugün geldiği nokta üyelerimizin bugün ve geçmişte yaptığı çalışmaların sonucudur ve ortaya çıkan çalışma ortak eserimizdir. 
]]></content:encoded>
                                <image>http://yetishabercim.com/content/uploads/haberler/mmo_yoim_copy_110e50d3cbb3c6f1e13d.jpg</image>
                                <media:content url="http://yetishabercim.com/content/uploads/haberler/mmo_yoim_copy_110e50d3cbb3c6f1e13d.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="http://yetishabercim.com/content/uploads/haberler/mmo_yoim_copy_110e50d3cbb3c6f1e13d.jpg"/>
                                <enclosure url="http://yetishabercim.com/content/uploads/haberler/mmo_yoim_copy_110e50d3cbb3c6f1e13d.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>http://yetishabercim.com/mmo-adana-sube-25donem-sube-yonetim-kurulu-gorev-dagilimi-yapildi-4474</link>
                                <pubDate>Thu, 20 Feb 2020 10:45:17 +0300</pubDate>
                              </item><item>
                                <title>ÇÜ UZAYMER Gözlemevi Ülkemizde AktifGözlem Yapan Araştırma Noktalarından Biri</title>
                                <description><![CDATA[]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[UluslararasıSültasyonZamanlamaDerneği/Ortadoğu (International Occultation Timing Association / Middle East) organizasyonuveÇukurovaÜniversitesiUzayBilimleriveGüneşenerjisiaraştırmaveUygulamaMerkezinin  (UZAYMER) girişimleriileÇukurovaÜniversitesi(ÇÜ) evsahipliğinde 4 günsüren “ÇiftSistemlerveÖtegezegen(Exoplanet) GeçişlerininFotometrikİncelenmesi” çalıştayıgerçekleştirldi.

 

UZAYMER binasındaİranlıveTürkmisafirlerinkatılımıylagerçekleşenetkinlik Prof. Dr. AysunAkyüz’ünaçılışkonuşmasıilebaşladı. EtkinlikboyuncaÇiftYıldızSistemleriveÖtegezegenlerileilgiliayrıntılısunumlarveöğrencilerlebirlikteverianaliziiçinbilgisayarprogramlarıkullanılarakanlatılanteorikbilgileruygulamalıolarakyapıldı.  

 

ÇiftSistemlerveÖtegezegenGeçişlerininFotometrikİncelenmesiÇalıştayıYapıldı

Çalıştaysüresince UZAYMER UT50 Teleskobuileyapılanötegezegengözlemverilerikullanılarak, UZAYMER Gözlemevininülkemizdeötegezegenkonusundaaktifgözlemyapanaraştırmanoktalarındanbirisiolduğuvurgulandı. BilimKurulundaAtilaPoro (IOTA/Me), Prof. Dr. AysunAkyüz (ÇukurovaÜni.), Prof. Dr. ÖzgurBasturk (Ankara Üni.), Prof. Dr. Mehmet E. Özel, Doç. Dr. NazimAksaker (ÇukurovaÜni.), Arş. GörevlisiEkrem Murat Esmer (Ankara Üni.) veArş.Gör. FatemehDavoudi (IOTA/Me)’ninyeraldığı program 30 katılımcıyaverilensertifikalarınardındansonaerdi
]]></content:encoded>
                                <image>http://yetishabercim.com/content/uploads/haberler/cu_uzaymer_6_copy_39ec8833e57018b17a4a.JPG</image>
                                <media:content url="http://yetishabercim.com/content/uploads/haberler/cu_uzaymer_6_copy_39ec8833e57018b17a4a.JPG" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="http://yetishabercim.com/content/uploads/haberler/cu_uzaymer_6_copy_39ec8833e57018b17a4a.JPG"/>
                                <enclosure url="http://yetishabercim.com/content/uploads/haberler/cu_uzaymer_6_copy_39ec8833e57018b17a4a.JPG" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>http://yetishabercim.com/cu-uzaymer-gozlemevi-ulkemizde-aktifgozlem-yapan-arastirma-noktalarindan-biri-4546</link>
                                <pubDate>Thu, 27 Feb 2020 05:55:09 +0300</pubDate>
                              </item><item>
                                <title>JMO’dan “Fay yasası” talebi</title>
                                <description><![CDATA[]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası (JMO) Adana Şube Başkanı Dr. Mehmet Tatar “Türkiye’de ve Dünyada deprem etkisi altındaki mevcut binaların aktif fay hatları üzerine inşa edilmesi de çok ciddi sorundur. “Aktif fay Zonları” üzerine yapılaşmanın durdurulması için “Fay Yasası”nın acilen çıkarılmasını talep ediyoruz” dedi.

Deprem haftası nedeniyle Yönetim Kurulu adına açıklama yapan Oda Başkanı Dr. Mehmet Tatar, son zamanlarda Denizli, Manisa, Balıkesir, Elazığ, Malatya ve Van’da meydana gelen depremlerde, 50’yi aşkın vatandaşın yaşamını yitirdiğini Bin 700’ü aşkın vatandaşın da yaralandığını anımsattı.

“100 BİN BİNA “AKTİF FAY ZONLARI ÜZERİNE OTURTULMUŞ”

Depremlerde, can ve mal kayıplarının çoğunun “Aktif Fay Zonları” veya “Hatları” üzerine doğrudan oturan yerleşim birimlerinde daha ağır bir şekilde yaşandığını kaydeden Tatar , “Oda olarak yaptığımız inceleme ve araştırmalarda tespit ettiğimiz bu bilgiler endişe vericidir. 2012 yılında MTA Genel Müdürlüğü tarafından yayınlanan “Türkiye Diri fay Haritası” baz alındığında da, 18 kent merkezinin, 80’ni aşkın ilçenin ve 502’yi aşkın köyde 100.000’ni aşkın binanın doğrudan “Aktif fay Zonları” üzerine oturtulduğu belirlenmiştir” diye konuştu.

“DEPREMİN ZARARLARININ AZALTILMASI İÇİN ‘FAY YASASI’ ÇIKARILMALIDIR”

Deprem zararlarının azaltılması ve binaların oturduğu zeminlerden kaynaklanan sorunların çözümü için bazı yasal düzenlemelere acilen ihtiyaç duyulduğunu ifade eden Dr. Mehmet Tatar şöyle konuştu;

“Bu kapsamda odamız tarafından 7269 (Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısıyla Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanun) sayılı kanunda acilen değişiklik yapılarak “Aktif Fay Zonları veya Hatlarının Tehlike Kuşağı Bandı” içinde yapı yapılması gelişmiş ülkelerde olduğu gibi yasaklanmasını, mevcut yapıların ise kentsel dönüşüme tabi tutularak yıkılması ve başka alanlara taşınarak vatandaşımızın can güvenliği sağlanmasını talep ediyoruz.  

“MESLEKİ DENETİM SAĞLANMALI”

Yine 4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanunda düzenleme yapılarak zemin araştırmalarının fenni mesul yapı denetim kuruluşları tarafından ciddiye alınarak yerinde denetimi esas alacak şekilde kontrol ve denetimin gerçekleştirilmesi ile 3194 sayılı İmar Kanununda düzenleme yapılarak, kamu tüzel kişiliğine haiz meslek örgütlerinin, kamusal yarar çerçevesinde yapı üretim ve denetim süreçlerine entegre edilmesi, ilgili meslek disiplinleri tarafından üretilen “etüt ve projelerin”  mesleki denetimini sağlayarak, ülkemiz mühendislik hizmetlerinin geliştirilmesine katkı vermesi çerçevesinde yeniden düzenlenmesi gerektiği düşünüyoruz.”

“KENTLERİMİZ FİSK HAVUZU OLMAKTAN ÇIKARILMALI”

İnsanların,  can ve mal güvenliğinin sağlanması için aciliyetle “Fay yasası”nın çıkarılmasını istediklerini ifade eden Jeoloji Mühendisleri Odası Adana Şube Başkanı Dr. Mehmet Tatar sözlerini şöyle tamamladı;

“Gerek Avrupa Birliği Yapı Standartları, gerekse ABD Kaliforniya da olduğu gibi 7269 sayılı Kanunda gerekli değişiklikler yapılarak fay hatları ve zonları üzerine yapı yapılmasına yasaklama getirilerek (fay yasası çıkarılarak) ülkemiz insanının can ve mal güvenliğinin sağlanması ve kentlerimizin risk havuzu olmaktan çıkarılması gerektiği düşünüyoruz. Deprem haftası nedeniyle bir kez daha Depremin zararlarının azaltılması için çalışmaların hızlandırılmasını umuyor ve Depremlerde hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allahtan rahmet diliyorum”
]]></content:encoded>
                                <image>http://yetishabercim.com/content/uploads/haberler/fay_yasasI_copy_0dba3c3bc8426f6efb69.jpg</image>
                                <media:content url="http://yetishabercim.com/content/uploads/haberler/fay_yasasI_copy_0dba3c3bc8426f6efb69.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="http://yetishabercim.com/content/uploads/haberler/fay_yasasI_copy_0dba3c3bc8426f6efb69.jpg"/>
                                <enclosure url="http://yetishabercim.com/content/uploads/haberler/fay_yasasI_copy_0dba3c3bc8426f6efb69.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>http://yetishabercim.com/jmodan-fay-yasasi-talebi-4713</link>
                                <pubDate>Wed, 11 Mar 2020 09:17:47 +0300</pubDate>
                              </item><item>
                                <title>ÜLKEMİZ NÜKLEER ÇÖPLÜĞE DÖNÜŞTÜRÜLMESİN"</title>
                                <description><![CDATA[]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) Adana Şubesi Başkanı Mehmet MAK, nükleer santrallerin her zaman tehlike potansiyeli taşıdığını, nedeni ne olursa olsun, yapımında, işletilmesinde, atıkların depolanmasında ve sökümünde yapılacak en küçük bir hatanın, telafisinin mümkün olmayacak sonuçlara yol açacağını söyledi.

EMO Adana Şubesi Başkanı Mehmet MAK tarafındanbasın açıklaması gerçekleştirildi.


" Fukuşima&#39;lara Hayır" diyenMehmet MAK, dokuzyıl önce bugün, Hiroşima, Nagazaki ve Çernobil&#39;den sonra bir başka nükleer felaketin daha insanlığı tehdit ettiğini, 11 Mart 2011 tarihinde yaşanan deprem sonrası Fukuşima Daiçi Nükleer Enerji Santrali&#39;nde ortaya çıkan soğutma problemi ve patlama nedeniyle, santralden çevreye tehlikeli boyutlarda radyasyon salındığını, ilk önce Japonhalkının içtiği su, soluduğu hava, üzerinde yaşadığı, beslendiği toprakların ölümcül bir hal aldığını, arkasından radyasyon bulutlarının tüm dünyada geçtiği her yerdeki yaşamı etkilediğini anımsattı.

Mak, açıklamasında şu görüşlere yer verdi: 
"Nükleer enerjinin en tehlikeli, en kirli ve en kabul edilemez enerji üretim biçimi olduğunu ve hala nükleer enerjiyi savunmaya devam eden çevrelerin, kazaları ve kazaların ölümcül sonuçlarını halktan gizleyerek varlıklarını sürdürmeye çalıştıklarını bir kez daha vurguladı.

Fukuşima’da yaşananlar ileri teknoloji ülkesi olarak bilinen Japonya&#39;nın bile, bir nükleer kazaya karşı çaresiz kaldığını göstermekle kalmıyor, nükleer enerjiye sahip bütün ülkelerde hükümetlerin şeffaflıktan uzak olduklarını ve nükleerci şirketlerin çıkarları için gerçekleri gizleyerek halk sağlığınıhiçe saydıklarını kanıtlıyor. Kazanın sonuçlarını gizleyen Japon yetkililer de, Türkiye&#39;de Çernobil kazasından sonra radyasyonlu çayları halka içirmekte bir sakınca görmeyen hükümet yetkililerinden farklı değillerdi.

İnsan eliyle yaratılan felaketler listesinde birinci sırada yer alan nükleer felaketler gibi Fukuşima&#39;da da yaşananlar kader değil, kaza değil, cinayetti. Nükleer santraller var oldukça kaza görünümlü cinayetler yaşanmaya devam edecektir.

Biz biliyoruz ki; nükleer santraller her zaman nükleer tehlike potansiyeli taşımakta, nedeni ne olursa olsun, yapımında, işletilmesinde, atıkların depolanmasında ve sökümünde yapılacak en küçük bir hata, telafisinin mümkün olmayacağı sonuçlara yol açabilecektir.

Gelişmiş ülkeler enerjide nükleere bağımlılık oranını hızla aşağıya çekip, yeni ve yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelirken, işlevini tamamlamış enerji teknolojilerini de geri bıraktırılmış ülkelere aktarmaktadırlar. Nükleer enerji santralleri da bunlardan biridir."

 

"NÜKLEER TEMİZ VE GÜVENLİ ENERJİ DEĞİLDİR"
 

MAK, ülkemizin yenilenebilir enerji kaynakları açısından son derece şanslı olduğunu, siyasal iktidarın bu konuda ARGE çalışmalarına yoğunlaşacağına, nükleer santral yapmak için devletlerarası anlaşma yaptığını ifade etti. Mak, bu konuda da şöyle konuştu: 

"Nükleer enerji söylenildiği gibi ucuz değildir; hem kurulum, hem üretim-işletim, hem de güvenlik maliyetleri çok yüksektir.Nükleer enerji temiz ve güvenli değildir; bu nedenle dünyada pek çok ülke nükleer enerjiyi terk etmektedir, güvenlik ve özellikle atık sorununu çözememişlerdir. Dünyanın henüz hiçbir bölgesinde nükleer atıkların saklanması için lisanslı bir depolama alanı bulunmamaktadır. Bu atıklar yüksek ek maliyet getirmesinin yanında, yaşam ve çevre açısından çok büyük bir tehdittir. Türkiye&#39;yi ve dünyayı yeni facialara sürüklemeye, nükleer lobilerin pazarı-çöplüğü yapmaya kimsenin hakkı yoktur. Öyleyse bu kara bulutları çağırmanın anlamı ne?

Enerji politikalarında geçmişten bu yana yaşanan yanlışlara bir yenisini eklemek isteyenler yetkililer, her ne kadar nükleer santralın enerji ihtiyacından kaynaklı olduğunu savunsa da, nükleer enerji santralleri siyasi bir tercih olarak dayatılmaktadır, bu da ülkemiz tarihine düşmüş kara bir leke olarak anılacaktır.

Bilimsel veriler ve toplumsal duyarlılıklarla hareket eden kurumlarla birlikte, üzerimize düşen sorumluluğun bilinciyle halkımızı aydınlatmak amacıyla resmi yalanları değil, gerçekleri daima kamu oyunasunacağız. Nükleer santral çılgınlığına karşı doğayı ve insan yaşamını kararlılıkla savunacak, ülkemizin nükleer çöplük haline getirilmesine izin vermeyeceğiz."

 

 
]]></content:encoded>
                                <image>http://yetishabercim.com/content/uploads/haberler/emo_mehmet_mak_copy_cd4092532fb7f17b1501.jpg</image>
                                <media:content url="http://yetishabercim.com/content/uploads/haberler/emo_mehmet_mak_copy_cd4092532fb7f17b1501.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="http://yetishabercim.com/content/uploads/haberler/emo_mehmet_mak_copy_cd4092532fb7f17b1501.jpg"/>
                                <enclosure url="http://yetishabercim.com/content/uploads/haberler/emo_mehmet_mak_copy_cd4092532fb7f17b1501.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>http://yetishabercim.com/ulkemiz-nukleer-copluge-donusturulmesin-4735</link>
                                <pubDate>Thu, 12 Mar 2020 09:12:15 +0300</pubDate>
                              </item><item>
                                <title>SARIÇAM’DA SIFIR ATIK PROJESİ</title>
                                <description><![CDATA[]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan öncülüğünde başlatılan ‘’sıfır atık projesi’’ kapsamında verildi. Sarıçam Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Müdürlüğü’nce  sıfır atık projesi  başlatıldı ve  titizlikle devam ediliyor.

 Sıfır atık projesi ; israfın önlenmesi, kaynakların daha verimli kullanılması, atık oluşumunun engellenmesi ve minimize edilmesi, atığın oluşması durumunda ise kaynağında ayrı toplanması ve geri kazanımının sağlanmasını hedefleyen atık yönetimidir.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı atıkların geri dönüştürülmesinin faydalarını şu şekilde açıklamaktadır;

“ Atıkların geri dönüşüm ve geri kazanım süreci içerisinde hem maddesel hem de enerji olarak ciddi kaynakların kaybolmasına neden oluyor. Bu sebepten dolayı da Dünya üzerindeki nüfus ve yaşam standartları artması ile tüketimde de oldukça fazla artış yaşanmakta ve bu durumda doğal kaynaklarımızın üzerindeki dengesi bozmakta ,  kaynaklarımız artan ihtiyaçlara yetişememektedir. Bu nedenden dolayı son yıllarda tüm dünyada sıfır atık uygulama çalışmaları hem bireysel hem kurumsal hem de belediye genelinde yaygınlaşmaktadır.”

    Sarıçam belediyesi bu projeye göre atıkları kaynağında ayrı toplamak için mobil atık getirme merkezini kurdu, kendi personeli ile bünyesinde var olan atölyede ürettikleri mobil atık getirme merkezinde ; cam, kâğıt, plastik, metal, elektrik ve elektronik atık, atık pil, bitkisel atık yağ olmak üzere 7 ayrı atık türünü ayrı bölmelerde olmak üzere toplama imkanı sağlayan bir sisteme sahiptir.

    Sarıçam Belediye Başkanı Bilal Uludağ ;  “Mobil atık getirme merkezlerinin çevreye ve atıkların geri dönüşümüne katkısı büyük. Hem ekonomi kazanacak hem de doğal kaynaklar korunacaktır. Vatandaşlarımızın sıfır atık projesine destek vermeleri ve atıklarını doğru bölmelere atmaları konusunda duyarlı olmalarını bekliyorum. Pilot bir bölgeye konulacak sistemin çalışması takip edilerek aksaklıklar tespit edilerek ve tüm Sarıçam’da yaygınlaştırılması hedeflenmektedir.” dedi.

    Yapılan piyasa araştırmasına göre oldukça pahalı olan toplama sistemi Belediyemiz Fen İşleri Atölyesinde mobil atık getirme merkezini kendi imkanlarıyla 1/5 oranında daha ucuza mal edilerek ve Çatalan caddesinde ATM’lerin yanında vatandaşlarımızın hizmetine kullanıma sunulmuştur. Mobil atık getirme merkezlerini önümüzde ki günlerde 30 adet imal edilerek sayılarının arttırılması planlanıyor.
]]></content:encoded>
                                <image>http://yetishabercim.com/content/uploads/haberler/Img_6573_copy_24a63591c1efcc004ce1.JPG</image>
                                <media:content url="http://yetishabercim.com/content/uploads/haberler/Img_6573_copy_24a63591c1efcc004ce1.JPG" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="http://yetishabercim.com/content/uploads/haberler/Img_6573_copy_24a63591c1efcc004ce1.JPG"/>
                                <enclosure url="http://yetishabercim.com/content/uploads/haberler/Img_6573_copy_24a63591c1efcc004ce1.JPG" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>http://yetishabercim.com/saricamda-sifir-atik-projesi-4839</link>
                                <pubDate>Wed, 18 Mar 2020 22:36:07 +0300</pubDate>
                              </item><item>
                                <title>Cumhurbaşkanlığı Ekonomi Politikaları Kurulu Üyesi Hakan Yurdakul:   “Girişimcilikte Türk ve Suriyeliler arasında hiçbir ayrım yok”</title>
                                <description><![CDATA[İstanbul, Şanlıurfa, Gaziantep, Adana, Mersin, Bursa, İzmir, Ankara, Konya, Kayseri ve Hatay’dan oluşan 11 vilayette 48 sürecek olan “Sürdürülebilir Sosyo-Ekonomik Entegrasyon İçin Girişimcilik Kapasitelerinin İyileştirilmesi Projesi” (ENHANCER)  lansman etkinlikleri kapsamındaki paneller dijital platformda gerçekleşti.]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[ 

T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Avrupa Birliği ve ICMPD (Uluslararası Göç Politikaları Geliştirme Merkezi) tarafından AB’den sağlanan 26.4 milyon avro destekle start alan “Sürdürülebilir Sosyo-Ekonomik Entegrasyon İçin Girişimcilik Kapasitelerinin İyileştirilmesi Projesi” (ENHANCER)  lansman etkinlikleri kapsamında dijital platformda düzenlenen panellerde, “Dijitalleşme, Göç ve İnavasyon” odaklı çok değerli bilgi paylaşımında bulunuldu. Bu kapsamdaki panelistlerden Milletvekili Doç. Dr. Sare Aydın, Suriyeli girişimci göçmenlere ilişkin yapılan bir araştırma sonuçlarına dikkati çekerek, bundan sonra uygulanacak politikalara ışık tutacak bilgiler verdi.

 

AB’den sağlanan 26.4 milyon avroluk bütçe ile İstanbul, Şanlıurfa, Gaziantep, Adana, Mersin, Bursa, İzmir, Ankara, Konya, Kayseri ve Hatay’dan oluşan 11 vilayette 48 sürecek ve Türkiye’de geçici koruma altında olan Suriyeli mültecilerin Türklerle birlikte girişimcilik ekosistemine dahil olmasını sağlamayı amaçlayan projenin lansman etkinliği kapsamında düzenlenen giriş paneli ve 1’nci panel dijital platformda gerçekleşti. 

 

“Dijitalleşen Dünyada Sürdürülebilir Sosyo-Ekonomik Politika Çerçevesi ile Mültecilerin Entegrasyonunun Desteklenmesi” konulu giriş paneli, ICMPD Batı Balkanlar ve Türkiye Bölge Koordinatörü Tamer Kılıç’ın moderatörlüğünde gerçekleşti.HOLLANDA ÖRNEĞİ

 

Hanze Üniversitesi, Girişimcilik Merkezi ve Pazarlama Yönetimi Bölümü Öğretim Üyesi Prf. Dr. Alexander Grit, yaptığı konuşmada, göçmenlere ilişkin Hollanda’da ne gibi politikalar izlendiğine dair örnekler verdi.

 

1992’deki Yugoslavyalı mültecilerle ilgili hayata geçirdikleri uygulamalara dikkati çeken Grit, “Yugoslav göçmenlerin gelişlerinden çok fazla ders çıkardık. Bunlardan en önemlisi göçmenlerin yerli halkla entegrasyonun ne derece önemli olduğuydu. Biz bir sistem oluşturarak göçmenler arasında güçlü bir network oluşturduk.  Suriyeliler için de böyle bir network oluşturulabilir. Biz Yugoslav göçmenlere aynı zamanda eğitimler verdik. Eğitimden kastım sadece örgün değil, hayatla ilgili eğitimlerden söz ediyorum. Hollanda’daki bu iyi uygulama ile Türkiye’deki göçmenlerin de entegrasyonunu sağlamak mümkündür” dedi.Orta Doğu Teknik Üniversitesi, İktisat Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erol Taymaz da dijital iletişim üzerinde durduğu konuşmasında, bu iletişimin öneminin Covid -19 salgını sürecinde çok daha iyi anlaşıldığına dikkati çekti. 

 

 

DİJİTAL TEKNOLOJİLER ÜRETKENLİĞİ ARTTIRIYOR, MALYETLERİ DÜŞÜRÜYOR

Dijital teknolojilerin işlerin organizasyonu ve uygulanması süreçlerinde iş modellerinde köklü değişikliklere yol açtığını anlatan Taymaz, dijital teknolojilerin üretkenliği arttırdığını ve maliyetleri düşürdüğünü ifada etti. Bu sürecin aynı zamanda bir yıkım süreci olduğunu belirten Taymaz, “Yani eski teknolojiler yıkılıyor, yeni teknolojilere ayak uyduramayanlar ise ayakta kalamıyor. Bu teknolojileri kullanan girişimcilerin önünde sonsuz olanaklar açılıyor. Çünkü yeni dijital teknolojiler sayesinde pazara ulaşmak da kolaylaşıyor” dedi.

 

Taymaz, gerçekleştirilen bu etkinliğin mülteci girişimcileri desteklemek için yeni yollar bulunmasına katkıda sunacağını düşündüğünü sözlerine ekledi.

 

Hanze Üniversitesi Öğretim Üyesi Christian de Kraker ise mültecilerin sürdürülebilir girişimcilik faaliyetleri üzerinde durduğu konuşmasında, Covid - 19 salgınından sonra durumun kırılgan olduğuna dikkati çekerek, “Hollanda’da biz yeni bir metot geliştirdik. Bu metotla yeni ağlar kullanılabiliyor ve burada girişimcilere birbirleriyle yeni ortaklar kurma şansı veriliyor. Dolayısıyla bir girişimcinin kendi işletmesini oluşturma yolculuğu buradan başlayabiliyor. Biz ülkeler bazındaki networkleri uluslararası hale getirip bir çemberle bir araya getirmek istiyoruz. Bu şekilde kurulan yeni ortaklıklar güzel sonuçlar veriyor” diye konuştu.

 

DİJİTAL DÜNYANIN GÖÇMENLERE AVANTAJ VE DEZAVANTAJLARI

Dünya Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hakan Güldağ’ınmoderatörlüğünde gerçekleşen “Sosyo-ekonomik Entegrasyon için İnovasyon ve Teknoloji Politikaları Çerçevesinde Ev Sahibi Toplulukları ve Mültecileri Desteklemek” konulu 1’nci panelde Milletvekili Doç. Dr. Sare Aydın önemli bilgi paylaşımında bulundu. Milletvekili Aydın, “Teknolojik değişimler göçmenleri nasıl etkiliyor? Siz ne tür gözlemler yapıyorsunuz?  Mültecilere ne gibi katkılar sunabilir teknolojideki değişmeler?” şeklindeki soruyu yanıtlarken, önümüzdeki dönemde göçmen konusunun daha çok konuşulacağını belirtti. Son 10 yıldır kadın konusunun yanı sıra mülteci konusunda odaklandığını belirten Milletvekili Aydın, şunları söyledi:

 

 

“Dijitalleşme aslında son birkaç yıldır tartıştığımız ve bundan sonra hayatımıza daha çok girecek bir alan. Bütün hayatımız iletişimimiz bu dijital kanallar üzerinden gidiyor. İhtiyaçlarımız da dijital kanallardan gideriliyor. Bunu koronavirüs sürecinde de gördük. 

 

Dijitalleşmenin göçmenler üzerindeki etkisine değinecek olursak; bu durumun hem negatif hem pozitif etkileri var. Göçmenler, dijital medyayı kullanırken kendi haklarını, neden göç ettiklerini, siyasi baskıdan mı ? yokluktan mı ? bunu anlatmak açıdan büyük olanak sağlıyor. Bu pozitif taraf. 1950’ler ya da geçen yüzyılda haberin ulaşım hızı bu kadar değildi. Dijital kanallar üzerinden haber hızla yayılıyor. Diğer bir taraftan da siz ev sahibi olmadığınız bir ülkeye göç ederek o ülkenin kaynaklarına talip oluyorsunuz. Aslında dışarıdan birisiniz. Bu da göçmenin dijital arenaya kullanırken karşılaştığı negatif taraf. 

 

 

Göçmen kendinin geldiğini haberdar ederken, diğer taraftan da dijital medya üzerinden var olan ve yabancıları sevmeyen kesimin tepkisini çekebiliyor.  Bir tarafta negatif bir tarafta pozitif etki var. Siz varlığınızla gittiğiniz ülkeye negatif bir duygu yaratabiliyorsunuz. 

 

Göçmen zaten zor koşullardan kaçarak geliyor. Geldiklerinde her bakımdan dezavantajlı konumda oluyorlar. Dil açısından, eğitim açısından farklı kültürlere sahip olma açısından bir dezavantaj söz konusu oluyor. Bu dezavantajı avantaja dönüştürebilecekleri yer ise kendi işlerini kurmak.”

 

ARAŞTIRMA SONUÇLARI 

 Milletvekili Aydın, İstanbul’da yaklaşık 350 göçmen girişimci ile yaptıkları araştırmanın sonuçlarına da dikkati çekerek, “Mülteci girişimcilerin yüzde 78’i 28 ile 40 yaş arasında. Girişimcilerin gençlerden oluşması iyi bir şey. Buradaki en önemli handikap yasal prosedürleri bilmemeleri ve dile yatkınlıklarının olmaması. Bilgi ve becerilerinin de gittikleri ülkenin bilgi ve becerisine uyum sağlayamaması. 

 

Girişimci olmak isteyen mültecilerin öncelikle paraya ihtiyaçları var. Kaçarken getirdikleri sermayelerini teslim etmek için aile fertlerinden birini seçiyorlar. Seçilen aile bireyi ise dili öğrenmeye yatkın genç birey oluyor. Bu bireyler de 23 ile 40 yaş arasında üniversite ya da lise mezunu.”

 

GİRİŞİMCİLİĞİN YÜZDE 80’İ 6 YILDA BİTİYOR

 Milletvekili Aydın, araştırmanın diğer sonuçlarına değinirken, “Bu araştırmada biz şunu gördük; Suriyeli misafirler Iraklı, Filistinli ya da Orta Asya’dan gelenlerle birlikte girişimci oluyorlar. Yani işlerini kendileri gibi mültecilerle kuruyorlar.  Hepsi göçmen veya mülteci. Konsorsiyumu yine göçmenlerden oluşan bir girişimcilik hikayesi görüyoruz” dedi.

 

En önemli bariyerin dil olduğunu, dili iyi bildiklerinde girişimcilik serüvenlerinin ortalama 6 yılın üzerine geçtiğini belirten Milletvekili Aydın, “Genelde yüzde 80 oranda  6 yılda bitiyor. Bunların içinde üniversite mezunu olan, konsorsiyumu geniş olan, kendisi ile birlikte aileden diğer fertlerin dahil olduğu girişimciliğin ömrü daha uzun oluyor. Yani dili olan kazanıyor” bilgisini verdi. 

 

Aydın, şöyle devam etti:

 

“Bu araştırmaya dahil olan Suriyelilerin yüzde 13’ü iyi Türkçe bilirken, yüzde 60’ı orta düzeyde Türkçe biliyor. Biz bu araştırmayı İstanbul ile sınırlı tuttuk. İstanbul’da yaşayan girişimci mültecilerle bir araya gelmeye çalıştık. Devletin ilgili bakanlıkları, ilgili ticaret odalarının mevzuatlarını tamamlamış girişimcilerle görüştük. 

 

Suriyeli girişimcilerin çoğunluğu genelde küçük bakkaliye, kuaför ya da hazır giyim, tekstil gibi alanlarda yoğunlaşıyor.  Yani daha lokal daha yerel çalışabilecekleri  işletmeler olduğunu görüyoruz. Bunların ne kadarının dijital medyada olduğunu soracak olursanız; Suriyeli göçmenler dijital dünyayı kullanma noktasında yerli halk kadar fırsata sahip değiller. Onların önceliği bir mücadelenin içinden geçmek. Dijitalleşme sonraki adım olarak görülüyor.

 

 

Şu anda biliyorsunuz göçmenlerle ilgili İçişleri Bakanlığımızın bünyesinde Göç İdaresi Genel Müdürlüğü var. Bu kapsamda göçmenler kayıt olduktan sonra aynen bir Türk vatandaş nasıl girişimci oluyorsa onlar da aynı şekilde girişimci oluyorlar. 

 

Özellikle bu noktada yanlış bilgi dolaşıyor. Göçmenler vergi vermiyor, onlar stopaj ödemiyor diyorlar. Hayır böyle bir şey söz konusu değil. Bir göçmen yerleşik hale geldikten sonra bir Türk vatandaşının başvuru süreci nasıl ilerliyorsa, ödediği vergiler ne ise göçmende de aynı. Devletimiz bu anlamda girişimci olmak isteyen göçmenlere son derece açık davranıyor. Göçmen ya da mülteci fark etmeksizin girişimci olmak istediğinde hem Ticaret Bakanlığımızdan hem de ilgili Ticaret Odasından ya da Sanayi Odasından gerekli evrakların tamamlanmasında, prosedürlerin hızlanmasında mültecilere ayrı masalar oluşturularak süreç yönetiliyor. 

 

EĞİTİM VE DİL BARİYERİ

Milletvekili Aydın, sözlerini sonlandırırken, “Burada şunu söylemek istiyorum; burada sadece mülteciyi girişimci yaparak sosyo- ekonomik entegrasyonunu sağlayamıyorsunuz. Mültecinin özellikle eğitim ve dil bariyerini kaldırmak gerekiyor. Türkiye’de yapılan mülteci girişimcinin yaşama ömrü 6 yıl. Altı yılda bir şeyler yapmaya çalışıyor ama dil bariyeri gibi nedenler işi bırakmasına yol açıyor. Eğitim bu anlamda çok önemli” dedi.

 

ÜRETİM İNOVASYONLA MÜMKÜN

T.C. Cumhurbaşkanlığı Ekonomi Politikaları Kurulu Üyesi Hakan Yurdakul ise bir ülkenin büyümesinin küresel ekonomiye entegrasyonu ile mümkün olduğuna dikkati çekerek, “Küresel ticaret ve dış yatırımlar verilerine baktığımızda; Türkiye gelişmekte olan ekonomilerden çok gelişmiş ekonomiye benziyor. Tabi bunun birçok etkeni oluyor. Yani Türkiye’yi cazip kılan faktörler. Ucuz hammadde, büyük bir market olma özelliği gibi bir takım etkenler var. Üretim ise ancak inovasyon yapmakla mümkün oluyor. Bu nedenle bunu yapacak insanları desteklemek gerekiyor. Çünkü Türkiye’nin büyüme modelinde inovasyon ve teknolojinin önemli bir yeri var. Burada sadece kamu değil, özel sektörün de bakış açısı önem taşıyor” dedi.

 

Kendisinin babasının da bir göçmen ve buradaki ilk kuşak olduğunun altını çizen Hakan Yurdakul, şöyle devam etti:

 

“Türkiye çok eskiden beri 1864 Kafkas göçünden sonra beş kuşak geriye gittiğinizde bu sınırlarda doğmamış yüzde 50 bir nüfustan bahsediyorsunuz. Biz Türklüğü kan bağı ile sınırlamıyoruz, bazı etnik kökenlerle de tanımlamıyoruz, dini şeylerle de tanımlamıyoruz. Ülkemizde, girişimci olmak isteyen bireyler arasında Türk ve Suriyeliler diye hiçbir ayrım yapılmamaktadır.”

  

GÖÇ EVE KALKINMA

OECD Kalkınma Ekonomisti JasonGagnon da göç ve kalkınma konularında bir ekonomist olduğuna vurgu yaparak, “Daha önce bir panelistin söylediği gibi bir mülteciyi hemen girişimci yapmak kolay olmuyor.  Bazı kriterlerin göz önünde bulunması gerekiyor. Yaş, dil bilgisi, eğitim ve kapasitenin belirlenmesinin önemli. Hepsinde aynı beceriler yok. Bunları bilelim ki uygun stratejiler geliştirebilirim. Bunları belirledikten sonra uygun politikaların geliştirilmesi gerekiyor” dedi.

 

 

 

 

İstanbul Bilgi Üniversitesi Teknolojide Girişimcilik ve Inovasyon YL Programı Direktörü Doç. Dr. Gökçe Dervişoğlu Okandan ise kültürün önemine dikkati çekerek,   projenin adı olan ENHANCER&#39;in  yerinde bir vurgu olduğunu ifade etti. 

 

Covid-19 ile yaşanan travmayı göç ile yaşanan travmaya benzeten Dervişoğlu Okandan,  “Bu tür travmalardan sonra travma ile yüzleşme ondan sonra normale geri dönme konusunda bize yol gösterebiliyor.  Yüzleşmezsek sosyal sürdürülebilirliği sağlayamıyoruz.  Bu nedenle travma sonrası olduğu için bazı ara çözümlere ihtiyaç olabilir. Bence yetenek elimizde, Türkiye olarak teknolojik altyapımız uygun karşılıklı anlaşma ve ortak kültürün inşası,  iyi niyet ve de hoşgörü ile çok güzel örneklerin çıkacağına inanıyorum” dedi.

 

“Sürdürülebilir Sosyo-Ekonomik Entegrasyon İçin Girişimcilik Kapasitelerinin İyileştirilmesi Projesi” (ENHANCER)  lansman etkinliği, web seminerleri serisi olarak 1 Temmuz tarihine kadar haftalık olarak devam edecek. Etkinlikler, Türkiye bağlamında göç, dijitalleşme ve sosyo-ekonomik entegrasyon bağlantısına ışık tutacak.

 

  

 

 
]]></content:encoded>
                                <image>http://yetishabercim.com/content/uploads/haberler/hakan_yurdakul_copy_343eb53611b7cc249383.JPG</image>
                                <media:content url="http://yetishabercim.com/content/uploads/haberler/hakan_yurdakul_copy_343eb53611b7cc249383.JPG" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="http://yetishabercim.com/content/uploads/haberler/hakan_yurdakul_copy_343eb53611b7cc249383.JPG"/>
                                <enclosure url="http://yetishabercim.com/content/uploads/haberler/hakan_yurdakul_copy_343eb53611b7cc249383.JPG" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>http://yetishabercim.com/cumhurbaskanligi-ekonomi-politikalari-kurulu-uyesi-hakan-yurdakul-girisimcilikte-turk-ve-suriyeliler-arasinda-hicbir-ayrim-yok-5684</link>
                                <pubDate>Mon, 08 Jun 2020 00:04:49 +0300</pubDate>
                              </item><item>
                                <title>İş dünyası ‘tarım ve gıda’yı masaya yatırdı</title>
                                <description><![CDATA[ÇUKUROVA SİFED’in gerçekleştirdiği internet seminerinde koronavirüs sürecinde ‘Tarımda Yeni Normaller’ konusu irdelendi]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[milyon kişi geçimini tarımdan sağlıyor”

ADANA – Tüm sektörleri olumsuz etkileyen koronavirüs sürecinde ekonomi dünyasına online toplantılarla katkı sunan Çukurova Sanayi ve İş Dünyası Federasyonu (ÇUKUROVA SİFED) bu kez tarım sektörünü masaya yatırdı.
Zoom uygulaması üzerinden ‘Tarımda Yeni Normaller’ konulu webinar (internet semineri) ile tarım ve gıdanın pandemi sürecinde en önemli sektörlerin başında geldiğine dikkat çekildi.
Moderatörlüğünü Mersin Girişimci İş Kadınları Derneği (GİŞKAD) Başkanı, Akademisyen, Ayferi Tuğcu’nun üstlendiği seminere konuşmacı olarak; SÜTAŞ Başkan Vekili ve Türk Girişim ve İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED) Başkan Yardımcısı Serpil Veral, DİMES Genel Müdürü ve TÜRKONFED Başkan Yardımcısı Ozan Diren, Mersin Tarımsal Ürün İşleme İhtisas Organize Sanayi Bölgesi (TÜİOSB) Yönetim Kurulu Başkanı Gül Akyürek Balta’ya ve Adana Genç İş İnsanları Derneği (ADANAGİAD) Başkanı Halid Milli, konuşmacı olarak katıldı.
SÖNMEZ, BAŞARININ YOLUNU ANLATTI
Seminerin açılış konuşmasını gerçekleştiren TÜRKONFED Başkan Yardımcısı, ÇUKUROVA SİFED ve Adana Sanayici ve İşadamları Derneği (ADSİAD) Başkanı Süleyman Sönmez, Covid-19’un tüm dünya ülkelerinde olduğu gibi Türkiye’de de ağır hasarlar bıraktığını, iş dünyasının tüm planlarını ertelediğini, küçük ve orta boy işletmeler, aile şirketleri, esnaf ve sanatkarların büyük ölçüde kepenk açamadığını, 2.5 aylık süre zarfında iş dünyasında neredeyse yaprak kıpırdamadığını vurguladı.
Tüm dünyada stratejik öneme sahip tarım sektörünün de bu salgın nedeniyle büyük badireler atlattığını ifade eden Sönmez, toprağa, Adana ve Mersin’e, Çukurova Bölgesine, ülkemiz tarımına olan inançları gereği bilgiyi olabildiğince yayarak, yeni fikirler geliştirerek ama her şeyden önce tarımı önceleyerek, odaklanarak ve inanarak ilerlenmesi gerektiğini kaydetti. Sönmez, “Ancak bu şekilde başarıya ulaşabiliriz” diye konuştu.
GIDA GÜVENLİĞİNE VURGU YAPTI
Pandemi sürecinde özellikle Çukurova Bölgesi’ndeki tarım sektöründe bazı olumsuzluklar yaşandığını, gerek buğday ve narenciye, gerekse meyve bahçelerinde önce soğuk, yağmur ve don ardından gelen çöl sıcaklarının hem hububatın, sebzelerin hem de meyvelerin olgunlaşmasını engellediğini, olgunlaşmaya yüz tutmuş meyveleri de ya yaraladığını ya da dalından düşürdüğünü anımsatan Sönmez, şunları söyledi:
 “Soğan, patates ve karpuzda ithalattan kaynaklı sorunlar yaşandı. İhracat sınırlaması büyük sorun teşkil etti.Bu süreçte dünyanın en kritik sektörünün tarım ve gıda olduğu anlaşıldı. Sağlıkla ilgili çalışmaların yanında gıda üretimi için de önemli adımlar atmamız ve ülkemizin gıda güvenliğini sağlaması kaçınılmaz bir gerçek. Türkiye’nin bir gıda krizi ile karşı karşıya kalma olasılığı göz önüne alınmalıdır. Yaş meyve ve sebze üretiminde, sera ve toprak tarımında büyük tecrübe kazanan ülkemizde tarıma sunulacak yeni olanaklar, destekler büyük önem taşıyor. Tarım, gıda üretimi, paketleme, depolama, işleme, perakende ve lojistik boyutuyla gıda dağıtımında alınacak tedbirler de hayati önem taşımaktadır.
AYFERİ TUĞCU: İŞ DÜNYASI YOKSULLUĞU BİTİRMEK İSTİYOR
Seminer moderatörü Ayferi Tuğcu, tarım ve gıda güvenliğinin pandemi sürecinde öneminin bir kez daha ortaya çıktığını, Türkiye’nin bu dönemdeki konumunu sağlık, tarım ve gıda üzerine oturtması gerektiğini söyledi. Tuğcu, iş dünyasının yoksulluğu ortadan kaldırmak, refah düzeyini yükseltmek için uğraş verdiğini söyledi.
HALİD MİLLİ: ÇUKUROVA, TARIMIN BAŞKENTİDİR
ADANAGİAD Başkanı Halid Milli ise Çukurova tarımının geniş boyutları olduğunu vurguladı. Tarımın ana kaynağı iklim, su ve toprağın buluştuğu Çukurova’nın dünyanın tarıma en elverişli ovalarından biri olduğuna dikkat çeken Halid Milli, “Adam eksen adam biter sözünün anavatanı Çukurova’dır, Adana’dır. Burada çay ve fındık haricinde her şey yetişir” dedi.
Adana, Mersin ve Hatay’ı baz alarak Çukurova Bölgesi’nin Türkiye’nin bitkisel üretiminin yüzde 12’sini,  büyükbaş hayvan yetiştiriciliğinin yüzde 3’ünü, küçükbaş hayvan yetiştiriciliğinin yüzde 6’sını, örtü altı meyve ve sebze üretiminin ise yüzde 32’sini gerçekleştirdiğini dile getiren Milli, “Ülkemizde işlenen toprağın yüzde 4’ü Çukurova Bölgesi’ndedir. Çukurova, tarımsal anlamda Türkiye’nin başkentidir. Tarımda plansızlık ve yapısal sorunlar var. Örneğin turunçgilde ihracat kapıları kapandığında ya da sınırlandırıldığında ürünlerimiz çöp fiyatına satılıyor. Ayrıca ithal ürünlere para ödüyoruz. Örneğin geçen yıl yağlı tohum ithalatına 5 milyar dolar ödemişiz. Biz neden yağlı tohumları üretemiyoruz? Bu kadar dövizi neden yurtdışına akıtıyoruz? 1 milyon ton pamuk ihtiyacımız varsa neden bir milyon ton pamuğu kendimiz üretemiyoruz? Türkiye olarak önce halkımızın ihtiyacı olan stratejik ürünleri üretmeliyiz. Koronavirüs sürecindeki riskleri de göz önüne alarak planlı bir şekilde stoklu üretim deseni ve küresel iklim değişikliğine göre üretim modeli geliştirmeliyiz” diye konuştu.
GÜL AKYÜREK BALTA: İLERİ TEKNOLOJİ KULLANILMALI
TÜİOSB Başkanı Gül Akyürek Balta da, TÜİOSB olarak Mersin’in yetersiz sanayi alanlarını genişletmek amacıyla yola çıktıklarını, yurtiçi ve yurtdışında rekabet alanı oluşturarak, bölgeye ve ülkeye ekonomik anlamda kazanç sağlamak istediklerini söyledi. TÜİOSB’nin su ürünlerinin işlenmesinden, tıbbi ve aromatik, bakliyat, baharat, kuruyemiş, konserve gıda, sebze-meyve kurutma tesislerine kadar hammaddeyi mamüle dönüştürme işletmeleriyle tüm gıda sektörüne hizmet verecek şekilde planlandığını kaydeden Balta, “Gıda işleme teknolojileriyle hasat sonrası tarım ürünlerini geniş perspektifte ele alacak, maksimum katma değer yaratacak üreticileri bir araya getirdik. Gıda üretiminin geleneksel yöntemlerle devam etmesi çok mümkün görünmüyor. Geleneksel yöntemlerin artık yerini ileri teknolojiye bırakması gerekiyor” dedi.
SERPİL VERAL: TÜRKİYE, DÜNYADA TARIM-GIDA DEVİ OLABİLİR
SÜTAŞ Başkan Vekili ve TÜRKONFED Başkan Yardımcısı Serpil Veral ise yeni normalde sanayi politikasının iş dünyası üzerindeki etkisini anlattı. Türkiye tarım sektörünün uluslar arası rekabet gücünün düşük olduğunu kaydeden Veral, “Ülkemizde 28 milyon iş gücünün 5.5 milyonu tarımda çalışıyor. Yaklaşık 25 milyon kişi geçimini tarımdan sağlıyor. Dünyanın gündemindeki konu gıda güvenliği. Gıda sektörü imalat sanayinin yüzde 20’sini içeriyor ve rekabet gücü, verimliliği yüksek bir sektör. Gıda sektörü, 18 milyar dolar ihracat ile de dış ticarette fazla veren dördüncü sektör. Durum böyle olunca tarım ve gıda sektörünün koordineli çalışması gerekiyor. Bu koordinasyon sağlanabilirse Türkiye’yi dünyada gerçekten bir tarım-gıda devi yapabiliriz. Bu performansın işleyebilmesi için de bir üst koordinasyona ihtiyaç var. Üst koordinasyon oluşursa bir çok sorunu da çözebiliriz. Tarım ve gıda sektörünün hem kendi faaliyet alanındaki çeşitlilikleri hem de tedarik zincirinin oldukça geniş yapısından kaynaklanan kurumsal bir koordinasyon mekanizması oluşturulmalı. Cumhurbaşkanlığı Gıda, Tarım, Orman ve Hayvancılık Koordinasyonu Kurulu’nun kurulmasını son derece önemli buluyoruz. Bu talebimizi sayın Cumhurbaşkanımıza ilettik. Kurulun oluşmasını hızlandırmak adına Cumhurbaşkanı Yardımcısı sayın Fuat Oktay ile de konuyu görüştük ve gündeme alınmasını talep ettik” şeklinde konuştu.
OZAN DİREN: TARIMA, TÜRKİYE’NİN PETROLÜ OLARAK BAKMALIYIZ
DİMES Genel Müdürü ve TÜRKONFED Başkan Yardımcısı Ozan Diren de Çukurova’nın en önemli tarım merkezlerinin başında geldiğini söyledi. Tarım ve tarıma dayalı sanayinin aslında yerleşik hayata geçtikten sonra beraber doğan iki sektör olduğuna işaret eden Diren, şunları söyledi:
“Farkında olmadığımız bir konu var. Zaman içinde biraz para kazanmaya doğru kaydığı için gıda veya tarıma dayalı sanayi sektörü ana konusundan sapmaya başlamış. ‘Biz, ne yapıyoruz’ sorusunu sormalıyız. Farkındalık oluşturursak amacımıza ulaşabiliriz. Tarım ürünlerini doğru inovasyonla doğru yönlere kanalize etmeliyiz. Sağlık açısından olduğu kadar ekonomik açıdan da tarım sektörü çok kuvvetli bir sektör. Tarım sektörüne Türkiye’nin petrolü olarak bakmak lazım. Tarıma dayalı sanayiye baktığımızda içecek sektörü 1 milyon çiftçi ile çalışıyor, 350-400 milyon dolar arasında ihracat yapıyor. Tarım aynı zamanda kadın istihdamının yüzde 35’le en yüksek olduğu bir sektör. Tarım çevresel açıdan da dünyaya pozitif hizmet sunan bir alan. Tarım şirketlerinin düzgün üretim yapması, çevreye duyarlı, güvenilir, ülke ekonomisine katma değer oluşturacak, herkesle işbirliği yapabilecek bir yapıda olması gerekiyor.”
Diren, koronavirüs döneminde hammaddenin öneminin bir kez daha ortaya çıktığını sözlerine ekledi. Konuşmaların ardından seminere zoom uygulaması üzerinden katılan konuklar, akıllarına takılan soru işaretlerine yanıt aradı.

 

 
]]></content:encoded>
                                <image>http://yetishabercim.com/content/uploads/haberler/cukurova_sifed-webinar_7_copy_c5e6acc3c373ba6b85a8.jpg</image>
                                <media:content url="http://yetishabercim.com/content/uploads/haberler/cukurova_sifed-webinar_7_copy_c5e6acc3c373ba6b85a8.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="http://yetishabercim.com/content/uploads/haberler/cukurova_sifed-webinar_7_copy_c5e6acc3c373ba6b85a8.jpg"/>
                                <enclosure url="http://yetishabercim.com/content/uploads/haberler/cukurova_sifed-webinar_7_copy_c5e6acc3c373ba6b85a8.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>http://yetishabercim.com/is-dunyasi-tarim-ve-gidayi-masaya-yatirdi-5690</link>
                                <pubDate>Mon, 08 Jun 2020 00:19:45 +0300</pubDate>
                              </item><item>
                                <title>Dr. Tatar “Türkiye bir deprem fırtınasına yakalanabilir”</title>
                                <description><![CDATA[]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası (JMO) Adana Şube Başkanı Dr. Mehmet Tatar, 27 Haziran 1998 tarihinde meydana gelen Adana-Ceyhan depreminin 22. Yılı nedeniyle yaptığı açıklamada, Türkiye’nin 1939-1945 yılları arasında olduğu gibi bir “Deprem Fırtınası”na yakalanabileceğini belirterek, “Fay Yasasında, faylar üzerinde yapılaşmayı önleyecek şekilde düzenleme yapılmalıdır” dedi.

Ocak 2020’den bu yana Elazığ-Sivrice, Van-Başkale (İran-Hoy), Malatya-Pütürge ve Bingöl-Karlıova depremleri sonucunda 50’yi aşkın vatandaşın hayatını kaybettiğini bin 700 vatandaşın da yaralandığını anımsatan JMO Adana Şube Başkanı Dr. Tatar “Adana-Ceyhan depreminin 22. Yılında hala konutların fay hatları veya zonları üzerinde inşa edilmiş olması ders almadığımızı gösteriyor.” dedi.

“TÜRKİYE BİR ‘DEPREM FIRTINASI’NA YAKALANABİLİR”

2020 yılından başından bu yana Türkiye’de görülen sismik hareketlilik dikkate alındığında, 1939-1945 yılları arasında olduğu gibi ülkenin bir “Deprem Fırtınası”na yakalanabileceğinin düşünüldüğünü anımsatan Dr. Tatar şöyle konuştu;

“Bu kapsamda; Kuzey Anadolu Fay Zonu (KAFZ) ve Doğu Anadolu Fay Zonu (DAFZ) üzerinde sismik boşluk olarak değerlendirilen alanlar başta olmak üzere büyük depremlerin meydana gelmesine neden olabilecek alanların belirlenmesi gerekmektedir. Fay hatları ile fay zonları üzerinde yer alan yerleşim birimlerinden başlamak üzere gerekli kentsel yenileme/dönüşüm çalışmalarının başlatılması gerekmektedir. Yapılan araştırmalar ülkemizde, Mw.6.0 ve üzeri büyüklükte deprem üretecek 500’ü aşkın fay hattı ve zonu tespit edilmiş olup, çok sayıda yerleşim birimi, bu fay hatlarının üstüne veya hemen yakınına kurulmuştur. Bu nedenle Türkiye Büyük Millet Meclisinin acilen 7269 sayılı yasada gerekli fay yasası düzenlemesini yaparak, aktif fay hatları veya zonları üzerine yapı yapılmasını engellemelidir.”

“KENTSEL DÖNÜŞÜM RANTSAL DÖNÜŞÜM OLDU”

Kentsel dönüşümün ‘rantsal’ dönüşüme evrildiğini ifade eden Dr. Tatar “Az katlı binalar ‘riskli bina’ olarak tespiti yapılarak yıkılmakta ve yerine çok katlı binalar yapılmaktadır. Kentsel dönüşüm, bilimsel çalışmalar yapılarak tespit edilen bölgelerde ve alan bazında olmalıdır. Eski binayı yıkıp yerine çok katlı bina yapmakla kentsel dönüşüm olmaz. Bu olsa olsa rantsal dönüşüm olur. Deprem açısından da riskli zemin olan alüvyon zeminlerde çok katlı yapılaşmadan kaçınılmalıdır.”diye konuştu.

“İLGİLİLERİ BİR KEZ DAHA BİLGİLENDİRİYOR VE UYARIYORUZ”

Ulusal bir afet yönetim sisteminin oluşturulması yönünde gayretler olduğunu ancak hala sorunlar bulunduğunu aktaran TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası (JMO) Adana Şube Başkanı Dr. Mehmet Tatar, önerilerini şöyle sıraladı;

“Birçok kurum ve kuruluşu ilgilendiren, çok aktörlü ve çok disiplinli afet yönetim sistemi içerisinde merkezi yönetim, yerel yönetim, kamu tüzel kişileri, sivil toplum kuruluşları, özel sektör ve halkın, sistemin her aşamasındaki (zarar azaltma, önceden hazırlık, müdahale ve iyileştirme) görev, yetki ve sorumlulukları arasında akılcı dengeler, rol ve görev dağılımları oluşturulmalıdır. Sürdürülebilir, etkili ve verimli bir yönetim yapısı geliştirilmelidir. Biliyoruz ki, doğa kaynaklı olan depremleri önlememiz mümkün değildir, ancak, depremlerin birer afete dönüşmesini engellemek bizim elimizdedir. Çözümün bir parçası olan jeoloji mühendislerinden yeterince faydalanılması gerekmektedir. Bir kez daha ilgilileri uyarıyor, bu eksikliklerin yaşanacak felaketlerin sonuçlarının daha vahim olmasına davetiye çıkaracağını belirtiyoruz.”

 

 

 
]]></content:encoded>
                                <image>http://yetishabercim.com/content/uploads/haberler/whatsapp_Image_2020-06-24_at_211014_1_9fa6372dd8e11dc21cb2.jpeg</image>
                                <media:content url="http://yetishabercim.com/content/uploads/haberler/whatsapp_Image_2020-06-24_at_211014_1_9fa6372dd8e11dc21cb2.jpeg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="http://yetishabercim.com/content/uploads/haberler/whatsapp_Image_2020-06-24_at_211014_1_9fa6372dd8e11dc21cb2.jpeg"/>
                                <enclosure url="http://yetishabercim.com/content/uploads/haberler/whatsapp_Image_2020-06-24_at_211014_1_9fa6372dd8e11dc21cb2.jpeg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>http://yetishabercim.com/dr-tatar-turkiye-bir-deprem-firtinasina-yakalanabilir-5874</link>
                                <pubDate>Mon, 29 Jun 2020 11:33:43 +0300</pubDate>
                              </item><item>
                                <title>Dijital Ticaret Fuarı açıldı</title>
                                <description><![CDATA[MÜSİAD Adana Şubesi Başkanı Burhan Kavak, Türkiye’nin ilk bölgesel ‘Dijital Ticaret Fuarı’nın internet ortamında açıldığını söyledi. Kavak, fuarla 14 sektörden 122 şirketin ürün ve hizmetlerini sanal ortamda dünyanın dört bir yanına tanıtma imkânı bulduğunu kaydetti. ]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[Korona salgını dolayısıyla iptal edilen birçok fuar ilgiyi sanal fuarcılığa yöneltti. MÜSİAD Türkiye’nin ilk bölgesel dijital fuarın açılışını yaptı. MÜSİAD Genel Başkanı Abdurrahman Kaan’ın online görüntülü bağlanarak açılış konuşması yaptığı dijital fuar iş dünyasından yoğun ilgi gördü.

www.musiadbolgeselticaretfuari.com adresinden ücretsiz olarak ziyaret edilebilen fuarın 10 Temmuz’a kadar online olarak açık kalacağını belirten MÜSİAD Adana Şubesi Başkanı Burhan Kavak, “Covid-19 iş yapış biçimlerimizi değiştirdi. Şu an fuarcılıkta dünyanın en etkin fuarları bile yapılamıyor. Ama şirketlerin dünya ticareti çerçevesinde tanıtım çabası da devam ediyor. İçerisinde Adana’mızın da bulunduğu ağırlıklı olarak Akdeniz Bölgesi şirketlerinin yer aldığı ilk dijital fuarımızın açılışı yapıldı. Şu an tıpkı fiziki olarak gerçekleştirilen fuarlarımız gibi sanal ortamda şirketlerimizin stantları gezilebiliyor, ürünleri incelenebiliyor, firma hakkında her türlü bilgi alınabiliyor. Stantta online ortamda hazır bulunan firma yetkilisiyle görüşme yapılabiliyor. Yeni dönemde dijital fuarcılığın daha da gelişeceğine inanıyorum. Bu hem sağlık hem etkin tanıtım hem de fuar için harcanan yüksek maliyetlerin düşmesi bakımından çok yararlı olacak. İş insanlarımızın Türkiye’de ilk kez gerçekleştirilen MÜSİAD 1’inci Bölgesel Dijital Fuarı’nı ziyaret etmelerini öneriyorum” dedi.

Dijital fuarın ilgi görmeye devam ettiği sürece sanal altyapısının daha da gelişeceğine dikkat çeken Kavak, bu yıl 18-21 Kasım 2020 tarihlerinde gerçekleştirilecek MÜSİAD EXPO Fuarı’nın da eşzamanlı olarak hem fiziki hem sanal ortamda gerçekleştirileceğini sözlerine ekledi.
]]></content:encoded>
                                <image>http://yetishabercim.com/content/uploads/haberler/musiad_1_bolgesel_dijital_ticaret_fuari_acildi_1_copy_01998a30c13c77ca49b0.JPG</image>
                                <media:content url="http://yetishabercim.com/content/uploads/haberler/musiad_1_bolgesel_dijital_ticaret_fuari_acildi_1_copy_01998a30c13c77ca49b0.JPG" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="http://yetishabercim.com/content/uploads/haberler/musiad_1_bolgesel_dijital_ticaret_fuari_acildi_1_copy_01998a30c13c77ca49b0.JPG"/>
                                <enclosure url="http://yetishabercim.com/content/uploads/haberler/musiad_1_bolgesel_dijital_ticaret_fuari_acildi_1_copy_01998a30c13c77ca49b0.JPG" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>http://yetishabercim.com/dijital-ticaret-fuari-acildi-5949</link>
                                <pubDate>Wed, 08 Jul 2020 00:26:41 +0300</pubDate>
                              </item><item>
                                <title>Bilim gençlerin ayağına gidecek</title>
                                <description><![CDATA[Büyükşehir ile Güney Rotary, 400 mahallede, 1458 okulu kapsayacak Bilim Otobüsü projesi için protokol imzaladı

]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[Adana Büyükşehir Belediyesi, Adana Güney Rotary Kulübü ile Bilim Otobüsü projesinin protokolünü imzaladı.Gençlerin bilgiye daha sağlıklı ve hızlı ulaşımı için hayata geçirilmesi planlanan projenin imza töreni Adana Belediye Başkanı Zeydan Karalar, Güney Rotary Kulübü Dönem Başkanı Dr. Fatma Akdoğan ve Yönetim Kurulu Üyeleri Ebru Songül Yalçın ve Bayram Aycan Aktürk, Adana Büyükşehir Belediyesi Gençlik Spor Hizmetleri ve Basın Daire Başkanı İsmail Güneş’in katılımıyla gerçekleşti. İmza töreninde bilim otobüsünün teknik altyapısını hazırlayacak TRS TurkishRobotics Genel Müdürü Hakan Akdeniz de hazır bulundu.

İmza töreninde konuşan Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar, “Eğitimle ilgili Türkiye Cumhuriyeti’nin Kurucusu Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk, eğitimin doğru değerlendirilmesi halinde bir ülkeyi uygar, müreffeh, gelişmiş bir hale getirebileceğini, aksi halde ise gelişmemiş, geri kalmış bir ülke ortaya çıkabileceğini söyler. Biz de eğitimle ilgili bir projeye destek vermiş olmanın mutluluğunu yaşıyoruz” dedi.

                                                                                               

Başkan Zeydan Karalar’ı tebrik eden Rotary yetkilileri, “400 mahallede 1458 okulda hayata geçirilecek projenin eylül ayında hayata geçeceğini düşünüyoruz. Bu projeye destekleriniz ve eğitime her zaman verdiğiniz desteği taktirle karşılıyoruz” dediler.

Proje kapsamında Büyükşehir Belediyesi tarafından temin edilecek olan otobüsün içi Güney Rotary Kulübü tarafından robotik, STEM vb teknolojik imkanlar ile donatılacak. Bu otobüs özellikle kırsal bölgedeki çocuk ve gençlere bilimi sevdirecek.
]]></content:encoded>
                                <image>http://yetishabercim.com/content/uploads/haberler/gu_ney_rotary_kulu_bu_I_le_bI_lI_m_otobu_su_I_mza_protokolu_copy_2bf2d7694e4dfc840ce2.JPG</image>
                                <media:content url="http://yetishabercim.com/content/uploads/haberler/gu_ney_rotary_kulu_bu_I_le_bI_lI_m_otobu_su_I_mza_protokolu_copy_2bf2d7694e4dfc840ce2.JPG" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="http://yetishabercim.com/content/uploads/haberler/gu_ney_rotary_kulu_bu_I_le_bI_lI_m_otobu_su_I_mza_protokolu_copy_2bf2d7694e4dfc840ce2.JPG"/>
                                <enclosure url="http://yetishabercim.com/content/uploads/haberler/gu_ney_rotary_kulu_bu_I_le_bI_lI_m_otobu_su_I_mza_protokolu_copy_2bf2d7694e4dfc840ce2.JPG" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>http://yetishabercim.com/bilim-genclerin-ayagina-gidecek-6130</link>
                                <pubDate>Thu, 23 Jul 2020 03:52:01 +0300</pubDate>
                              </item><item>
                                <title>“Türkiye, depreme hazırlıklı mı?”</title>
                                <description><![CDATA[Jeoloji Yüksek Mühendisi, CHP Adana Milletvekili Dr. Müzeyyen Şevkin, Adana ve Türkiye’deki olası depreme karşı bakanlıkları uyardı

]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Adana Milletvekili, Jeoloji Yüksek Mühendisi Dr. Müzeyyen Şevkin, İçişleri ile Çevre ve Şehircilik Bakanlıklarına özelde Adana, genelde Türkiye’deki olası depremlere karşı uyarılarda bulundu.

İki bakanlığa ayrı ayrı soru önergesi sunan Dr. Şevkin, bakanlıkların zaman kaybetmeden ‘Deprem Fay Yasası’ ile ilgili çalışma yapması gerektiğini vurguladı.

Adana’da afet yönetimi kapsamında önleme ve zarar azaltma ile hazırlık bağlamında yapılan çalışmaları sorgulayan Dr. Şevkin, deprem haritasının yenilenmesi ve zemin etütlerini de içeren deprem risk haritasının zaman kaybedilmeden hazırlanmasının önemine işaret etti.

ÖNEMLİ UYARILARDA BULUNDU!

18 Nisan 1996 tarihli ve 96/8109 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile yürürlüğe giren “Türkiye Deprem Bölgeleri Haritası”nın, Afet ve Acil Durum  Yönetimi Başkanlığı (AFAD) Deprem Dairesi Başkanlığı tarafından yenilendiğini, 18 Mart 2018 tarih ve 30364 sayılı Resmi Gazete’de yayımlandığını hatırlatan Dr. Şevkin, Adana’nın 1996 yılındaki haritaya göre birinci derece, 2018 yılında yenilenen haritaya  göre ise ikinci derece deprem kuşağında yer aldığına dikkat çekti. 1998 yılında meydana gelen, Richter ölçeğine göre 6.3 büyüklüğündeki Adana-Ceyhan depreminde 45 kişinin hayatını kaybettiğini, bin 500’den fazla kişinin yaralandığını, 76 bin konut ve işyeri yıkıldığını dile getiren Dr. Şevkin, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum tarafından şu sorulara yanıt verilmesini istedi:

“Adana ilimizde Afet yönetimi kapsamında ‘Önleme ve Zarar Azaltma’ ile ‘Hazırlık bağlamında yapılan çalışmalar nelerdir? Adana ilimizde kamu yapılarının deprem dayanıklılık analizleri yapılmış mıdır? Adana ilimizde kamu yapılarının depreme karşı güçlendirilme çalışması yapılmış mıdır? Risk taşıyan binaların kaç adedinde güçlendirme çalışması yapılmıştır? Deprem haritasının yenilenmesi ve zemin etütlerini de içeren deprem risk haritası hazırlanması yolunda bakanlığınızın herhangi bir çalışması var mıdır? Bakanlığınızın, ‘Deprem Fay Yasası’ ile ilgili bir çalışması olacak mı?”

 
]]></content:encoded>
                                <image>http://yetishabercim.com/content/uploads/haberler/msevkin_3_6d3497a5801ed2d77bb7.jpg</image>
                                <media:content url="http://yetishabercim.com/content/uploads/haberler/msevkin_3_6d3497a5801ed2d77bb7.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="http://yetishabercim.com/content/uploads/haberler/msevkin_3_6d3497a5801ed2d77bb7.jpg"/>
                                <enclosure url="http://yetishabercim.com/content/uploads/haberler/msevkin_3_6d3497a5801ed2d77bb7.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>http://yetishabercim.com/turkiye-depreme-hazirlikli-mi-6399</link>
                                <pubDate>Wed, 02 Sep 2020 09:41:02 +0300</pubDate>
                              </item><item>
                                <title>JMO’dan fay yasasına şartlı destek!</title>
                                <description><![CDATA[]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası (JMO) Adana Şube Başkanı Dr. Mehmet Tatar, toplumun, doğa kaynaklı afetlere karşı hazır hale gelmesi ve gerekli önlemlerin alınması için talep ettikleri “Fay Yasası”nın Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) gündemine gelecek olmasından memnuniyet duyduklarını söyledi. Dr. Tatar “Ancak fay yasası, kamu yararı çerçevesinde, afet risklerini önceleyen bir yasa olarak çıkarılmalıdır” dedi.

Jeoloji Mühendisleri Odası olarak toplumun doğa kaynaklı afetlere karşı güvenli ve hazır hale gelmesi için talep ettiği “Fay yasası”nın çıkarılması için bazı siyasi parti grupları ile Milletvekillerinin tekliflerini TBMM’ye sunduğunu anımsatan Dr. Tatar “Ayrıca Sayın İçişleri Bakanı tarafından basına ve kamuoyuna, ‘önümüzdeki dönem bir fay yasasının çıkarılması için çalışmalara başlanıldığı’ yönünde açıklama yapılması,  afet risklerini en aza indirmek amacıyla mücadele veren bizleri mutlu etmiştir.”dedi.

“FAY YASASI ÇIKARILIRKEN DİKKATE ALINMASINI İSTEDİĞİMİZ ÖNERİLERİMİZ”

Jeoloji Mühendisleri Odası (JMO) Adana Şube Başkanı Dr. Mehmet Tatar, çıkarılması planlanan ve kamuoyunda “Fay Yasası” olarak bilinen deprem, heyelan, çığ düşmesi ve sel gibi doğa kaynaklı olayların afete dönüşmemesi için yapılaşmaya getirilecek kısıtlamaları kapsayan 7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısıyla Alınacak Tedbirlere Dair Kanun’da değişikliği için önerilerini de sıraladı. Dr. Tatar oda olarak önerilerini şöyle sıraladı;

“7269 SaYILI KANUN YENİDEN DÜZENLENMELİDİR”

“7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısıyla Alınacak Tedbirlere Dair Kanun “afet öncesi, sırası ve sonrası” yapılacak iş ve işlemlere açıklık getirecek şekilde yeniden düzenlenmelidir. Yine kanunun 2 nci maddesi “….yapılacak özel jeolojik araştırmalar sonucunda” aktif olduğu tespit edilen fay hatları ve zonları üstüne yapı yapılamayacağı mutlaka vurgulanmalı, ayrıca “DSİ Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanacak  taşkın tehlike ve risk haritalarına göre taşkın riski yüksek olan alanlar ile heyelan, çığ ve kaya düşmesi tehlikesi ile karşı karşıya bulunan alanların yapılaşmaya açılmayacağı”  şeklinde düzenlenmelidir.

“AFET RİSKLİ ALANLARA YAPI RUHSATI VERİLMESİN”

3194 sayılı İmar Kanunu’nun 5. Maddesindeki “mekansal strateji planı” tanımı içine, “sağlık ve afet politikaları”  kavramı da alınarak  madde “…..ekonomik, sosyal, sağlık, çevre ve afet politikaları…” şeklinde yeniden düzenlenmeli, yine 8. maddeye  ek fıkra  düzenlemesi yapılarak “ 7269 sayılı yasaya göre afet riski bulunan alanlar “ imar planlarına işlenmeli ve imar planları kapsamı içinde yapılaşmaya açılmayacağı” vurgulanmalı ve 22. maddesine yapılacak revizyonla “ruhsat vermeye yetkili belediye ve valiliklerin” 7269 sayılı yasaya göre “afet riskli alanlar içinde bulunan parsellere yapı ruhsatı verilmemelidir.

“KONTROL VE DENETİM HİZMETLERİNİN YÜRÜTÜLECEĞİ AÇIKÇA YAZILMALI” 

4708 sayılı Yapı Denetimi Kanunun 3. Maddesinde düzenleme yapılarak, binaların oturduğu zeminler için yapılacak jeolojik araştırmaların “yerinde denetimi esas alacak şekilde kontrol ve denetim hizmetlerinin yürütüleceği” açıkça belirtilmeli, ayrıca söz konusu kanuna ek madde ilavesi ile aktif fay zonları, dere yatakları, taşkın, heyelan,  kaya ve çığ düşmesi sınırları içinde yer alan alanlar içinde yapılacak olası yapıların proje müellifliğini veya fenni mesuliyetini üstlenen mühendis ve mimarlara yönelik “caydırıcı işlemlerin tesis edileceğini” belirtir düzenleme yapılmalıdır.

“RİSKLİ ALANLARDA ,’KAMUSAL KENTSEL DÖNÜŞÜM’ HIZLANDIRILMALI” 

Aktif fay zonlarının üstü, dere yatakları, taşkın, heyelan, çığ ve kaya düşmesi tehlikesi alan sınırları içinde kalan yapılar öncelikle 6306 sayılı “Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkındaki Kanun” kapsamına alınarak kamusal bir anlayışla kentsel dönüşüm çalışmaları hızlandırılmalı, ancak afet riskli alanlar içinde bina veya konutu bulunan vatandaşlarımızın mağdur edilmemesi için uygun alanlarda barınma ihtiyaçlarının devlet tarafından karşılanacağı çözüm önerileri geliştirilmelidir.

“BELEDİYELER RİSKLİ ALANLARI YEŞİL ALAN DIŞINDA KULLANDIRMASIN”

5393 sayılı Belediye Kanunu ile 5213 sayılı Büyükşehir Belediyeleri Kanununda değişiklik yapılarak, aktif fay hatlarının üstü, dere yatakları, taşkın alanları, heyelan çığ veya kaya düşmesi tehlikesi yaşanacak alanların yeşil alan kullanımı dışında, hiçbir amaçla kullanılmayacağı, bu alanları farklı amaçla kullanıma açanlara yönelik idari ve cezai yaptırımların uygulanacağına yönelik düzenlemeler yapılmalıdır.

“TAPU KANUNU DEĞİŞTİRİLEREK, RİSKLİ ALANLARDAKİ YAPILAR, ALINIP SATILAMASIN”

634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu, 2644 sayılı Tapu Kanunu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda değişiklik yapılarak, kanunun yürürlük tarihinden sonra aktif fay hatlarının üstü, dere yatakları, taşkın alanları, heyelan, çığ veya kaya düşmesi tehlikesi bulunan alanlarda yapılacak yapıların alım, satım ve devir işlemlerinin yapılamayacağına ilişkin kısıtlayıcı düzenlemeler gerçekleştirilmelidir”

“FAY YASASI KAMU YARARI ÖNCELİKLİ ÇIKARILMALIDIR”

Kamu yararı çerçevesinde, afet risklerini önceleyen bir fay yasası çalışmasına her türlü destek ve katkıyı vermeye devam edeceklerini vurgulayan Jeoloji Mühendisleri Odası (JMO) Adana Şube Başkanı Dr. Mehmet Tatar, “Sonuç olarak; yukarıda vurgulanan düzenlemeleri içeren bir ‘Fay Yasası’na  “Evet” diyoruz. Aksi takdirde rant politikaları yaklaşımını temel alan, yapı denetim kuruluşları ile ve beton lobisinin istem ve çıkarları doğrultusunda yapılacak bir ‘fay yasası’nın toplumu doğa kaynaklı afetlere karşı koruması mümkün olamayacağına inanıyoruz” diyerek sözlerini tamamladı. 

 
]]></content:encoded>
                                <image>http://yetishabercim.com/content/uploads/haberler/whatsapp_Image_2020-09-08_at_184533_copy_e465d97b45158f4e51d1.jpeg</image>
                                <media:content url="http://yetishabercim.com/content/uploads/haberler/whatsapp_Image_2020-09-08_at_184533_copy_e465d97b45158f4e51d1.jpeg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="http://yetishabercim.com/content/uploads/haberler/whatsapp_Image_2020-09-08_at_184533_copy_e465d97b45158f4e51d1.jpeg"/>
                                <enclosure url="http://yetishabercim.com/content/uploads/haberler/whatsapp_Image_2020-09-08_at_184533_copy_e465d97b45158f4e51d1.jpeg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>http://yetishabercim.com/jmodan-fay-yasasina-sartli-destek-6470</link>
                                <pubDate>Wed, 09 Sep 2020 10:25:26 +0300</pubDate>
                              </item><item>
                                <title>Rektör Prof. Dr. Tuncel Eczacılık Fakültesinde İncelemelerde Bulundu</title>
                                <description><![CDATA[]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[Göreve yeni atanan Rektör Prof. Dr. Meryem Tuncel, Çukurova Üniversitesi kampüslerini ve birimlerini ziyarette bulunarak akademik ve idari personelle tanışıp bilgi alıyor. Bu kapsamda Rektör Prof. Dr. Tuncel, Eczacılık Fakültesini ziyaret etti.

 

Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Hayri Levent Yılmaz, Prof. Dr. İlter Ünlükaplan ve daire başkanlarıyla Eczacılık Fakültesini ziyaret eden Prof. Dr. Tuncel, fakülte binasında incelemelerde bulundu. Fakültenin idari / akademik birimleri ile eğitim ve öğretim altyapısının gerçekleştiği laboratuvarları inceleyen Prof. Dr. Tuncel, alt yapının güçlendirilmesi için yapılması gereken çalışmalar hakkında Dekan Prof. Dr. Nuran Öğülener’le görüş alışverişinde bulundu.

 

ÇÜ Eczacılık Fakültesi Puan Sıralamasında Türkiye Genelinde 9. Sırada

Akademik ve İdari personel ile pandemi kurallarına uygun şekilde konferans salonunda buluşan Rektör Prof. Dr. Tuncel’e Dekan Prof. Dr. Öğülener kısa bir sunum yaptı. Türkiye genelindeki eczacılık fakülteleri sıralamasında 2020 yılında Çukurova Üniversitesinin 468 puanla 9. sırada olduğunu belirten Prof. Dr. Öğülener, “5 adet amfi, 2 derslik 5 interaktif modüler derslik, 2 uygulama eczanesi, 6 öğrenci, 33 araştırma ve 1 adet merkez laboratuvarı, kütüphane ve hobi odalarıyla fakültemiz altyapısı ve eğitim kalitesini yükseltmek amacıyla bu eğitim öğretim yılında da tüm gücümüz ve deneyimimizle çalışacağız” dedi.

ÇÜ Eczacılık Fakültesinde eğitimin birinci yıldan beşinci yıla kadar 12 uygulamalı dersin laboratuvarda verilerek devam ettiğine değinen Prof. Dr. Öğülener, eczacılık programı eğitiminin yüzde 60’ının laboratuvar derslerinden oluştuğunu söyledi.

 

Rektör Prof. Dr. Tuncel:“Araştırma Üniversitesi Olma Yolunda Hızla İlerleyeceğiz.”

Rektör Prof. Dr. Meryem Tuncel öğrenci ve araştırma odaklı eğitimin gereklerini yerine getirmek için Rektörlük bünyesindeki imkanlar doğrultusunda Eczacılık Fakültesi altyapısının daha da geliştirilmesi için çalışacaklarını söyledi.

Gelecek yıllarda Çukurova Eczacılığın Türkiye genelinde ilk 5 sıra içerisinde yer almasını umut ettiklerini ifade eden Prof. Dr. Tuncel,Çukurova Üniversitesinin akademik, araştırma ve geliştirmeye daha çok önem vererek Araştırma Üniversitesi olma yolunda hızla ilerleyeceklerini söyledi.
]]></content:encoded>
                                <image>http://yetishabercim.com/content/uploads/haberler/eczacilik_ziyaret_5_4a35be0ffe34db8478e0.JPG</image>
                                <media:content url="http://yetishabercim.com/content/uploads/haberler/eczacilik_ziyaret_5_4a35be0ffe34db8478e0.JPG" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="http://yetishabercim.com/content/uploads/haberler/eczacilik_ziyaret_5_4a35be0ffe34db8478e0.JPG"/>
                                <enclosure url="http://yetishabercim.com/content/uploads/haberler/eczacilik_ziyaret_5_4a35be0ffe34db8478e0.JPG" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>http://yetishabercim.com/rektor-prof-dr-tuncel-eczacilik-fakultesinde-incelemelerde-bulundu-6474</link>
                                <pubDate>Wed, 09 Sep 2020 10:37:18 +0300</pubDate>
                              </item><item>
                                <title>Çukurova Üniversiteli Bilim İnsanlarından Bir Başarı Daha</title>
                                <description><![CDATA[]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) Karataş Turizm İşletmeciliği ve Otelcilik Yüksekokulu Öğretim ÜyesiProf. Dr. Oya Berkay Karaca ve Doğu Akdeniz Tarım Araştırma Enstitüsü’nden Dr. Celile Aylin Oluk’uneditörlüğünü yaptığı “TraditionalCheesesfromSelectedRegions in Asia, Europe and South America” adlı kitap Dünya Yemek Kitapları Yarışması’nda finale kaldı.

 

3 ayrı kıtadan 6 farklı ülkeye ait peynirlerin kayıt altına alındığı “TraditionalCheesesfromSelectedRegions in Asia, Europe and South America” adlı kitap, uluslararası tanınırlığı yüksek Dünya Yemek Kitapları Yarışması’nda (Gourmand World CookbookAwards 2021) 150 ülkeden 983 katılım içinden Dairy, MilkandCheese (mandıra, süt ve peynir) kategorisine seçilen 11 finalistten biri ve Türkiye’yi bu kategoriden temsil eden tek kitap oldu.

 

13 Bölümde 110 Geleneksel Peynir Çeşidi 

Yarışmayla ilgili bilgi veren Prof. Dr. Oya Berkay Karaca, değerlendirme sürecinin devam ettiğini duyurdu. Kitapta Makedonya, Karadağ, Hırvatistan, Brezilya, İran ve Türkiye’deki 16 üniversiteden 37 bilim insanının katkılarının yer aldığını bildiren Prof. Dr. Karaca, 13 bölümde 110 geleneksel peynir çeşidi anlatıldığını ifade etti.

 

Türkiye’nin 7 Bölgesine Ait Peynirler Akademisyenler Tarafından Anlatılıyor

Prof. Dr. Karaca, “Türkiye’nin 7 bölgesine ait peynirlerin akademisyenler tarafından yazıldığı yabancı yayınevinden çıkan ilk kitap olma özelliğini de taşımaktadır. Aynı zamanda kitap sürdürülebilir gıda üretimi ve gastronomi açısından geleneksel peynirlerin gelecek nesillere aktarımının sağlanması için üretim yöntemlerinin, ürün özelliklerinin (fiziksel, kimyasal, mikrobiyolojik, duyusal vb.) ve resimlerinin yer aldığı önemli bir bilimsel kaynak niteliğindedir. “ dedi.
]]></content:encoded>
                                <image>http://yetishabercim.com/content/uploads/haberler/peynir_kitabi_copy_e8571968fbaeeeb9bd0a.jpg</image>
                                <media:content url="http://yetishabercim.com/content/uploads/haberler/peynir_kitabi_copy_e8571968fbaeeeb9bd0a.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="http://yetishabercim.com/content/uploads/haberler/peynir_kitabi_copy_e8571968fbaeeeb9bd0a.jpg"/>
                                <enclosure url="http://yetishabercim.com/content/uploads/haberler/peynir_kitabi_copy_e8571968fbaeeeb9bd0a.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>http://yetishabercim.com/cukurova-universiteli-bilim-insanlarindan-bir-basari-daha-6704</link>
                                <pubDate>Wed, 07 Oct 2020 09:43:12 +0300</pubDate>
                              </item></channel></rss>